"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Onlarda” ve “Bizde” İslamofobi

Muhammet ÖRTLEK
19 Ocak 2021, Salı
İki kutuplu dünya sisteminin Soğuk Savaşı’nda, devletler Kapitalist blokun temsilcisi ABD ile Sosyalist / Komünist blokun lideri SSCB arasında taraflara ayrılmışlardı.

Her iki taraf içerisinde farklı Müslüman ülkeler de bulunmaktaydı. ABD Başkan Jimmy Carter (1977-1981) döneminde, Komünizme karşı bir savunma hattı “Yeşil Kuşak”ı kurarak İslâm ülkelerini bu projesinde birer aktör olarak kullanıldığı belirtiliyor.

SSCB’nin 1989’da çökmesi ile uluslar arası sistem ABD öncülüğünde tek kutuplu olmuş, Komünizme karşı İslâm’ı ileri sürmesine gerek kalmamıştı. Samuel Huntington’ın ilk defa 1993’te Foreign Affairs Dergisi’nde yayınlanan “Medeniyetler Çatışması” başlıklı makalesi, tek kutuplu dönemde dünyayı yeni bir kategoriye tabi tutmaktaydı.

Yeni dönemde Komünist tehlike ortadan kalkmış ve “kendisini zıddı üzerinden tanımlamak gereği duyan Batı” için yeni bir düşman icat etmekte gecikilmedi. Soğuk Savaş sonrasında Batı’da Komünizm yerini İslamofobi’ye bırakmıştır. Bunun Türkiye’deki yansıması ise “irtica” korkusu yayılması veya tartışması olduğu kuvvetle muhtemeldir. Artık Batı için eskinin “barbar, geri kalmış Müslüman” imajı yine söz konusuydu. Elbette bu algıyı oluşturan da yine Batı’nın kendisiydi.

Halbuki Batı, zamanında uyguladığı emperyalizm ve kolonyalizm politikalarıyla İslamofobi’yi bir bakıma kendisi inşa etmişti. Günümüz dünyasında ise, Kapitalizmin temsilcilerine, İslâm coğrafyasının petrol ve doğal gaz başta olmak üzere yer altı kaynakları hep cazip olmuştur. Bununla birlikte İslamofobi, Batı’nın İslâm’a üstünlüğünü esas alan, ırkçı ve sömürgeci bir projesidir. “Medeniyetler Çatışması”nın meşrûlaştırmaya çalıştığı Müslümanları yıpratma anlayışıdır. Özellikle 11 Eylül 2001 terör olayları, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), ılımlı İslâm devamında El-Kaide ve Taliban terör örgütleri üzerinden yapılanlar bu yıpratmanın en önemli yapı taşlarıdır. 

11 Eylül döneminin ABD Başkanı George W. Bush’un nefret söylemi hatırlardadır. Terör eylemlerinin ardından Bush “ya bizdensiniz ya onlardan” diyerek izleyeceği siyaset hakkında fikir vermişti. Yani “biz”, hürriyet ve demokrasi savunucusu. Diğeri de “onlar”, yani Müslümanları da terörist şeklinde tanımlamıştır.

Sonraki dönemde de Batılı ülke uyruklu vatandaşların Müslüman olmalarıyla birlikte IŞİD’e katılıp, başka bir Müslüman’ı Cihad adına öldürmesi, bütün dünyaya canlı yayınlarda izletildi. Sonuçta Müslüman ve terör kavramları beraber anılarak, İslamofobi uygulamasında bir adım daha atılmıştır demek yanlış olmayacaktır.

Batı’da İslamofobi var da, biz de yok mu? Cumhuriyet’in ilânı ile Türkiye’de eskiden kopuş adına siyasî ve sosyolojik değişim ve dönüşümler yaşanmıştır. Türkiye’de, Batı yanlısı modernleşme taraftarı “devletçi seçkincilerle”, değişim ve dönüşümlere karşı olduğu ya da bunun nasıl yapılması gerektiği hususunda fikir ileri sürenler arasında çelişki yıllarca yaşanmıştır. Bununla ilgili olarak Ali Çarkoğlu ve Binnaz Toprak’ın TESEV Yayınları’ndan 2006’da yayınlanan “Değişen Türkiye’de Din, Toplum ve Siyaset” başlıklı çalışması dikkate değerdir. Çalışmada “kuruluş yıllarından itibaren Cumhuriyet kendisini sürekli din temelli reaksiyoner bir tehdit altında hissetmiştir.” Böylece Cumhuriyeti savunmak adına din hedef tahtasına oturtulmuştur. Yine dini hedef alan politikalarla, dindarlar “ötekileştirme, ayrımcılık, eğitimde fırsat eşitsizliği, başörtüsü sorunu, dinî eğitim kurumlarının müfredat ve sistemlerinin değiştirilmesiyle meslek liselerinin eleman yetiştirmesinin de önü kapatılmıştı. Bütün bunların uğruna 28 Şubat Post-Modern darbesi bile gerçekleştirilmişti.”

28 Şubat Post-Modern darbesi, Türkiye’de Müslümanları / dindarları öcü, yobaz, irtica, örümcek kafalı vb. ifadeleriyle tanımlayan İslamofobi’nin zirvesidir denilebilir. Dolayısıyla İslamofobi yalnızca Batı’ya özgü bir durum değildir. Yukarıdan dayatmacı değişim ve dönüşüme maruz kalan Mısır, Tunus, Türkiye gibi Müslüman ülkelerde dinî yaşayışın ve dinî değerlerin toplumdan uzaklaştırılma girişimleri siyasî ve sosyolojik sorun teşkil etmiştir. 

Sonuçta İslamofobi, Batı’da olduğu gibi İslâm ülkelerinde de değişik formlarda mevcuttur.

Okunma Sayısı: 1311
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı