"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Engel tanımayan azim

Muzaffer KARAHİSAR
30 Kasım 2021, Salı
Hayatta birçok sürprizlerle karşılaşırız.

Bazen üzücü bir problem, bazen sevindirici bir müjde ruh halimizi, duygularımızı etkiler. Hayat yolculuğu “ezdat” denilen tezatlar hayatın renkleri içinde devam ediyor. Eğer soğuk-sıcak, acı-tatlı, elem-keder, hayır-şer, nur-zulmet… gibi bir şeyin zıddı olamasaydı, lezzeti olmaz, değeri anlaşılmazdı. 

Bütün olaylara karşı iman, sabır, tevekkül ve kadere rıza penceresinden bakıp Cenab-ı Hakkın hikmeti nazar ve niyetiyle anlamalıyız. “Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır.” Bu güzel söz hayata ve olaylara olumlu bakmak, stresle baş etme ve metanet gösterme gibi müspet düşünmek için aklımıza ve kalbimize ümit, enerji ve metanet verebilir. Her şeyi en güzel yaratan Rabbimizin hikmetinde tecelli eden kaderin sırlarına ulaştırır, ferahlatır, huzur verir. 

3 Aralık Dünya Engelliler Günü vesilesi ile imanda, ihlâsta, nurda ümit ve şevkini kaybetmemiş insanları hatırlıyorum. Allah yolunda istikametle huzuru bulmuş, saadete ermiş, ahsen-i takvim sırrına ermiş, engeli tanımamış çok bahtiyarlar vardır. Onlardan iki mübarek şahsiyet’in destansı hayatının engellilere ufuk açmasını ümit ediyorum. 

Biri görme engelli Zafer Ferah, onu muhabbet fedailerinin online sabah dersinde, ekranda parmakları ile Risale-i Nur dersi okurken tanımıştım. Tatlı, latif ses tonu ile hoş bir okuyuşu, nur hakikatlerini düzgün telaffuzla, kelimelerin anlamını ifade ederek güzel okuyuşundan etkilenmiştim. 

11 Haziran 2021 tarihinde vefat etti. Rahatsızlıktan on üç yaşlarında gözleri kapanmış. Azmi ve gayretiyle hayata tutunmuş, eğitimine aralıksız devam etmiş. Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi, kamu yönetimini kazanmış ve başarıyla mezun olmuş. Ağabeyi Ahmed Ümit’in teşviki ile Risale-i Nurlar’ı tanımış, her gece derslere katılmış. İstifade ettiği nur hakikatleriyle maddi ve manevi âlemlerini aydınlatmış bir iman ve Kur’ân talebesi vasfıyla herkesin tanıdığı hoş sohbetler eden, güzel diyaloglar kuran, faydalı olan mizacıyla sevilip sayılmış. 

Onun tanıyan ve sevenler vefatı sonrası Yeni Asya gazetesinde yazılarla hizmetlerini, iş ve aile hayatındaki başarılarını uzun uzun anlattılar. Onlardan bazıları: Kâzım Güleçyüz, Ali Demir, Osman Zengin, Ahmet Uçar, Cevher İlhan, Ali Rıza Aydın…  Ayrı ayrı başlıklarla merhum Zafer Ferah’ın hususiyetleri, güzel vasıfları, feragati, fedakârlığı, hayat düsturları, şahsiyeti, Nur hizmetinde hatıraları gibi birçok güzel hasletlerini nazara verdiler. Her yazıya birçok yorum gönderenlerin uzunca yazılarla samimi, içten sevgileri, üzüntüleri, hatıralarına bakınca Zafer Ferah’ı niçin önceden tanımadım, diye hayıflandım. O görmediğinden hiç şikâyet etmemiş olması; imanın, ihlâsın, rıza ve teslimiyetin derecesini gösteriyor.

Öteki de Atabey’li Ali Osman Öztop’tur (1913-1950)  Yirmi yaşında hastalanıp engelli olmuş. Alil Ali olarak bilinirmiş. Tahirî Mutlu Ağabey vesilesiyle nur hizmetini tanımış. Engelli bir insanın nasıl hizmet edebileceğinin dersini vermiştir. Kısa ömründe çok hızlı hizmet hayatı ve hatıratı vardır. Risale-i Nurlar’ı elle yazıp çoğaltmış, yakın arkadaşlarına tanıtmıştır. Aynı zamanda kitap ciltlemeyi bildiği için elle yazılan ve gelen risaleleri ciltlermiş. Kış günü sabaha kadar risaleleri elle yazarmış. Yoksulluktan fazla odun yanmasın diye akşam sobadan mangala aldığı közleri küle gömermiş. Elini üşüyünce mangaldaki külü açarak közde sadece parmakları ısıtır tekrar yazmaya devam edermiş. 

Risalelerde Demirbaş Ali Osman olarak da geçer. Nur hizmetini daha iyi yapmak için Eğridir’de dayısının evinde nurların irtibat ve istihdamına çalışmıştır. Afyon hapsini görmüş bahtiyarlardandır. Nur Talebeleri ikişer ikişer kelepçelenerek mahkeme getirilirken O tek olarak yerde sürünerek gelmiştir. Afyon Adliyesinde “Üst kata çıkması lâzımdır. Merdivenlerden çıkmaya başlar. Evvela vücudunu bir üst basamağa alıp, sonra ayaklarını çekerek, geri geri, “tık, tık, tık” diye ses çıkararak tırmanmaktadır.” Mahkemenin olduğu üst kattan onun durumunu gören Nur Talebeleri: “İşte en sakatımız dahi buraya gelmiş idamla yargılanıyoruz!” Üstad ve talebeleri duygulanırlar. Üstad’ımızın da gözleri yaşarmıştır… İşte tam bu esnada, Üstadımız gür bir sesle bütün topluluğa hitaben: “Korkmayınız kardeşlerim! İnşallah bu Nurlar parlayacaklar.” diyerek moral vermiştir.

37 yaşında Atabey’de vefat eden, engelli Ali Osman için Üstad Hazretleri: “Tebrik ediyorum ki, vazifesini tam yapmış ve şimdi Risale-i Nur’u tanıyınca yarım vücuduyla, sanki on ayakla birden hizmete koşmuştur.” sözüyle sitayişini bildirmiş.

İnançlı bir insan imanın nuru, tevekkül ve teslimiyetle dünya hadiselerinin, aşılmaz gibi görünen bütün engellerin dağlar gibi dalgaları içinde huzurla seyeran ve seyahat edebileceğine dair Risale-i Nurlar’a bakmak yeterli: “Aklı başında olan insan, ne dünya umurundan kazandığına mesrur ve ne de kaybettiği şeye mahzun olmaz…” “Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa, zahiren bir cennet içinde olsa da manen cehennemdedir. Ve her kim hayat-ı bakiyeye ciddi müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır. Dünyası ne kadar fena ve sıkıntılı olsa da dünyasını cennetin intizar salonu hükmünde gördüğü için hoş görür, tahammül eder, sabır içinde şükreder.”

Başta Üstad (ra) olmak üzere Allah onların hepsinden ebediyen razı olsun.

Okunma Sayısı: 597
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı