Ramazan gelmeden birkaç gün önce evimizde tatlı bir heyecan başladı. Renkli kâğıtlardan ay ve yıldızlar keserek evimizin bir köşesini süsledik. Duvarımıza “Hoş Geldin Ramazan” yazısı astık. Evimiz sanki küçük bir bayram yerine döndü.
İlk teravihim
Bu yılın ilk teravihini kılmak üzere mahallemizdeki camiye gittik. Giderken tanıdığım birçok komşumuzun ve çocuklarının da camiye gittiğini gördüm. Hava soğuktu ve yağmur yağıyordu ama herkes bayrama gider gibi mutlu görünüyordu. Camiye yaklaşırken yatsı ezanı okundu. Cemaatle hem yatsı namazını hem de teravih namazını kıldık. Tesbih ve duaların sonunda huzur içinde evimize döndük. Heyecan burada bitmedi daha sahur var.
İlk sahurum
Sahuru düşünerek uyumaya çalıştım ama sanırım çok az uyudum. Olsun yine de hemen kalktım, bu geceyi kaçırır mıyım? Peygamber Efendimiz (asm), "Sahur yapınız, zira sahurda bolluk-bereket vardır." buyurmuştur. (Buhârî, Savm) Sahur yemeğimi yerken bu hadisin manasını düşündüm.
Ramazanın her ânı bereketti. Bu bereket sadece yediğimiz rızıklara değil bize iyi gelecek her şeye. Zamanımız bereketleniyor, sevapların karşılığı kat kat arttığı için amellerimiz bereketleniyor, ömrümüz bereketleniyor. İlk sahurumda bunları tefekkür ettim. Nasıl mübarek ve önemli bir ayın içinde olduğumu fark ettim ve şükrettim.