Yılların kangreni durumunda olan ömür boyu nafaka kuralını Anayasa Mahkemesi nihayet iptal etti ve Meclise süre verdi.
Şimdi Türkiye Büyük Millet Meclisi bu iptal kararını ve gerekçelerini de dikkate alarak yeni bir düzenleme yapacak. Hayırlı olsun.
Sebepleri, sonuçları, hangi çözümün daha uygun ve adil olduğu gibi hususlar bu yazımızın konusu değil.
Mevzumuz da bakışımız da başka.
Adalet Bakanı Akın Gürlek kararla ilgili olarak şu garip değerlendirmeyi yapmış:
“Anayasa Mahkemesinin, Türk Medeni Kanunu’ndaki ‘süresiz nafaka’ düzenlemesine ilişkin verdiği iptal kararını, adalet ve hakkaniyet ilkeleri adına son derece kıymetli buluyoruz. AYM’nin tanıdığı yasal süreci de dikkate alarak, bir tarafı ömür boyu adil olmayan bir yükümlülük altında mağdur etmeyen, hakkaniyete uygun yeni yasal düzenlemeyi yüce Meclisimizin takdirine sunacağız. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye Yüzyılı’nı adaletin ve toplumsal huzurun yüzyılı kılmak adına reform adımlarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.”
Gariplikleri sayalım.
Birincisi, yanlış bilmiyorsak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi diye bir sistem(!) yürürlükte ve dolayısıyla artık bakanlıklar kanun ya da tasarı teklifçisi değil. Teklifi milletvekilleri ya da parti grupları hazırlayıp sunuyor.
Dolayısıyla Adalet Bakanının ve Bakanlığının Meclise kanun teklifi sunmak gibi bir yetkisi de vazifesi de yok. Zaten AYM de vazifeyi Meclise verdi.
İkincisi, Erdoğan reformist ise ve Bakanları bunu kararlılıkla sürdürecekse 25 senedir iktidarda olanlar bu kangren hakkında neden Anayasa Mahkemesinin bir karar vermesini beklediler?
Acaba bütün üyelerini Erdoğan’ın seçip atadığı bir AYM, üyelerinin yarısından fazlasını Erdoğan’ın seçip görevlendirdiği bir TBMM’den daha mı kral!
Bu konuda -ve benzeri konularda- TBMM’nin parti gruplarının ya da vekillerin kanun teklifleri AKP tarafından neden nazara alınmadı?
Demek, “TBMM öldü, yaşasın yeni kral AYM!”
Üçüncüsü, Anayasa Mahkemesi’nin gördüğünü TBMM üyeleri fazlasıyla görmüş olmalıydı. Neden görmedi? Neden görmezden geldi?
Neden her ay bütçeden kafalarına göre ve ama hep yüksek tarifeden ödenek alıp duruyorlar. Üstelik adına da maaş diyerek!
Neden? Neden? Neden?
Bu soruların cevabını TBMM Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş mu yoksa AKP Genel Başkanı Yakalanmış mı vermeli?
Dördüncüsü, Sayın Bakan “AYM’nin iptal kararı adalet ve hakkaniyet ilkelerine uygun” dediğine göre Medeni Kanundaki ömür boyu nafaka hükmü adaletsiz demektir.
Eskisi gibi Adliye Vekili olsaydı belki bunu soramazdık, ama şimdi kendisi “adaletin bakanı” olduğuna göre ve görünür ve yaygın bir adaletsizliği göremeyene “bakan” denilemeyeceğine göre soralım:
Madem yetkileri de var, hem kendisi ve hem de selefleri bu adaletsizliği giderme hususunda neden bunca zaman beklediler?
Bu adaletsiz kanun hükmünün bugüne kadar topluma ve fertlerine verdiği zararı kim nasıl telafi edecek?
Bu gecikmenin sorumluluğunu üstlenmekten ve en azından bir özür dilemekten kaçmak ama Türkiye Yüzyılı parıltıları saçmak nasıl bir aklın ürünüdür?
Sonuç:
Kendi iradesini elinde tutup gösteremeyen, hatta parti başkanlarının siyasî iradesi ile dahi hareket edemeyen ve “doğruyu yapabilmek” için Erdoğanist AYM’den karar ve kâdir Bakan’dan talimat bekleyen bir TBMM, Türkiye Büyük Devlet Meclisi olarak anılmaktan başka ne işe yarar?