"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Suriye’de müftülük yerine Fıkıh Bilim Kurulu

Muhammet ÖRTLEK
30 Kasım 2021, Salı
Suriye hakkında 2012 yılından bu yana hep iç savaş ve bunun bölgeye etkileriyle ilgili haberler yayınlanıyor.

Bu açıdan Suriye’deki durum önemini korumaya devam ediyor. Ancak Suriye yönetimindeki ve iç siyasetindeki gelişmelerde gündeme geliyor. Bunlardan en önemlilerinden biri de Devlet Başkanı Beşşar Esad’ın, Cumhuriyet Müftüsü’nin tüm yetkilerini elinden alıp bir hukuk konseyi niteliğinde olan El-İlmi El-Fıkhi (Fıkıh Bilim Kurulu)’yeye vermesidir.

Suriye rejimi, Fıkıh Bilim Kurulu’nun oynadığı rolü güçlendirmek ve yetkilerini genişletmek için 15 Kasım 2021’de bir toplantı düzenledi. Toplantıya “Vakıflar Bakanı ve Yardımcıları, Şeriat Hakimi, Levant Âlimler Birliği Başkanı, 5 kişiden oluşan Kadın Vaizeler, Şeriat Fakültesi, Levant Üniversitesi, tüm İslam Mezheplerinden ve gençlik temsilcilerinin katıldıkları bildiriliyor.

Toplantı sonucunda alınan kararlarda, yayınlanan Yeni Kararname ile Vakıflar Bakanlığı’nın çalışmalarını düzenleyen 2018’deki 31 Sayılı Kararname’nin 3. Maddesinin (e) bendi ve ilgili Kanunun 35. Maddesindeki 3. Kısım 9. Fasıl’ın da iptal edildiği belirtiliyor. Bu yasal düzenleme ise, “Cumhuriyet Başmüftülüğü’nin ve vilayetlerdeki Müftü’nün görevinin iptaline ve fetva görevlerinin Fıkıh Bilim Kurulu’na devredilmesi” anlamına geliyor. 

Yani rejim, başka bir ifadeyle “tüm ekolleriyle İslam fıkhındaki çalışmaları kontrol etmek için standartlarını ve mekanizmalarını” oluşturmaya çalışıyor.

Ayrıca 15 Kasım 2021’de alınan kararların dayanağı, 2018’deki 31 Sayılı Kararname olarak gösteriliyor.  31 Sayılı Kararname ile Müftü’nün görevinin artık bir formaliteden ibaret olduğu ve sadece resmi dini etkinliklere katılmakla sınırlandırıldığı kaydediliyor. Müftülük makamının kaldırılmasında, özellikle Başmüftü Şeyh Ahmed Hassoun’un “Halepli ünlü şarkıcı Sabah Fakhri’nin cenaze törenindeki konuşmasında Kur’an-ı Kerim’de Suriye haritasının bulunduğunu, Allah’ın (cc) insanlığı Suriye’de yarattığını, ülkeyi terk eden mültecilerin olduğu” gibi sözleri sarf etmesi iddia ediliyor. Hassoun’un iddia edilen konuşmasından birkaç gün sonra, Müftülük kurumunun lağvedildiği basına yansıdı. Bununla birlikte Hassoun’un hakkında basında yayınlanan haberlerde “Suriye’deki dini cemaatler içindeki dengesini kaybetmesiyle” de bağlantılı olduğu vurgulanıyor.

Halepli saygın bir din âliminin oğlu olan Hassoun, Cuma vaazları ile adını duyurmuş ve 1990’larda milletvekili seçilmişti.  Sünnî seçkinler arasında adanmışlığı ve sadakati ile rejim tarafından tehdit görülmedi. Bu sebeple 2005’te Başmüftü olarak atandı. Hassoun göreve başladığında “kendisini laik, İslam ve Hıristiyanlık arasında bağ kurmak ve Şiî dostu” söylemini benimseyerek rejimle uyum içerisindeydi. 

Ancak Hassoun’un, “Suriye’nin önde gelen sermayedarlarından, Esad’ın kuzeni ve varlıklarına 2020’de el konulan Rami Makhlouf ile iş ortaklığı rejim nazarında gözden düşmesinin nedeni” gösteriliyor. Bir diğer sebep de Hassoun’un, Vakıflar Bakanı Muhammed Abdul Settar El-Seyyid’le olan rekabeti.  Bu rekabetin derinlerinde “Hassoun’un Halepli, El-Seyyid’in ise aslen Tartuslu olup Şamlı ulemaya bağlılığı ve rejim yanlısı ulemanın desteğini alması” mevcut. Yani ikisi arasında hem yerel hizipçilik hem de dini doktrin meseleleriyle ilgili sorunlar bulunduğu kaydediliyor. Elbette Müftülük kurumunun sona ermesinde, “Hassoun’a yönelik bazı Sünnî din adamlarının entrikalarının” da etkili olduğundan bahsediliyor.

“Suriye’de Din ve Devlet: Darbeden Devrime Sünnî Ulema” (Religion and State: The Sunni Ulama from Coup to Revolution, Cambridge University Press, 2013) kitabının yazarı Michael Young’a göre “Hassoun’un, İran yanlısı, Suriye’de faaliyet gösteren İslâm Devrim Muhafızları’na bağlı milislerle yakın bağları var. Hassoun’un Başmüftülük görevinden alınmasından sonra bile, İran nüfuzunun desteğini gördüğünü” belirtiyor. Young ayrıca “El-Seyyid’in ise, tam tersine Rusya’ya daha yakın ve İran’ın Suriye gündemine uymayan daha katı bir Sünnî anlayışı temsil ettiği”ni vurguluyor.

Müftülük kurumunun kaldırılarak, yetkilerinin Fıkıh Bilim Kurulu’na devredilmesinin Sünnî kesimin fetva ve Müftü konumundaki yargı yetkisini ortadan kaldırdığı aktarılıyor. Birde Suriye’de 4 Sünnî mezhebin fetva, vakfiye ve şahsiyet kanunlarındaki hakimiyetinin kaldırıldığına da işaret ediyor. Böylece ülkede Alevî, Dürzi ve İsmaililer’in İslâmî mezhepler şeklinde kabul edilmesi daha güçlü bir şekilde beyan edilmiş oluyor. 

Suriye’de dinî sahadaki değişikliklerin Şiî referansını genişlettiğine dikkat çekiliyor. Ülkede Şiî referansın genişlemesinin, İran’ın, Sünnî mezheplerin referansına tabi olan meşrû ve yasal kurumlara müdahalesinin boyutunu yansıttığı ileri sürülüyor. Bunun iç savaş nedeniyle son 10 yılda meydana gelen demografik değişimin ardından çok daha tehlikeli bir kimlik silme aşamasıyla karşılaşılabileceğine ihtimal veriliyor.

Diğer taraftan Müftülüğün kaldırılması, “Suriye’de Sünnilerin artık çoğunluk değil, mevcut İslâmî anlayışlardan biri olduğunun rejim tarafından ilân edilmesidir” biçiminde değerlendiriliyor. Böylece “Suriye’deki siyasî durum, çoğunluğu yöneten bir azınlık rejimi değil, çok mezhepli bir toplumu yöneten laik bir sistemdir” mesajı da geçiliyor.

Sonuçta Başmüftülük ve Müftülük görevlerinin kaldırılması, Sünnilere sembolik bir darbedir. Hatta İstanbul merkezli Suriye İslam Konseyi gibi rejim karşıtı ulema bu kararı kınadı bile. Ancak şu da bir gerçek ki, Müftülük makamı Baas rejiminin 1963’teki başlangıcından günümüze kadar geçen sürede, resmi toplantılara katılan sembolik bir kurumdu. Ama bağımsızlığını da görece koruduğu aktarılıyor. Ayrıca El-Seyyid’in oğlunu Fıkıh Bilim Kurulu üyeliğine ataması, Kurul’un şeffaflığıyla ilgili şüpheleri de uyandırıyor. Tabi ki, “El-Seyyid’in ulema içindeki taraftarları, siyasi konularda rejime mutlak bağlılıkları karşılığında ana endişeleri olan dini doktrin meseleleri üzerinden daha fazla resmî kontrol elde etmek amacı” da yadsınamaz.

Sünnî anlayışın Müftülük kurumu kapatılsa da, Sünnilerin ilk fırsatta konuyu tekrar gündeme taşıyacakları aşirkârdır.  

Suriye rejimi her ne kadar dinî alanı yeniden şekillendirmeye çalışsa da, yakın gelecekte Müftülük konusunun yine Esad’ın karşısına çıkacağı kuvvetle muhtemeldir.

Okunma Sayısı: 972
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali

    30.11.2021 13:02:14

    Önemli bir meselede iyi bir tahlil.Nusayri tepe yönetimi, sünni muhacirlerin yerini İrani nufusla doldurup, kendini yeniden tahkim ediyor.Aslında yaşanan gerçekleri resmi ve aleni hale getiriyor..

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı