Partili Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’yle Meclis’in “etkinliğinin azaldığı” yaşanarak görülüyor. En başta Meclis’in denetim yetkileri zayıflatıldı. Güvenoyu, gensoru ve bütçe üzerindeki veto yetkisi fiilen ortadan kaldırıldı.
Yeni sistemle cumhurbaşkanının kararnameler ve kararlar yoluyla Meclis’ten daha güçlü bir konuma geldiği eleştirilerin eleştiriler sürerken, iktidar cephesi ilk yıllarda sistemin “revize, rehabilite ve restore edilebileceğini” savunuyordu. Bugün ise aynı iktidar, sistem sayesinde “daha etkin ve hızlı kararlar alındığını” iddia ediyor. Muhalefet ise “ülkenin tek adam yönetimine geçtiğini ve güçler ayrılığının ortadan kalktığını ve bu yüzden güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçilmesi gerektiğini” savunuyor.
Bu tartışmaların gölgesinde Meclis, son aylarda toplantı ve karar yeter sayısı bulunamadığı için fiilen çalışamıyor. İktidar, muhalefetin sık sık karar yeter sayısı istemesi sebebiyle Meclis’in çalışamadığını ileri sürerken; muhalefet ise kendi verdikleri kanun teklifleri görüşülürken bile AKP’li vekillerin Genel Kurul’a gelmemesini eleştiriyor.
Netice ortada: Meclis çalışamıyor.
Meclis bütçe kanunu ve en düşük emekli aylığına bin liralık artış (Bahçeli’nin ifadesiyle sefalet ücretine) dışında kanun çıkaramadı. İktidar vekilleri, ülkenin ve milletin faydasına dahi olsa, muhalefetin araştırma ve soruşturma önergelerini reddetmekten geri durmuyor.
***
“BİRLEŞİMİ KAPATIYORUM”
Geçtiğimiz hafta da tablo değişmedi.
AKP’nin teklifi üzerine 23 Ocak’ta çalışma kararı alınmasına rağmen “Başkanlık Divanı teşekkül etmediği” gerekçesiyle Genel Kurul çalışamadı.
Aynı durum geçen hafta da tekrarlandı.
Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ve Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ, Salı, Çarşamba ve Perşembe günleri kürsüye çıkmasına rağmen yeterli çoğunluk sağlanamadığı için oturumlar açılamadı.
Kurtulmuş ve Bozdağ her seferinde şu ifadeleri kullandı: “Evet, değerli milletvekilleri, TBMM’nin 51’inci Birleşimini açıyorum. Başkanlık Divanı teşekkül etmediğinden çalışmalarımıza başlayamıyoruz. Bu sebeple, alınan karar gereğince kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için yarın saat 15.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum…”
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, genel kurul salonundan yaptığı videoda, Meclis’in AKP’li milletvekillerinin toplu halde Genel Kurul’a gelmemesi sebebiyle toplanamadığını belirtti. Emir, “AKP Grubu bir haftalık tatil kararı istedi, biz kabul etmedik. Millet çözüm beklerken TBMM tatil yapamaz” diyerek duruma tepki gösterdi.
Ağır ekonomik kriz, emeklilerin ve çalışanların geçim mücadelesi, Suriye’deki gelişmeler, ABD Merkez Komutanlığı İran’la ilgili tansiyonun yükseldiği bir dönemde, uçak gemisinin Ortadoğu’da konuşlandırıldığını duyurmasıyla bölgede gerilim artarken, Meclis’in okulların sömestir tatiline paralel biçimde fiilen “sömestir tatiline” girmesi anlaşılır değil…
***
ANKARA’DA SİYASET TRAFİĞİ
Meclis’in fiilen çalışmadığı bugünlerde, Ankara’da siyasî trafik hız kazanmış durumda, gelişmeler yaşanıyor.
Erken seçim tartışmalarının arttığı son günlerde partiler arası temaslar sıklaştı; genel başkanlar düzeyindeki görüşmeler dikkat çekiyor.
Pazartesi günü, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i ziyaret etti. Salı günü, DEM Parti Eş Genel Başkanları ve Özel’e görüştü. Çarşamba günü Arıkan, Erbakan’la; Perşembe günü Özel, Dervişoğlu’yla; Cuma günü ise Özel, Erbakan’la bir araya geldi.
Öte yandan, kabinede değişiklik yapılacağına dair kulisler de yeniden hareketlendi.
Bu yıl içinde bir erken seçim ihtimali yüksek görülmese de Türk siyasetinde bir günün bile uzun olduğu unutulmamalı. Temmuz ayında çalışanlara ve emeklilere yüksek oranlı bir zam yapılıp, ardından Kasım’da erken seçime gidilmesi neden mümkün olmasın?
Erdoğan’ın anayasa gereği erken seçim şartıyla yeniden aday olabilme ihtimali de hesaba katıldığında, uzak da olsa erken seçim senaryosu tamamen göz ardı edilemez.