"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bizde siyaset dersi var, siyasetçilik derdi yok..

Mikail YAPRAK
23 Aralık 2021, Perşembe
Bu gazetenin her zaman ve her vesileyle, hem de yakın çevresinden siyasetçilikle itham edildiğini okurlarımız iyi bilirler.

Yani bu gazetenin Bediüzzaman’ın fikirleriyle siyaset âlemine dersler vermesi, derdi siyasetçilik olanlara dert olmuş. Buna sebep; bu gazetenin her vesileyle nazara verdiği; “din, vatan ve millet namına” olan ve menfaat odaklı olmayan; demokrasi, hürriyet, hak, hukuk endeksli ve Nur mahreçli siyaset dersleridir!

Bu gazete de iktidarların dümen suyuna girip; gelen ağam, giden paşam deseydi, siyasetten menfaat sağlama yönüne gitseydi, bazı dostların itirazına belki maruz kalmayacaktı, ama “Nur’un medyadaki dili” olma vasfını da kaybedecekti.

Hep dedik ve diyoruz: Millet ve devlet adına iş yapan siyasetçiler ve bürokratlar önce kendilerini ıslah etmeliler. Çünkü onların hata ve günahları, çalıp çırpmaları millet adına telâfisi mümkün olmayan zararlara yol açıyor.

Yani Ziya Paşa’nın dediği gibi:

“Onlar ki lâf ile dünyaya verirler nizamât.. 

Bin türlü teseyyüp bulunur hanelerinde.”

Siyasetçiler, kendi şahsî ve dünyevî menfaatlerine öncelik verdikleri sürece, onları seçenler de, “bizi de görün” derdiyle onların yakalarından düşmezler..

Cenab-ı Hak, bizleri, menfaat üzerine dönen çarklara ezdirmesin. Ehl-i dünyaya ve ehl-i siyasete muhtaç etmesin ve yüz suyu döktürmesin. Amin.

“BEN BALONCU DEĞİLİM”

Bediüzzaman ömrü boyunca maddî ve dünyevî menfaatlere zerre kadar kıymet vermemiştir. Ayağına kadar gelen makama ve mala da tekme vurmuştur. Bırakınız dünyevî ve maddî menaati, Risale-i Nurlar’ı uhrevî menfaatine bile alet etmekten uzak durmuştur. Zira iman dersleri o kadar hâlis ve safî olmalıydı ki, iman kurtarma hizmetinde başka hiçbir şey ona perde ve gölge olmasın.

Bu hakikate binaen, onun şahsını mübarek ve manevî makam sahibi bilip, ondan keramet bekleyenlere de “iyi” bakmamış. Yeri gelmiş, “Ben kendimi beğenmiyorım, beni beğenenleri de beğenmiyorum” diyebilmiştir.

Bu hususta gerek Külliyatta müteaddit derslere, gerekse kendisiyle mülâki olan yüzlerce şahitlerin ifadelerine muhatap oluyoruz.

İşte, Eskişehir hapsinin şâhitlerinden olan Kemal Taner’in şahitliği buna çok bariz bir misal oluyor.

O günlerde Kemal Taner, Ankara Hukuk Fakültesinde talebe iken Eskişehir adliyesinde de avukatlık stajı yapıyormuş. Bu vesileyle gerek mahkemeye, gerekse hapishaneye rahatlıkla girip çıkıyormuş. 

 Bediüzzaman’la aralarında geçen bir konuşmayı şöyle naklediyor: “Hapishaneye yanına görüşmeye gitmiştim, namazı yeni kılmış, tesbih çekiyordu. Elini öptükten sonra kendilerine dedim: ‘Efendim, size bir çok keramet gösterir, diyorlar. Halbuki ben sizden herhangi bir harika hâl görmedim. Eğer böyle bir şey gösteriyorsanız, bana da gösterin, meselâ şu elinizdeki tesbih kendi kendine yürüsün.’

“Bediüzzaman tebessüm etti. Bana temsilî şu hikâyeyi anlattı:  “Bir adamın çok sevdiği, sevimli, sevgili bir tek oğlu varmış. Adam bu kıymetli yavrusuna, çok değerli bir hediye almak için, kuyumcu dükkânına götürmüş, çok çeşitli elmas ve mücevherattan hangisini beğenir ve isterse oğluna alacakmış.”

“Mücevherat dükkânında, kuyumcu adam, dükkânı süslemek için; tavana, çok çeşitli renklerde, kırmızı, yeşil, mavi, mor, pembe, sarı her renkte büyük balonlar asmış. Çocuk dükkâna girince mütemadiyen tavandaki balonlara bakarak, ‘Baba ben bu balonlardan isterim.’ diye tutturmuş, başlamış ağlamaya. Adam, ‘Oğlum, ben sana çok pahalı ve kıymetli, elmas, mücevher alacağım.’ diyormuş. Çocuk ise, ‘Ben balon isterim’ diye ağlayıp duruyormuş.”

Bu misali bana anlatan Bediüzzaman, sözlerine devamla: “Ben Kur’ân’ın elmas ve mücevherat dükkânının bekçisiyim, dellalıyım. Ben baloncu değilim. Benim dükkânımda, benim pazarımda, Kur’ân’ın ebedî ve ölümsüz elmasları var. Ben bunlarla meşgulüm. Ben Kur’ân nurunu ilân ediyorum, balonculuk yapmıyorum.” dedi.

“Bediüzzaman’ın ne demek istediğini anlamıştım, yaptığım hareketten dolayı mahcup olmuştum.” 1

Dipnot:

1- bkz. Necmeddin ŞAHİNER, Son Şahitler-II

Okunma Sayısı: 2006
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ahmet Şimşek

    23.12.2021 09:17:06

    Siyaset ne diyor, siyâsî menfaat ne diyor : "12 ay vade ile 100.000 ₺ yatır. Sana, vade sonunda enaz 113 bin ₺ vereceğim. Hem de kur ne kadar artarsa o kadar daha fazla da vereceğim." diyor. Peşinden de "BU FAİZ DEĞİLDİR" diyor.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı