Kim ne derse desin, kitap okumayı bir hayat düsturu ve hayatın parçası hâline getiren bir topluluk, sınıf, ekol, grup; ne denirse densin bir cemaat vardır: Nurcular!
“Nev-i beşerin andelib-i zîşânı ve benî Âdem’in bülbül-ü zü’l-Kur’ân’ı olan Hz. Muhammed (asm) (24. Söz)”, ümmî olmasına rağmen ona Allah’ın ilk emri “Oku!” idi.
İnsanlık tarihinin öncüleri olan bütün İslâm uleması, 1500 yıllık İslâm tarihinde Kur’ân’dan aldıkları ilhamla her alanda insanlığın hizmetine; okuyarak, yazarak, düşünerek, tefekkür ederek hizmet etmeye başlamışlardır. Bu manevî seferberlik aynen devam etmektedir. Türkiye'de özellikle bütün Nurcuların kitap okuma alışkanlıkları, bu vatan ve millet için bir iftihar vesilesidir; bunu yapan herkesi takdir ve tebrik ediyoruz.
Nur Cemaati de bu alanda, yarım asrı geçen tarihi içerisinde “Gayemiz vatan sathını bir mektep yapmaktır!” parolasıyla yola çıkmıştı. Bu “okumalar” el an kesintisiz olarak; kış-yaz, ferdî-ortak devam etmektedir, elhamdülillah!
Hem Hasanî, hem de Hüseynî olarak, Hz. Muhammed’in manevî evlâdı Bediüzzaman Said Nursî, dokuz yaşında Şarkî Anadolu’nun meşhur medreselerinde tahsile başlamıştı. Ana dili Kürtçe olmasına rağmen, üç ay gibi kısa ve temel bir tedrisattan sonra altı bin (6.000) sahifelik eşsiz bir manevî Kur’ân tefsirini Türkçe olarak telif etti. Ümmete ve insanlığa kıyamete kadar devam edecek Risale-i Nur Külliyatı’nı ortaya koydu.
İşte bu kudsî emanet, bugün dünyanın iki yüze yakın ülkesinin büyük çoğunluğunda her gün okunmaya devam etmektedir. Çocuklar, ihtiyarlar; erkekler, hanımlar; talebeler, akademisyenler; muvazzaflar, emekliler; esnaflar, çalışanlar; mühendisler, hukukçular; sağlıkçılar, doktorlar… Velhâsıl her yaş ve kademeden insan grupları, iştiyakla, arzu ile, sevinçle, tefekkürle, sesli ya da sessiz şekilde bu tefsiri okumaktadırlar. Başta kendileri olmak üzere, insanlığın bütün dert ve sancılarına çözüm ve çare aramaya gayret etmektedirler.
Bu fakir de son bir ay içerisinde İzmit ve ilçeleri, Zonguldak ve ilçeleri, Ankara, Antalya, Alanya il ve ilçelerinde farklı yaş ve gruplardaki can dostlarla “okuma programlarında” bulundum. Aşk ve şevk depoladım, mevcut maneviyatımı pekiştirdim, yepyeni ilim konuları ve dostlar edindim.
Bu tür programların daha faydalı, devamlı ve kapsamlı olması için; gaye ve hedeflerin, yaş gruplarının ve konu başlıklarının çok daha planlı ve programlı belirlenmesi, işin ciddiyet ve disiplininin sağlanması, nezaket ve ahlâkî değerlerin bu programlarda daha muhkem hâle getirilmesi gerekmektedir. Özellikle gençler için sokağın, sahanın, piyasanın ve genel eğitim merkezlerindeki kalabalıklardan gelen menfî hitapların, davranışların, alışkanlıkların ve kazanımların, mahalle baskılarının hizmet merkezlerine menfî tesirlerinin olmaması adına dikkat edilmesi ve tedbirli olunması elzemdir.
Anadolu’nun her tarafında bu kış mevsiminde birçok insan mâlâyânî işlerle meşgulken, Nur’un hadimleri olan Yeni Asya Nur talebeleri; her bölgede, ilde, ilçede, mahallede, her kademede ve yurt sathında “Risale-i Nur okuma programları” yapmaya devam etmektedirler. Tertip edenleri, katılanları ve yardımcı olanları; herkesi tebrik ve takdir ediyoruz.
“Vatan sathını bir mektep yapma” şiarıyla günlük, haftalık ve aylık geniş programlarla milyonlarca sahife Risale-i Nur, Kur’ân, Cevşen, Celcelutiye, Hizbü’l-Kur’ân okuyup elleri devamlı duada olan bu mübarek şahs-ı manevînin okumalarının sürekli devam etmesini; belâ ve musibetlerin, her türlü şer ve seyyiatın giderilmesine, rahmetin tecellisine vesile olmasını diliyoruz.