"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Müsbet düşünme ve menfîlikten uzak olma hali

22 Ekim 2019, Salı 00:19
Helâket, felâket asrında ayakta durup doğru bir hayatı yaşamak kolay değil.

Materyalizm ve batı felsefesinin insanlığa vahşice abandığı bir zamanda manevi sığınağa mazhar olmak büyük bir nimettir. Sonsuz şükür gerektirir. Hem İnsanî hem İslâmî düzenli ve doğru bir hayat yaşamak için, hayatı ve olayları doğru algılayıp yorumlamak önemli. Ruh ve bedenen sağlıklı yaşamanın sırrı fıtrat kanunlarına uyumla mümkün. Kâinatta geçerli olan; Kelâmî şeriat ve fıtrî, şeriata uyma aklın gereğidir. Risalei Nur Külliyatından Hutbe-i Şamiye ve Münazarat eserlerinden çıkardığım bazı hakikatler aşağıdadır.

Meselâ, tembellikle tevekkülü karıştırılmamalı. Faaliyet ve gayret olmadan yapılan tevekkül alemdeki sebeblere, kâinattaki İlâhî nizama uymamaktır. Allah’ın arzularına karşı da inat ve cahilliktir.

Büyük ve önemli işlerde yalnız kusurları gören, cerbezeyle hem aldanır, hem de aldatır.

Bazan şiddetli muhabbet düşmanlığa dönüşebildiğinden, ifrat ve tefritten kaçınmak gerek.

Ahkâmın kesin olmadığı her türlü konu ve sıkıntının çözümü meşveret ve şurayla mümkündür.

Büyüklerdeki meziyet ve fazilet, alçakgönüllülüktür. Baskı ve tahakküm değildir.

İnsani münasebetlerde; cehalet, inat, garaz, intikam, taklit, gevezeliğe yer verilmemelidir.

İnsana yapılan istibtad ve baskı bulaşıcı hastalığın kaynağıdır. Müsaade etmemek gerekir.

Doğruluğun her alanda hayat düsturu edilmesi, dünya ve ahiret saadetinin kaynağıdır.

İnsanî hatalar hücum edip perdeyi yırtarak düzelmez. Bazı fenalıklar perde yırtılmazsa sınırlı kalır. Hata sahibi utanma hissiyle kendisini ıslaha çalışabilir.

Hizmet ve faaliyette olanlara teşekkür, tembellerden şikâyet, tereddütte olanları irşad etmeyi hedeflemek müspete yardım etmektir.

“Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen güzel rüya görür, güzel rüya gören hayatından lezzet alır” hakikatini bir hayat düstur etmek büyük bir kazançtır.

Hamiyet, iş ve sanatın ayrı olduğunun farkındalığını kavramak gerekir. Fasık adamın güzel çobanlık, ayyaş adamın, ayyaş olmadığı vakitte iyi saat yapması bir sanat icrasıdır. Salâhat ve mehareti, fazilet ve hamiyeti karıştırmamak. San’atta maharetin tercih edileceği gerçeğini kabullenmek bir ferasettir.

İman, insanda mânevî bir yasakçıdır. Günah ve tahribatın önlenmesinde vücudun siperidir.

İnsandaki gurur ve enaniyet şuursuz olarak, ehl-i iman ve insafa karşı haksızlık eder. Sahibini daima başkalarına karşı haklı zannetme yanlışlığına düşürür, buna dikkat lâzımdır.

Düşmanlığın yersiz sebeblerini, muhabbetin güzel sebeplerine tercih etmek bir divâneliktir.

Birisine kusur ve kabahatini göstermek, o kişiyi tembellikten kurtarmak için olursa faydalıdır.

Muhabbet, uhuvvet, sevgi, İslâmiyetin mizacıdır, rabıtası ve bağıdır. Bunu yaşatmak gerek.

Şark insanın manevi özelliği; kalplerde hissin ve dinin hâkim olmasıdır. Batı insanının özelliği ise felsefe ve fen odaklı bir hayat tarzıdır. Müslümanların kalkınması dinî hisle mümkündür.

Zâlim ve diktatörlere, zillet ve dalkavukluk etmemek, mazlum ve masumları da zelil etmemek islâm ahlâkının faziletidir.

Her türlü değerlendirmelerde toptancılık yapmadan, iyiliği kötülüğe üstün olanların takdire lâyık olduğunu unutmamak lazım. Sevâbı hatâsına üstün olanlar mağfiret ve affa müstahak olurlar.

Kâinatın yaratılışında asıl maksat; Allah’ın irade ve arzusu; hayır, hüsün, güzelliktir. Şer, çirkinli ve fenalıklar asıl değil dolaylı birer ölçüdür. Güzellik ve hakikatlere bir ölçü ve kıstastırlar.

Yeis, ümitsizlik, acizlik ve yetersizliğin göstergesidir. Bütün iyiliklerin zıddı yeistir.

Zaman, doğru bir çizgi üzerine hareket etmediği için, başlangıç ve sonu birbirinden uzaklaşmaz. Bunun için; geçmişte ileride olanlar şimdi geride, mazide geride olanlar şimdi ileride olabilir. Her kışın sonu bahar, her gecenin sonu sabahtır. İslâm güneşiyle, İnsanlık sonunda bir sabaha, bahara kavuşacaktır. İnşaallah dünyanın tam bir barışı ve hakikî medeniyeti görmeyi rahmet-i İlâhiyeden bekleyebiliriz.”

Cenabı Hak rızası dairesinde doğruların hep yanında, yanlışlıkların, tahribatın, günah ve çirkinliklerin de hep uzağında tutması dilek ve temennisiyle.

Okunma Sayısı: 785
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • A. AYDIN

    22.10.2019 17:07:54

    Ne güzel prensipler bunlar!

  • İ.Seyda

    22.10.2019 12:35:20

    Güzel, yani bir anlamda olumlu düşünme zihnimizi geliştirir. Olumsuz düşünme ise zihnimize menfî mânâlar ekmek anlamına gelir. Problemlerini halledememiş; sıkıntı, stres, gerginlik deryasında yüzen adam olumlu düşünemez. Olumlu, olumsuz her söz, her fiil, her görüntü her davranış; beden, ruh ve duygularımızı iyi veya kötü yönde etkiler.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı