"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Çin-İran ilişkileri

Muhammet ÖRTLEK
07 Aralık 2021, Salı
Ortadoğu bölgesi geçmişten bu yana siyasî, ekonomik, sosyal, jeopolitik ve güvenlik ilişkileri bağlamında küresel güçlerin rekabet alanı olmuştur.

Çin’in de bölgeye yönelik ilgisi zaman zaman gündeme geliyor. Çin-İran ilişkileri de, 1980-1988 yılları arasındaki İran-Irak Savaşı’ndan itibaren gelişme kaydediyor. Savaş, Çin’in uluslar arası silâh pazarına girmesine olanak sağladı. Savaşan iki ülkeye de silâh satışında bulunan Çin’in, savaş süresince katı tarafsızlığını koruduğu belirtiliyor. Birde her iki ülkenin ABD karşıtlığı, ilişkilerinin dayanak noktasında önem arz ediyor.

İran’da 8 yıl devam eden savaş boyunca önemli gelişmeler yaşandı. Kasım 1979’da İranlı öğrencilerin Tahran’daki ABD Büyükelçiliği’ne baskın yapıp diplomatları rehin almaları beklenmeyen bir durumdu. Bunun üzerine ABD, yaptırımlara başlayarak İran’ın ABD’ye ihracatını yasaklamış ve İran’ın 12 milyar Dolarlık varlığını dondurmuştu. Buna ek olarak İran, uluslar arası alandan izole edilerek yalnızlaştırılmaya çalışıldı. Zikredilen ve benzer gelişmeler, İran’ı Çin’e yaklaştırmıştır. Dönemin İran Parlamentosu Başkanı Haşimi Rafsancani’nin 1985’teki Çin ziyareti, iki ülkenin diplomatik ilişkilerini arttırmıştır. Diğer taraftan Çin’in, İran-Irak Savaşı’nı sona erdirmek için taraflar arasında arabuluculuk yaptığı da bildiriliyor. Buradan hareketle Çin, Körfez bölgesinde siyasî ve ekonomik pozisyonunu güçlendirme imkânı da buldu. 

Böylece Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in 2013’te duyurduğu ve 2049’da tamamlanması planlanan Kuşak-Yol Girişimi’nin belirtilen bölgede altyapısının hazırlandığı düşünülüyor.

Çin’in, Kuşak-Yol Girişimi ile başta ekonomik olmak üzere Ortadoğu, Orta Asya ve Güney Asya’yı birbirine bağlamasında İran’la olan ilişkileri ön plana çıkıyor. Aynı zamanda Çin’in, ekonomik izolasyona uğrayan İran’a ihtiyaç duyduğu desteği sağladığı ileri sürülüyor. Hatta İran’ın, Çin’in Ortadoğu’da en büyük ticaret ortağı olduğu vurgulanıyor.

Çin-İran ilişkileri 1980’den itibaren karşılıklı çıkarlar ve işbirliği çerçevesinde gelişme gösteriyor. Yine ekonomik ve diplomatik ilişkilerin “stratejik” düzeye taşınması uluslar arası basında yer alıyor. Önce Jinping’in 27 Mart 2021’deki İran ziyareti ile iki ülkenin muhtelif alanlarda 25 yıllık anlaşmalar imzaladığı ve bunun “Çin-İran Stratejik Anlaşması” ve “İran’ın, Kuşak-Yol Girişimi’ne katılımı” şeklinde ifade ediliyor. Ayrıca ABD-Çin geriliminin arttıkça, Çin-İran yakınlaşmasının hızlandığına dikkat çekiliyor. Sonra İran’ın Şangay İşbirliği Örgütü’ne tam üyelik başvurusunun 15 yıl aradan sonra 19 Eylül 2021’de Örgüt’ün 7 daimi üyesi tarafından kabul edildiği haberlere yansıdı. Dolayısıyla tüm bu gelişmeler, Çin’in bölgedeki etkisini arttırıyor. Birde İran’a uygulanan yaptırımları, ekonomik baskıyı ve uluslar arası izolasyonu hafifletmesi hedefleniyor.

Son dönemlerde Çin’in İran’la ilişkilerinin, Kuşak-Yol Girişimi’nin gelecekteki başarısıyla doğrudan bağlantılı olduğuna işaret ediliyor. Elbette İran’ın siyasî gücü ve etkisinin önemli rol oynayacağı muhtemeldir. Bu anlamda İran, Çin açısından Kuşak-Yol Girişimi’nin Ortadoğu’daki başarısında önemli bir ortak olarak karşımıza çıkıyor. Her iki ülkenin “ortaklık” veya “stratejik” ilişkileri, ABD’ye meydan okumayı temsil ettiğine ihtimal veriliyor.

Ancak İran’da bazı siyasi elitlerin, Çin’le yapılan anlaşmaların “İran’dan daha çok Çin’e fayda sağladığına” dair eleştirileri mevcut. Eleştirenler arasında eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedi Necat, eski muhafazakâr Milletvekili Ali Motahari, 1979 İslâm Devrimi’nde iktidardan uzaklaştırılan ve sürgün edilen son İran Şahı’nın oğlu Rıza Pehlevi de bulunuyor. Ahmedi Necat “yabancı bir ülke ile 25 yıllık bir anlaşmanın İran ulusunun gözünden uzakta tartışıldığı” eleştirisini getiriyor. Motahari’nin kritiği ise “İran’ın, Çin’de zulüm gördüğü bildirilen Müslümanların durumunu gündeme getirmesi gerektiği” beyanında. Pehlevi de “Çin ile doğal kaynaklarımızı yağmalayan ve topraklarımıza yabancı askerler yerleştiren utanç verici 25 yıllık anlaşmaya karşı çıkma çağrısı” yapmıştı. Yine eleştirilerde daha da ileri gidilerek Anlaşmalar “İran’ın Kafkasya’daki topraklarının bir bölümünü Rusya’ya devrettiği 1813 Gülistan ve 1828 Türkmençay Anlaşmalarına” benzetiliyor.

Bununla birlikte Çin’le yapılan Anlaşmaların, “İran için bir kazanım olduğunu ve uzun vadede ABD gibi büyük güçlerle müzakerelerde İran’ın elini güçlendireceği” düşüncesine sahip olanlar da var. 

Eleştirileri hafifletmeye çalışan İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif “ülkesinin Çin’le yaptığı anlaşmaların müzakerelerinde gizli bir şey olmadığını, İran’ın Çin’e indirimli petrol satacağı ve Kiş Adası’nın Pekin yönetimine verileceği iddialarının asılsız olduğunu” savundu. Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Genel Kurmay Başkanı Mahmud Vaezi de “Anlaşmaların İran üzerinde herhangi bir yabancı kontrolü ihtiva etmediğini” vurguladılar.

İki ülkenin 1980’lerde başlayan diyaloglarla stratejik işbirliğine geldikleri görülüyor. Çin, İran üzerinden Ortadoğu ve Basra Körfezi’ndeki etkisini arttırmaya çalışırken, İran da kendisine uğradığı yaptırımlar ve izolasyondan çıkış yolu arayışında. İlişkilerin daha ileri boyutlara taşınması halinde, İran’ın Çin üzerinden Haziran 2006’da kurulan “Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika”dan müteşekkil BRICS’e üye olabileceği tahmin ediliyor.

Okunma Sayısı: 918
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı