Önce basit bir deney: Selim zevki olanlar buyursun.
“KOnuTTa toRunun hoRlaması dışında bir soRun yok diyemem. ZoRunlu olarak kompResör güRültüsü de duyuyoruz.” Büyük harfle yazdığım sesler burada bazı şeylerin gürültü problemli, sıkıntılı gittiğini belli ki gösteriyor.
Kırk küsur yıl önce Reader’s Digest dergisinin sayılarından birinde, altı yedi sayfalık bir resimli hikâye okumuştum. Yalnız yaşayan bir yaşlının son günlerini tasvir ediyordu. O zamanlar İngilizcem çok iyi değildi, ama çok kullanılan ‘s’ harfleri bana o sessizlik ve yalnızlık havasını hissettiriyordu.
Kelimelerde manayı çağrıştıran bir musiki vardır; ‘ince’ kelimesinde bir incelik, ‘kalın’da bir kalınlık vardır. ‘Kaba’da kabalık, ‘narin’de narinlik vardır.
İngilizcede ‘ugly’ ses olarak da kaba iken ‘nice’ ve de ‘beautiful’ söyleyişi ile de güzeldir.
Arapçada ‘cemil’ derken ‘güzel’deki tadı hissedersiniz. ‘Zeki’ latiftir, şirindir, anlayışsız demek olan ‘ğabi’de bir durgunluk hissedersiniz.
Arap dünyasında kar ‘selc’dir. Kelimedeki harfler, yakıcı güneş altında hemen eriyecek kadar dayanıksızdır, hissedileceği gibi. Ama aynı yağış biçimi bizim diyarda ‘kar’dır. Neden? Bizim havamız onlarınki kadar kolay eritmez kar örtüsünü. Harfler daha sert ve dayanıklı adeta.
Musikisiz kelime uydurmanın sonundaki zevksizliği hissetmek için, yüz küsur yıl önce yazılan bir hikayedeki dil ile bugün bilimsel makale adı altında yazılanları karşılaştırmak yeterlidir sanırım.
Yüz yıl önce yazılmış bir gazete fıkrası ile bugün yazılan birini, hiç Türkçe bilmeyen ama transliterasyon usulü ile metin okuyabilen yabancı iki linguistik uzmanına okuttuğumuzu düşünün.
Yüz yıl öncekini okurken zorlanmayacaklarından, bugünlerde yazılan bir metni okuduklarında zevk alamayacaklarından eminim.
Neden? Yahu insan, insanların toplu olarak yaşayabilecekleri bir mekânın adına toplu konut der mi? İnsan sükûnet bulacağı bir yere böyle kaba bir isim verir mi?
Ya da, ne demek hastanın tedaviye olumlu yanıt ya da tepki vermesi? İnsan kendini tedavi eden birine teperek mi cevap verir? Bir nesneyi duvara çarpma sesi veren ‘olumlu yanıt’ nedir yahu?
Dil devrimcileri bizi koca bir mirastan uzaklaştırdıkları gibi selim zevkimizi de mahvettiler.
Keşke bu gidişe dur diyecek adımlar atılsa, keşke... Adımlar yok denemez, ama son derece cılız çalışmalardır bunlar. MEB’in bir vakıfla anlaşarak başlattığı bir proje vardı, akıbeti ne oldu bilmiyorum.
Pek çok alanda olduğu gibi dilde tamire, ihyaya ihtiyaç var.