"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Cihan Harbi’nde Bediüzzaman’ın safında çarpışan bir şahit: Abdullah Sağcı

Mustafa ÖZTÜRKÇÜ
14 Nisan 2019, Pazar
1978 yılının kış günleriydi. O yıl, doğu’da şiddetli bir kış hüküm sürüyordu. Bizim gideceğimiz yer ise, Bitlis’in karlı dağlarını aştıktan sonra, Tatvan’a bağlı, Reşadiye nahiyesinin Bölüh Köyü’ydü.

Mezkûr köyde yaşayan, yüz beş yaşında olduğu ve Bediüzzaman Hazretleri’yle alâkalı hatıraların olduğu duyumu üzerine, kar kış demeden Van’dan yola revan olarak, Abdullah Sağcı’’nın köyüne ulaşarak kendisiyle görüşmek istedik. Bediüzzaman’ın harbte gösterdiği kahramanlıklarına şahit olan bu bahtiyar zat ile görüşmeye muvaffak olduk.

Şehirler arası otobüs yolculuğumuz bir saati aşkın devam etti. Yolculuğumuzun kalan kısmını yaya olarak gitmemiz gerekiyordu. Gideceğimiz köye en yakın noktadan otobüsten inerek bir saat kadar daha yürümek suretiyle Bölüh Köyü’ne ulaştık.

Bizim böyle bir kış günü köye ulaşmamız, köylüleri de hayrete düşürmüştü. “Siz bu kış gününde buralara kadar nasıl geldiniz” diye merak ve hayretlerini ifade ediyorlardı. 

Rus ve Ermeni çetelerinin, ülkemizin doğu bölgelerinde yaptıkları işgal hareketlerinin yanı sıra, insanımızı vahşice katletmeleri karşısında, Bediüzzaman Hazretleri talebeleriyle birlikte, amansız bir şekilde onlara karşı mücadeleye başlamıştı. 

Bitlis derelerindeki mücadele anlarına bizzat şahit olan, Bediüzzaman ve talebeleriyle birlikte çarpışmaların içinde olarak, Bediüzzaman’ı görmesi, onun o muhteşem anlarına şahitlik eden, Abdullah Sağcı’nın evine ulaşmıştık. O sıralarda yüz beş yaşında olduğu ifade edilen Abdullah Sağcı, hasta vaziyette, yatağında yatıyordu. Bizi  görünce, yatağından doğrularak ”Hoş geldiniz” diyebilmişti.

Yaşlılık ve hastalığın verdiği ıztırap içinde, Üstad’la alâkalı sorduğumuz suallere cevap verirken, ağlıyor ve gözlerinden yaşlar akıyordu.. Arada bir, “Ah seyda, ah Molla Said...” diyerek Üstad’a olan hasretini dile getiriyordu.

Bediüzzaman Hazretleri’yle, görüşmesini, ne zaman nerede onu gördüğüne dair bildiklerini sorduğumuzda, bize yine gözyaşları içinde, Bediüzzaman Hazretleri’yle alâkalı hatıralarını şöyle anlatıyordu:

 “Seyda korkmuyordu, elinde hançer ve mavzeriyle, düşman çemberini yararak ilerliyordu. Bize korkmamamızı söylüyordu. O halde de namazlarını geçirmiyor, eda ediyordu. Başında egalı vardı. Üzerinde kalın bir sakosu vardı. Bir bakıyorduk bizim yanımızda, bir bakıyorduk düşmanla çarpışıyordu. ‘Benim askerlerim onların binine bedeldir’ diyordu.”

Abdullah amcanın, Bediüzzaman Hazretleri’nin kahramanlıklarıyla alâkalı anlattıkları karşısında, ülkemiz insanının yanı sıra, o zamanın idarecilerinin de, onun hizmetleri karşısında saygı ve hürmetle eğilmeleri iktiza eder diye düşünüyorum. Nitekim öyle de olmuştur.

Bölüh Köyü’nden olan Abdullah Sağcı’nın hatıralarını aldıktan sonra, Van’a geri dönmeye hazırlanırken, güneş batmaya meyletmişti..

Okunma Sayısı: 875
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı