"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Faaliyette lezzet vardır

Muzaffer KARAHİSAR
09 Temmuz 2019, Salı 00:49
2019 Yaşlılar Yılı…

Günlük hayatta kıpır kıpır, heyecanlı, hareketli gençlerin ve maceralı, afacan çocukların eğitiminden huzurevi yönetimine görevlendirilmiştim. Alışık olmadığım sükûnetli bir ortama yabancıydım... Alabildiğine yavaş, sakin, durgun ve gülmeyen yüzleriyle biraz da kederli insanların kendilerine ait bir dünyası vardı. Ölümü beklercesine, yılların yorgunluğu, bitkinliği yaşlı simalarından, ümitsiz ve hüzünlü bakışlarından fark ediliyordu. Belki de bana öyle geliyordu!

Genel olarak kurumu, çalışanları ve kalan yaşlıları tanımaya çalışıyordum. Onların âtıl vaziyette, her şeyden elini eteğini çekmiş, bitmiş, tükenmiş bir ömrün son anlarını bekleyen, misafir insanlar gibi öylesine zaman geçirmelerini yadırgadım. Bir taraftan da işleyişi, ihtiyaçlarının karşılanması için yapılan faaliyetleri, günlük programı izliyordum. Sağlık, temizlik, beslenme servisleri, büro hizmetleri… Tam kapasite ile çalışan bir işletmenin sorumluluğu omzuma yüklenmişti.

Yaşlı insanların günlük ihtiyaçları karşılanmasının dışında kendi hallerinde salonlarda televizyon, odalarında oturuyorlar, ara sıra bahçeye çıkanlarda oluyordu. Meylürrahat, zindan-ı atalet insanların içine çökmüş, ruh dünyalarını kaplamış, pasifize etmiş, uyuşturmuş gibiydi. Yaşlıların içinde farklı mizaçta, yetenekte, beden ve ruh sağlığı yerinde olan insanlar da vardı. İşin bir ucundan tutup insanları harekete, faaliyete geçirecek formüller bulmalı, diye düşündüm. Her şeye yeniden ümitle, şevkle başlamalı, bir işe yarama, yaşama sevinci, hayata bağlanma, başarma mutluluğu tattırmak için küçük bir grupla faaliyete geçmesi gereğine kendimi inandırdım! 

Tasarladığım bu düşünceleri çalışan personelle, meslek elemanlarıyla ve bazı yaşlılarla paylaştım. “Çok iyi olur.” diyen olmadı. Eski köye yeni âdet, misali yaşlı, hasta, sakat ve hayata küsmüş, morali bozuk, iç dünyası kararmış, kendisiyle ve çevresiyle barışık olmayan insanlarla hiçbir şey olmaz!.. Anlamında cevaplar aldım, ön yargılarla karşılaştım. Kuruma yabancı olmam nedeniyle herkes bana olumsuz yönlerini gösteriyordu. Bir faaliyet esnasında sağlık problemi olabilir... Düşer, şaşar ya da tehlikeli bir problem olur, başımız belaya girer diyenler bile olmuştu. Hatta filan zaman şöyle olmuştu da sorunlarla karşılaştık, diye kötü örnekler sıralayanlar…

Bir taraftan da yaşlılar arasında tartışmalar, anlaşmazlıklar, sorunları, şikâyetleri çözmeye çalışıyorduk. Yaşlıların uyku ve sağlık problemleri, oda ve eşya anlaşmazlıkları, dedikodu, can sıkıntısı… Boş vakit geçmiyor, biz eskiden köyde şöyle çalışırdık, böyle yapardık, yatardık uyurduk… Herkes bir şeylerden şikâyet ediyor, eski günlerin özlemini yad ediyorlardı.

Bunları düşünürken Lem’alarda hatırladığım darb-ı mesel: “Rahat zahmette, zahmet rahattadır.” Bana bir şeyler yapmaya teşvik ediyordu. Yetiştirme yurdunda gençlerle yaptığımız etkinlikler, burada olmasa da benzerlerini yapmaya karar verdik. 

Yaşlılardan şiir okuyabilecek, türkü, kaside, ilahi söyleye bilecek, enstrüman çalabilen, konuşma yapa bilen vb. yetenekli yaşlıları tespit ettikten sonra çalışmaya başladık. Düzgün kıyafetlerle toplantı salonunda yaşlılar ve personele sahne aldılar ve ilk defa maharetlerini gösterdiler… Işıklar, ıslıklar, alkışlarla salondakiler coşmuştu… Daha sonra dipte köşede kalan çeşitli alanlarda yetenekli yaşlılar, gönüllüler belirmeye başladı. Şairler, hatipler, sesi güzel olanlar, müzik aleti çalanlar, Kur’an okuyanlar, ilahi söyleyenler… 

Köşesine çekilmiş, her şeyden elini eteğini çekmiş, ümitsiz, şevksiz, isteksiz, sessizlik ataletine kendini bırakmış insanlar, gelen ziyaretçilerden moral, motivasyon beklerken; onları beklemedikleri bir neşe, sevinç ve huzurla karşılayıp uğurladılar… Herkesten çok ilgi, sevgi ve destek gördüler. Küçük çaptaki bu faaliyet öteki yaşlıların ve personelin de hoşuna gitmeye başladı.

Bundan sonraki atacağımız adımlar için bize de güç ve cesaret verdi. Bahçede, çay ocağında, terzihanede, atölyede, kümeslerde, tavşan yuvalarında, ağaç bakımında, çiçek yetiştirmede görev alan, el ürünü, örgü yapan, patik, çorap, eldiven, paspas ören gönüllü yaşlı bayanlar sayısı arttı. 

O yıl hasat mevsiminin sonunda şehir merkezinde Sosyal Hizmetler İşhanı’ndaki galeride Yaşlı El Ürünleri Sergisi açmıştık. Bir panayır gibi çok ilgi görmüştü.  Gelenlere yaşlılar yaptıkları çalışmaları tanıtmışlardı. Herkes ürettiği sebze, meyve, çiçek, yumurta, bayanlar yaptıkları örgülerle el ürünlerini satmışlardı. Kurumu tanıtan afişler, broşürler… Fon müziği ile yaşlı şiirleri seslendirildi. Panoya renk renk yaşlı faaliyet fotoğrafları, yaşlı şiirleri, vecizeler asılmıştı. Sergide merhum Ahmet Özelbiçer ve Esfendiyar Telemcioğlu isimli yaşlılar, yazdıkları kitaplarını imzalamışlar, tanıtmışlar, tanışmışlar okuyucularıyla sohbet etmişlerdi.

O sene yaşlıların faaliyetleri basında geniş yer almıştı. Mülki amirler, müdürler, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar huzurevi ve yaşlıları yakından tanımışlardı…

Okunma Sayısı: 858
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı