Zaman zaman Risale-i Nur’a ve Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerine haksız hücumlar yapılır.
Maksatları belli çevrelerin ortaya attığı iftiralara cevap verilmediğinde, bu çevrelerin daha da cesaretlendiklerine geçmiş hadiselerden şahit oluyoruz. İşte bu tahribat karşısında, camiamız adına yıllardır ilk cevap verenlerden biri Latif ağabey olmuştur. Bu kıymetli vazifeyi gönüllü olarak deruhte etmiş, kim ne söylerse söylesin, hak ettikleri ölçüde cevap vermekten geri durmamıştır.
Öyle ki, menfi bir haber kulağımıza geldiğinde içimizden “Acaba Latif ağabey ne cevap verecek?” diye geçirirdik. Çünkü onun kaleminin arkasında yalnızca bir yazarın gayreti değil, davasına olan sadakati ve Risale-i Nur’a karşı taşıdığı derin muhabbet vardı. Ümit ediyoruz ki Latif Ağabey’in vefatından sonra da gazetemizin kadim yazarları bu manevî cihadı, kaldığı yerden devam ettirecek ve onun açtığı bu hizmet yolunu sahipsiz bırakmayacaklardır.
Latif Ağabey’in yalnızca yazdıklarıyla değil, perde arkasında yürüttüğü pek çok hizmetle de gönüllerimizde ayrı bir yeri vardır. “Eski Said Dönemi Eserleri”nin tek bir kitapta toplanması için büyük emek sarf etti. Lügatsız ve ekonomik Risale-i Nur basılması projesi de onun hizmet aşkının dikkat çekici örneklerinden biriydi. Bu vesileyle pek çok insanın evine Risale-i Nur Külliyatı girdi.
Sarık sünnetinin ehemmiyetini de gittiği her yerde anlatmaktan geri durmadı. Bununla da yetinmeyip sponsorlar bularak sarıkları birçok kimseye hediye etti. Çok sayıda eserin neşrinde emeği geçti. Bildiklerini, sahip olduklarını ve tecrübelerini paylaşmayı bir vazife bildi; bunu yaparken de yüzünden tebessümü, dilinden nezaketi eksik etmedi.
Şahs-ı manevî, onun kırmızı çizgisiydi. Bir hatırasını nakledeyim.
Yurt dışından aldığı bir davet üzerine o şehre gittiğinde, kendisinden çok memnun kaldıkları için her sene Latif ağabeyi davet etmek istemişler. Latif ağabey bunu kesin bir dille reddetmiş. Hizmetin selameti ve şahısçılığın ön plana çıkmaması için her sene farklı bir ağabeyi davet etmeleri gerektiğini anlatmış. Bu hatıra, onun hizmet anlayışını anlatan güzel bir örnektir.
Biz de bu düstur ve hassasiyete dikkat etmeliyiz. Her sene yapılan okuma programı, piknik, konferans ve seminerlerde farklı yüzlerle hizmeti devam ettirmeliyiz.
Yazımız uzadığı için hatıralara ve diğer detaylara yer veremeyeceğiz. Sağlığında kıymetini yeterince bilemedik. Cemaat olarak yazılarından tam mânâsıyla okuyup istifade edemedik. Binbir emekle yazılan o güzelim makaleleri paylaşmaktan ve yorumlamaktan imtinâ ettik. Hatta sosyal medyada makaleleri beğen tuşuna basarak başkalarının da istifade etmesini sağlamak bile çoğu zaman zor geldi.
Vefat edince ayıldık.
Belki de bu vefat, yalnızca Latif ağabeyin ardından bir taziye yazısı yazmamıza değil, kendi hâlimizi sorgulamamıza da vesile olmalı. Hayattayken kıymetini bilemediğimiz insanların ardından üzülmek kolay; asıl mesele, yanımızdayken kıymetlerini fark edebilmek.
Rabbim bundan sonra kitaplarını, video derslerini ve makalelerini hakkıyla okuyup istifade etmeyi nasip etsin. Biz Latif ağabeyden razıydık. Rabbimizin de razı olmasını arzu ediyoruz. Cenab-ı Hak’tan Latif ağabeyimize rahmet ve mağfiret diliyor; kıymetli ailesine sabr-ı cemîl niyaz ediyoruz. Câmiamızın başı sağ olsun.
Latif Ağabeyin temiz ruhu için el-Fâtiha...