"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Demokrasi ile gelip otoriterleşmek

Mehmet Pekel
23 Kasım 2020, Pazartesi
Günümüz demokrasilerinin özellikle son yıllarda karşı karşıya kaldığı en büyük handikaplarından birisi de, demokratik yollardan iktidara gelip, gücü ele geçirdikten sonra iktidar nimetlerinden hiçbir şekilde vazgeçmemek ve hükmetmenin dayanılmaz cazibesine kapılarak yönetme ihtirasına yenik düşmektir.

Birçok ülkede görülen; iktidarların güç zehirlenmesi ile ortaya çıkan muhalefete tahammül edememe, tenkitlere hazımsızlık ve istişare mekanizmalarının devre dışı kalması ile kendini gösteren patolojik bir tablodur bu. Seçim sonuçları ile kamuoyunda yakaladığı çoğunluk rüzgârı, o iktidarları sanki ülkede yalnız kendileri yaşıyormuşçasına çoğulculuktan uzaklaştırıp, taraftarları ile birlikte farklı düşünenleri yok sayma sürecini başlatır. Bu da toplumsal huzursuzluklara, sonuçta sosyal ve siyasal kargaşaya sebep olur. Bu gerçek; “Cemiyetin kuvvetiyle hâkim (hükmetme) ve mütehakkim (baskıcı) olmamaktır. Zira tahakkümat-ı siyasiyenin (siyasî baskının) lezzetiyle herkes sermest (kendinden geçiyor) oluyor, vazgeçmek istemiyor” 1 satırları ile 100 yıl öncesinden ifade edilmiştir.

Hükmetme arzusu; insana doğuştan verilen üç duygudan biri olan öfke duygusunun sevki ile ortaya çıkan ve bu duygunun ifratla buluşmasından kaynaklanan bir sonuçtur. Öfke duygusu bizi dış hücumlardan ve haksızlığa uğramaktan koruyan bir kalkan olarak verilmiştir.

Eğer bu öfke meyli ifratla buluşursa tehevvür mertebesi ile birlikte istibdada ve tahakküme evrilir. Tarih içindeki bütün zulümlerin ve tahakkümlerin tehevvür mertebesindeki öfke duygusundan kaynaklandığı görülür. İnsanlığın huzuru için bu duygunun vasat ölçüsü olan ve istibdada dönüşmeyen şecaat mertebesi ile buluşması sağlanmalıdır. “İstibdat (baskı) o kadar fena bir şey iken, niçin herkes bir çeşit ile onu irtikap (yapardı) ederdi” sorusuna verilen “İçinde tefer’unun (firavunlaşmanın) lezzet-i menhusesi (pis lezzeti) ve tahakküm (baskı) ve tehevvüs-i nemrudane (Nemrutçasına heveslenme) vardı.” 2 ifadeleri bu büyük meselenin insan fıtratındaki karşılığıdır. Çözümü ise; gerekirse dinî ve dünyevî hukuku için canını verme, başkalarının hukukuna da kayıtsız şartsız saygılı olma formülünden geçer.

Bu mesele derinlemesine analiz edildiğinde; ülke yönetiminde oluşan toplumdaki fay hatları, iktidar ve muhalifleri şeklinde kırılırken, millet olmanın getirdiği sinerji de kaybedilmektedir.

Bugün en yakıcı problemlerden biri de iç ve dış düşmanlar gibi olağanüstü abartılı değerlendirmeler ile hürriyetlerin güvenlik politikalarına feda edilmesi tehlikesidir. “Beka sorunu”, ”kamu düzeni” gibi mülâhazalar ile otoriterleşme taşları döşenerek hürriyetler adım adım ortadan kaldırılmakta, demokratik değerler aşındırılmaktadır.

Gelişmekte olan ülkeler için bütün bu riskler, orta gelir ve orta demokrasi tuzağına düşülmesine sebep olmakta, onlarca yıl süren kaynak, enerji, motivasyon kaybı ile gelişmemişlik sonucunu doğurmaktadır. Türkiye, bu süreçte 2009 yılında 12.300 dolar fert başına düşen millî gelir, 5,76 puan olan demokrasi endeksi; 2018 yılı itibariyle 8.500 dolar millî gelir ve 4,37 puanlık demokrasi endeksine gerileyerek, 167 ülke arasında 110. sıraya düşmüştür. 2020 yılı itibariyle bu kayıplar daha da yüksek seviyelerdedir.

Bütün bunları çözmek için; ferdî hak ve hürriyetler, yargı bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü, adaletin sağlanması, kuvvetler ayrılığı, hesap verilebilirlik, şeffaflık, fırsat eşitliği Avrupa birliği müktesebatına uyum gibi ana başlıklarla demokratik hukuk devleti barınağına sığınılması gerekir.

Bu sığınak ta hürriyet-i şeriye (İslâmiyete uygun hürriyet) ve meşrûtiyet-i meşrûa (Şeriata uygun meşrûtiyet) ve adalet-i mahza (hakikî adalet) idealleri ile inşa edilebilir.

Dipnotlar:

1) Eski Said Dönemi Eserleri, s. 94.

2) A.g.e., s. 233.

Okunma Sayısı: 1284
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ahmet Necdet Hocaoğlu

    23.11.2020 23:47:04

    Kıymetli abimin yazısı çok güzel olmuş.Şahane tebrikler.Allah razıolsun.

  • Rıdvan Ercan

    23.11.2020 21:52:04

    Tebrikler.

  • Ali

    23.11.2020 13:10:25

    Çare sandıkta.Millet her şeyi biliyor son kredilerin bitmesini bekliyor..Sıkıntı yok.

  • Oğuz Yiğiter

    23.11.2020 09:49:14

    İçinde bulunduğumuz tabloyu; insanda yerleştirilen üç temel duygudan biri olan öfke duygusunun istikamet üzere kullanılamadığı taktirde, yönetim anlamında ucunun nerelere uzanabileceğini, demokrasiden otoriterliğe dönüşümün nasıl gerçekleştiğini, orijinal bir üslupla anlatan güzel bir makale. Tebrikler, dualar...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı