Ülkelerin ekonomik varlıkları sahadaki dizilimi belirleyen özelliklerden biri. ABD’nin Venezuella’nın petrolüne el koyması, Grönland adasına Danimarka’ya rağmen ortak yönetim getirmesi bundan dolayı.
Amaç yer altı zenginliklerine sahip olmak ve dışa bağımlılıktan kurtulmak. Özellikle NTE (Nitelikli Toprak Elementleri), LNG (Sıvılaştırılmış Doğal Gaz), fosil yakıtlara (Petrol ve ürünleri) sahip olmanın dışında ikinci önemli hadise varlıkların arzında ticaret koridorlarına sahip olabilmek. Hürmüz Boğazı’nda geçişlerin durması sonrası dünya petrol arzının ani düşüşü ve Brent petrolün varil fiyatının hızla yükselmesi, arz yollarının önemini bir kez ortaya koydu.
ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşının altında yatan gelişmelerden biri de bu yollara olan hakimiyet. NTE, LNG ve fosil yakıtlara sahip olma, bunları çıkarma ve işleyerek ürün haline getirme ve son olarak da dünya pazarına sunabilmektir. Bugün gelinen noktada Asya, Avrupa ve ABD arasında gelişen koridorlar, ülkelerin birbiri ile temas ve yol almalarını adeta zorunlu kılmakta.
IMEC; Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru, Hindistan’ı Orta Doğu üzerinden Avrupa’ya bağlamayı amaçlayan plan aşamasındaki uluslararası bir demiryolu ve deniz taşımacılığı koridor projesi. 2023’te Delhi’de G20 Zirvesi’nde ilan edildi. ABD, Hindistan, Suudi Arabistan, BAE, Fransa, Almanya, İtalya ve AB ülkeleri anlaşmanın içinde fakat Türkiye ve Çin yok.
Aslında Çin’in “Kuşak Yol” projesine alternatif bir koridor; Hindistan’ı Basra Körfezi’ne deniz yoluyla, Körfez bölgesini ise Suudi Arabistan ve Ürdün üzerinden İsrail’in Hayfa limanına demiryolu oradan da deniz yoluyla Yunanistan Pire limanına ve Avrupa’ya açılmak amaçlanmıştı. Projede Türkiye yok fakat Türkiye’nin alternatif koridor olan Irak üzerinden geçecek “Kalkınma Yolu” projesi var.
Kalkınma Yolu; Irak’ın Fav limanından başlayan demiryolu, karayolu, enerji ve iletişim nakil hatlarından oluşan bir proje. Irak ve bölge ülkelerinin mallarını Türkiye üzerinden AB pazarına taşımak için hayata geçiriliyor. Proje IMEC’e alternatif değil, ama navlun ücreti ve zamanında teslimat konusunda ciddi fark oluşturabilir. IMEC’te ise bölgesel çatışmalar, Orta Doğu’daki istikrarsızlıklar ve güvenlik sorunları sonrasında projenin finansmanı ve hayata geçirilmesi risk altında.
Koridor açma ve sahiplenme noktasındaki savaşlar sürerken, Ankara farklı bir alternatif adım attı; Mekke Anlaşması. Suudi Arabistan’ın IMEC’ten kopmasına yol açabilecek bir gelişme oldu. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında kurulan üçlü ittifak, IMEC’in geleceğini zora sokmuş durumda, Kalkınma Yolu bu manada daha çok yol kat edebilir. Bu gelişmeler yaşanırken, üçlü ittifakı bölgedeki savaş bataklığına çekme oyunları, Acem-İsrail-ABD ortaklığı ile yeni hız kazanmış durumda.
Ankara’nın, Kalkınma Yolu ile Irak’ı, yeni oluşturulmaya çalışılan koridor ile Arabistan-Ürdün-Suriye’yi AB’ye Türkiye üzerinden geçirme planı deşifre olmuş ki, İran’ın vekil kuvvetleri olan Husileri Arabistan topraklarına saldırtıyorlar. Amaç Orta Doğu’da filizlenen İslam ülkeleri birlikteliğine ket vurmak ve ekonomik olarak bu koridorların açılmasını bloke etmek. Bu plan kimin işine yarıyor, elbette İsrail’in, dolaylı olarak Yunanistan’ın ve GKRK nin. Denklem açık, o yüzden Mekke Anlaşmasının 5. Maddesini işleterek Türkiye’yi savaşa dahil edip ekonomik olarak da yandan açılan fon kayıpları ile ciddi manada etkisiz hale sokmak. Oyun büyük, Ankara’nın çok dikkatli adım atması gerekli.
İsrail-ABD-İran bu konuda ortak çalışma peşinde, Mekke anlaşması sonrası Bab-al Mendep boğazındaki gelişmeler, Somaliland’ın bağımsızlığının tanınması, Somali’den gelen homurdanmalar, Husilerin hızlı çıkışları plansız değil.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması, IMEC’e üye ülkeler tarafından, endişeyle karşılanması bu yüzden. Arabistan’ın eksen kayması, en çok Hindistan ve İsrail’in devre dışı bırakılması potansiyeli oluşturuyor. Hayfa Limanı’nın ekonomik potansiyeli de büyük ölçüde zarar görecek, aslında ekonomik bir darbe.
İsrail’in Yunanistan ve GKRK ide içine alan ortak tavır geliştirmesi boşuna değil. Bir diğer koridor ise Suudi Arabistan’dan başlayarak, Ürdün ve Suriye üzerinden Türkiye liman ve demir yolu ağı ile Avrupa pazarlarına ulaşmak. Buda ülkelerin stratejik ve ekonomik gücünü pekiştiren IMEC koridorunun pasif hale gelmesini tetiklemekte.
İsrail için hayati önem taşıyan İMEC koridoru, İsrail’in Filistin ile barışa giden yola dönme ihtimalini bile zorlayabilir şeklinde açıklamalar gündemde. Çünkü IMEC, İsrail’in bölgede gelişmekte olan stratejik ve ekonomik mimarideki yerini belirlemesi adına önem kazanmış durumda. Netanyahu projeyi; Tarihimizdeki en büyük iş birliği projesi, bölgemizin çehresini değiştiriyor ve bir hayalin gerçekleşmesine izin veriyor.” Şeklinde sunmuştu. Columbia Üniversitesi’nde akademisyen ve İsrail yanlısı araştırmacı olan Samantha Sutton’ın Atlantic Council tarafından yayımlanan “İsrail, IMEC fırsatını kaçırmayı göze alamaz” başlıklı yazısında ise şu maddelere vurgu yapılıyor:
İsrail yönetimindeki Hayfa Limanı bölgedeki en modern limanlardan biri olma özelliğini taşıyor. İsrailli lojistik şirketi olan Gadot Grubu’na göre ise İsrail limanlarının kapasitesi Lübnan ve Suriye’deki limanlardan 5 kat daha fazla. Bunun yanı sıra deniz ve karayolu taşımacılıklarını birleştirerek intermodal geçiş noktası oluşturan İsrail, bu yönüyle IMEC için de tercih sebebi oluyor.
Söz konusu yazıda, IMEC’e dahil olmanın İsrail’in bölgedeki ekonomik entegrasyonunu sağlayacağı ve bu doğrultuda siyasi iş birliklerinin de önünü açacağı belirtiliyor. Bu ticaret koridorunun, Ürdün ve İsrail arasındaki son dönemlerde yıpranmış olan ilişkiyi güçlendirerek iki ülke arasındaki ekonomik kalkınmayı teşvik etmesi bekleniyor. Buna ek olarak Hindistan ve Körfez ülkeleriyle de ortaklıklarını arttırarak bölgedeki varlığını sağlamlaştırması umuluyor.
Sutton, 5 Temmuz 2026 tarihinde The Jerusalem Post gazetesine verdiği demeçte; İsrail’in IMEC projesine katılması hususunda Körfez ülkelerinin desteğini alabilmesi için Filistinlilerle bir barış anlaşması imzalayarak normalleşme planı uygulamasının faydalı olacağını ifade etmiş durumda.
Kathimerini Gazetesine göre ise, Yunanistan coğrafi konumu sebebiyle IMEC te kilit rolü üstlendiğini iddia ederek, koridorun getireceği ekonomik ve jeopolitik yararlardan faydalanmak istiyor. Bu doğrultuda, Yunan iş dünyası ve Eurobank’ın Hindistan’daki ticari ağlarını hızla inşa ettiği biliniyor. Bu yatırım hareketliliği ise ortaya çıkması beklenen sermaye akışlarının finansman ve idaresi için temel unsurlardan biri olarak değerlendiriliyor.
Çin’in “Kuşak Yol Projesi ”ne alternatif olarak ortaya atılan IMEC Projesi, Çin ve Türkiye’yi küresel ticarette devre dışı bırakmayı hedeflemiş durumda. Asya ile Avrupa’yı deniz ve demir yolu üzerinden birbirine bağlarken Türkiye dışarıda tutulmakta. Görünen o ki “Türkiyesiz bir koridor olması mümkün değil.” Bunun içinde Türkiye’nin ekonomik şartlarda çökertilmesi savaş dahil her yolun denemesi gündemde. Çok ihtiyatlı ve itidalli olmamız gerekiyor, onların istediği de bu.