"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yakup Cemil Özkan’ın kamburu

Misbah ERATİLLA
24 Nisan 2020, Cuma
Yakup Özkan, 1929 yılında Kuleönü kasabasında DDY’de görev yaparken Risale-i Nurlar’la tanışır ve bir zaman sonra Bediüzzaman Hazretleri’nin Barla’da olduğunu öğrenir. Bir arkadaşı “Bediüzzaman Hazretleri’ni ziyarete gideceğim sen de gelir misin?” deyince o da gitmeye karar verir.

Yakup Özkan iyi derecede Osmanlıca bildiğinden kısa süre içinde Risale-i Nurlar’ı okur. Risaleleri okudukça Bediüzzaman’ı görme isteği artarak devam eder. Gece yarısından sonra arkadaşı ile katır arabası sırtında Barla’ya doğru yola çıkarlar. Arabacı korku içinde Barla’ya girerken ihtiyaten Yakup ve arkadaşının üzerini bir örtü ile örter. Sabah namazı vaktinde Bediüzzaman’ın evinin önünde arabadan inerler. Bediüzzaman’ın kaldığı odaya girdiklerinde Bediüzzaman Hazretleri’ni günlük yaptığı vird ve zikirleri okurken bulurlar. Yakup ve arkadaşı odanın bir köşesine çekilip Bediüzzaman Hazretleri’nin okuduğu vird ve zikrin bitmesini beklerler. Bediüzzaman gelenlere hafifçe dönüp onlara baktığında Yakup, Bediüzzaman Hazretleri’ni beyaz cübbe içinde beyaz sakallı olarak görür. Kendi kendine “Hocanın sakalsız olduğunu söylemişlerdi” diye içinden geçirirken tekrar ona baktığında normal halini görür. 

Bediüzzaman vird ve zikirlerini bitirdikten sonra onları yanına çağırır ve tanışma faslında Yakup Özkan, Kuleönü’nde demiryollarında çalıştığını söylediğinde Bediüzzaman, “Ruhumun tayeranında bir tarafım hep Kuleönü’ne çekiyordu, demek ki orada sen vardın Yakup kardeşim.” der ve onu talebeliğe kabul ettiğini söyler. 

Yakup Özkan’ın devlet memuru olduğunu öğrenen Bediüzzaman zarar görmemesi ve yüz güzelliğinden olacak ona Cemal ismini verir. Bu sebeptendir ki Risalelerde Yakup Özkan’ın adı Yakup Cemal olarak geçer. Yıllarca takip edilip evi devamlı aranmasına ve talan edilmesine rağmen hiçbir zaman tutuklanmaz. Bütün polis kayıtlarında aranan Yakup Cemal olur. Yakup Cemal, yıllar sonra bu olanların Bediüzzaman Hazretleri’nin bir kerameti olduğunu belirtir. 

Yakup Cemal, Bediüzzaman Hazretleri’ni daha sonra birçok kez ziyaret eder. Bir ara iki üç gün Bediüzzaman Hazretleri’nin evinde kalır. O süre içinde ekmeğini pişirir. “Ekmek elimde taş gibi, ama ağzımda ipek gibi olurdu.” diye yıllarca anlatırdı. O günlerde ibriğini kapar, abdest almasına yardımcı olurdu. Gözlerinin içine ise hiç bakılmazdı diye her seferinde gözyaşları içinde anlatırdı. Yakup Cemal bir ara oğulları Orhan ve İlhan’ı yanında götürür ve onlara Bediüzzaman’ın ellerini öptürür. 

Bediüzzaman Hazretleri Yakup’a oğullarının isimlerini sorduğunda Orhan ve İlhan der. Bediüzzaman Hazretleri “Hasan, Hüseyin koysaydın” der. Yakup Cemal, yıllar sonra doğan torunlarının adlarını “Hasan ve Hüseyin” koyarak içindeki o hasreti dindirir. 

Yakup Cemal, Bediüzzaman Hazretleri’ni gördüğü o ilk görüşmeden sonra aklı ve kalbi Bediüzzaman’da kalır. O günden sonra gece gündüz demeden Risaleleri yazar. O ilk görüşmeden sonra Yakup’un kalbi ve zihni Bediüzzaman ve Risale-i Nur’la yeniden döşendi. Bu şevk ve aşk hiç sekteye uğramadan son nefesine kadar 58 yıl devam etti. O nasıl bir buluşma ki 58 yıl o muhabbet hiç tükenmedi ve gittikçe arttı. Yakup, Risaleleri tanıdıktan sonra sürekli aşk ve şevkle faaliyet içinde oldu. Evine büyük çaplı üç baskın yapıldı. Bir zaman sonra baskınlardan bıkan Yakup, “Artık yeter ne olursa olsun!” diyerek Risale-i Nurlar’ı odanın ortasında bulunan masanın üstüne, çocukların ders kitaplarını da onların üstüne koyar. Polislerin bütün baskınlarında masa üstündeki kitaplara bakmadan çıkıp gittiler. Bu arada baskınlardan yakınan Yakup’un hanımı kocasına sürekli “Böyle olmaz!” diye sitemde bulunur. Bu sitemini birkaç defa tekrar edince birden vücudunun içten sıkıştığını hisseder ve “Bir daha Yakup Cemal’e karışma!” diye bir ses duyduktan sonra bir daha Yakup’a karışmaz. Yakup Cemal, Risale-i Nurlar’ı aşkla ömrünün her dakikası boyunca okur ve yazar. Bu sürekli yazma sonucu sağ omuzu kamburlaşır. 

Yakup Cemal gençliğinde köyde çobanlık yaparmış ve köyün en fakirlerindenmiş. Aynı zamanda köyün en yakışıklısıymış. Kayınpederi Yakup’u sevmiş kızını köyün yakışıklı fakir çobana vermiş. Yakup aynı zamanda köyde eski ve yeni Türkçeyi çok iyi yazan okuyan tek kişiymiş. Yakup evlendikten bir ay sonra, bir imtihana girer ve Devlet Demir Yolları (DDY) sınavını kazanarak memur olarak işe başlar. İlk görev yeri Antep Fevzi Paşa olur. Daha sonra Kuleönü, Nazilli ve son olarak Denizli’de görev yapar. Yakup Cemal 1960 yılında DDY’den emekli olur ve Risale-i Nur hizmetine dört elle sarılır. Yakup emekli olduktan sonra da devamlı takipte olur, ama hiç tutuklanmaz. Yakup Cemal’in ismi Risale-i Nur’da dört defa geçer. Bir mektupta Bediüzzaman Hazretleri Yakup ile ilgili “Denizli, hem Denizli’deki Nur kardeşlerimizle ziyade alâkadarım. Merhum Hasan Feyzi’nin arkadaşları ne vaziyette olduklarını ve Yakup Cemal kardeşimiz ne halde ve nerede olduğunu merak ederken, aynı vakitte Yakup Cemal’in Denizli Nurcuları namına güzel bayram tebriki beni çok sevindirdi. Mütehassirane ve müştakane hayalen beni Denizli’de gezdirdi, “Mâşâallah, Bârekâllah!” (Emirdağ L.2- 47) der. 

Yakup Cemal 1900 senesinde Denizli’nin Moran Köyü’nde doğar ve 1 Temmuz 1987 yılında Nazilli’de vefat eder. Denizli Kabristanı’nda İslâmköylü Hafız Ali ve Hasan Feyzi’nin defnedildiği mezarlığa defnedilir.

Kaynak: 

Ömer ÖZCAN, Ağabeyler Anlatıyor - IV.

Okunma Sayısı: 1555
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdulkadir

    24.4.2020 19:02:09

    Ne muhteşem bir hayat hikayesi;MaaşAllah barekallah.Üstadın takdirini kazanan ve talebeliğe kabul edilen bir ağabeyimiz de,Yakup Özkan ağabeyimizmiş.Allah ondan razı olsun.Evi devamlı aranmasına ve talan edilmesine rağmen tutuklanmaması,Rabbimizin büyük bir yardımı ve tabiki,Nurların kerameti sayesinde olmuştur.Rabbimiz,açık bir şekilde;Yakup Cemal abimizi muhafaza buyurmuş.Dikkatimi çeken bir diğer nokta da;yazı yazmaktan sağ omuzunun kamburlaşması.Ne muhteşem bir ihlâstır bu Ya Rabbim.Allah ona ganî ganî rahmet eylesin.Bizleri de bu büyük dáváya layık eylesin.Nur talebelerinin de sayılarını çoğaltsın İnşaallah.Kaleminize sağlık Mizbah ağabeyim.

  • emin bozkus

    24.4.2020 14:48:33

    Muhteşem bir yazı. Devamını diliyorum.

  • ihsan pilatin

    24.4.2020 11:14:05

    Allah razı olsun. Rabbim kalemine güç kuvvet versin.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı