Yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklar (3Y) toplumu maddi ve manevi olarak etkileyen üç önemli problem. Bu üç sorun milleti derinden etkileyen, neticeleri itibariyle toplumu içten içe kemiren sorunlar. Yasaklar konusunda çok şey söylemeye gerek yok. Birçok yasak hâlâ devam ediyor ve bunlar sürekli olarak gündemimizde. Yolsuzluklar konusunda ise sürekli gündemi meşgul eden iddialar var.
Bugün üzerinde durmak istediğimiz başlık ise yoksulluk olacak. Fakirin daha fakir, zenginin daha zengin olduğu durumlarda yoksulluğun artması kaçınılmazdır. Özellikle yolsuzlukların artması yoksulluğun başlıca sebepleri arasındadır.
Bu konuda geniş çaplı bir araştırma yapıldı. Bir sivil toplum ve yardım kuruluşu olan Cansuyu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği tarafından yapılan “Türkiye’de Yoksulluk Algısı Araştırması” adlı çalışmada yoksulluğun boyutları, nasıl oluştuğu ve önlemenin yolları detaylı şekilde araştırılmış.
Öncelilikle yoksulluğunsebeplerine bir bakmak lâzım. Ekonomik durgunluk ve düşüşler, düşük ücret, işsizlik, adaletsiz gelir dağılımı, yolsuzluk, devletin aslî görevlerine geri dönmemesi ve eğitim en önemli sebepler olarak sıralanabilir.
Özellikle son yıllarda küresel krizlere de bağlı olan işsizlik ve gelir dağılımındaki bozukluklar ülkemizdeki yoksulların sayısını artırıyor. Zira katılımcıların yüzde 64,8’i yoksulluğun en temel sebebini işsizlik olarak görürken, yapılan iş karşılığında hak edilen ücretin alınmadığını düşünenlerin oranı ise yüzde 19,9 olarak karşımıza çıkıyor. Yeterli eğitim imkânlarından mahrum olanların işgücü piyasası dışında kalarak yoksulluğa itildiğine inanan yüzde 10,6 oranındaki katılımcılar da bu hesaba eklendiğinde, sonuç itibarıyla işsizliğin yoksulluğu üreten birinci neden olarak görüldüğü söylenebilir.
Araştırmayı yapan Cansuyu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin Genel Başkanı Mustafa Köylü, Türkiye’de yoksulluğun temel sebebinin uygulanmakta olan ekonomik modeller olduğunu düşünüyor. “Modelde zengin ile yoksulun arasındaki uçurum gittikçe derinleşecek ve sınıf kültürü oluşacaktır. Felâket diye adlandırabileceğimiz bu sorunun oluşmaması için sisteme rağmen çalışıp yaralarımızı sarmamız gerekiyor” diyor. Yoksulluk Türkiye’nin en ciddi sorunlarından biri olmasına rağmen, ne yazık ki bu konuda yeterli bir çalışma yapılmadığını vurguluyor.
Araştırma, yoksul ailelerle yapılan görüşmeler sonucunda yoksulluğun ailelerin yaşantılarını nasıl olumsuz etkilediğine ilişkin sonuçları da ortaya koydu. Yoksul ailelerin büyük bir kısmı elektrik, su gibi faturalarını ödeyemediğini dile getirmiş. Hatta yardım alıp da bu yardım malzemelerini pişirme imkânı olmayan kişilerin dahi olduğu görülmüş. Örneğin kumanya yardımı alan bir kişi, mutfak tüpü olmadığı için yemeklerini pişiremiyor. Yoksulların ev kiralarını ödeyememeleri ise başka bir sorun. Yoksul vatandaşların karşı karşıya olduğu bir diğer sorun ise hasta veya engelli çocuklarının bakım ve tedavilerini yaptıramamaları.
Bazı STK’ların ve devlet kurumlarının aylık olarak açıkladıkları yoksulluk sınırlarına bakılırsa Türkiye’deki yoksulluk oranının hayli yüksek olduğu görülebilir. Hele hele asgari ücretin açlık sınırının altında olması ve bu maaşla çalışanların sayısının milyonları bulması yoksulluğun boyutunu ortaya koyuyor. Ankete katılanların yaklaşık yarısının (yüzde 47) aylık gelirinin 500-1000 TL arasında yoğunlaşması da bunun ispatı oluyor.
Hükümet kaynakları ekonomideki iyileşmeyi ballandıra ballandıra anlatırken gerçeğin öyle olmadığı da ortaya çıkıyor. “Son bir yılda ekonomik durumunuzda nasıl bir değişim yaşandı?” sorusuna, katılımcıların yarısından fazlasının (yüzde 63,5) “kötüleştiği” yönünde cevaplar vermeleri düşünülmesi gereken bir gerçek. Bunun yanı sıra “son bir yıl içinde ekonomik durumunun iyileştiğini düşünenlerin” oranının sadece yüzde 4,4’te kalması fakirin daha fakir zenginin de daha zengin olduğunu gösteriyor. Araştırmada, bu oranlar birlikte değerlendirildiğinde, toplumun yaklaşık olarak üçte ikisinin son bir yıl içinde ciddi anlamda gelir kaybına uğradığı görülüyor.
Devletin özellikle de belediyelerin ve yardım kuruluşlarının yaptıkları yardımların yoksulluğu önlemede çare olmadığı da araştırmada ortaya çıkan bir başka sonuç. Öyleyse yoksulluğu önlemek için neler yapılabilir. Buna bir bakmak lazım.
Ankete katılanların büyük bir kısmı (yüzde 42’si) yoksulluğu önlemenin en önemli yolunun bir iş bulmak olduğunu düşünürken, daha sonra nakit para ve konut yardımı yapılmasının da faydalı olacağı görüşünü belirtmiş. Meslek eğitimi ise yoksulluğun önlenmesi için başka bir önemli etken olarak sıralanmış. Yani çözüm balık yemeyi değil balık tutmayı öğretmekten geçiyor. İşsizliği önlemek için yeni yatırımlar, yeni istihdam alanları oluşturulmalı.
Yoksulluğu önlemenin bizce en önemli yolu da insanların birbirlerine yardım etmesinden geçiyor. Peygamberimizin (asm) “Komşusu aç iken, kendi tok olan bizden değildir” hadis-i şerifi düstur olarak alınırsa yoksullukla mücadelede önemli bir mesafe kaydedilebilir. Peki bu önemli konuda ne kadar duyarlıyız? Komşumuzun açlığı ile ne kadar ilgilenebiliyoruz. Durup bir düşünelim.
NOT: Cansuyu Derneği Genel Başkanı Mustafa Köylü ile bu araştırma çerçevesinde yaptığımız röportajı önümüzdeki günlerde yayınlayacağız inşaallah.