- “Dünyada en yüksek hakikat, peder ve validelerin evlâtlarına karşı şefkatleridir. Ve en âlî hukuk dahi, onların o şefkatlerine mukabil hürmet haklarıdır. (Mektubat, s. 305. )
- Herbir adam eğer hanesinde dörtbeş çoluk çocuğu bulunsa kendi hanesini bir küçük medrese-i Nuriye'ye çevirsin. Eğer yoksa, yalnız ise, çok alâkadar komşularından üçdört zât birleşsin ve bu hey'et bulundukları haneyi küçük bir medrese-i Nuriye ittihaz etsin. (Emirdağ Lâhikası, s. 435. )
1. Birlikte ne kadar vakit geçirebiliyoruz? çocuğumuza ayırdığımız bir vaktimiz var mı?
2. Her bir fert üstüne düşeni layıkıyla yapıp, ötesini Allah’ın takdirine bırakmalıdır. Her türlü zorlama ters teper! Olayı zıt bir çizgiye saptırır. Önemli olan, doğruları gösterip seçimi muhataba bırakmak çözümüdür.
3. Ufak hataları yüze vurmaktan vazgeçelim.
4. Eve girince selâm vermeyi unutmayalım.
5. Görüşlerimizi hayat arkadaşlarımızla paylaşmayı, onları önemli konularda bilgilendirmeyi ihmal etmeyelim.
6. Karşılıklı gurur incitici, istismar edici tavırlardan uzaklaşmak.
7. Hataya karşı özür dilemeyi, iyiliğe karşı teşekkür etmeyi ihmal etmemek.
8. Saygı duymaktan erinmeyelim, empati yapıp kendimizi karşısındakinin yerine koyabilelim.
9. Yaşanan olayların öğretici tecrübesiyle, kendi eksiğimizi görüp önce "özeleştiri" yapabilme, hatamızı anlayınca, yaşanan olaydan ders alıp düşünüp şükredebilme olgunluğuna erişelim.
10. Karşılıklı; “Ben senden ne hayır gördüm ki!” gibi olumsuz hitaplardan uzak duralım.
11. Hayırlınız, kadınlarına karşı hayırlı olanlardır." (Riyazü's salihin, 629) bir hakikat ışığıdır.
12. Gelişen problemleri, tartışma, çatışma ve kavga etmeye götürmeden sonlandıralım.
SERİMİZİ, BİR HİKÂYE İLE SONLANDIRALIM
Eski Roma'nın ünlü generallerinden birinin eşi dünya güzeli bir kadınmış. Kültürü, neşesi, ev sahibeliği üslubuyla imrenilen biriymiş. Boşanacakları haberi çıkmış, bütün Roma bu haberle çalkalanıyormuş.
Yakın arkadaşları cesaretle konuyu açmışlar: “Eşin Roma'nın en güzel, gıpta edilen kadını!” diye övmüşler! Nasıl olur da ondan ayrılmayı düşünebilirsin?
General bacağını uzatarak: "Çizmemi beğendiniz mi önce onu söyleyin bana!” demiş.
“Çok güzel!” demişler.“
Komutan devamla: “Tay derisinden yapılmıştır. Sicilya'nın en marifetli çizmecisi tarafından, bana özel olarak elle, benim için yapılmıştır. Bir benzerini bütün Roma'da bulamazsınız.
- Belli, demiş arkadaşları. Benzersiz derken de haklısın. Ama bunun, bizim sualimizle ne alakası var?
Arkadaşlarının merakını iki kelimeyle gidermiş general: “Ayağımı sıkıyor!”
Bütün bunlardan alacağımız ders: "Ayağı sıkmayacak” bir tarzı yaşayıp yaşatmaktır.
Eşler karşılıklı ilgi ve muhabbeti “ayağı sıkma” noktasına getirmemelidir.
“Çocuklar anne babaya karşı saygı, itaat ve kurallı yaşamaya direnç koyarak, aile hayatını "Ayağımı sıkma!” durumuna getirmemelidirler!
Anne ve babalar çocuklarını baskı, hakaret ve rencide edici tavırlarla “ayağı sıkma" sıkıntısına sokmamalıdır.
Kardeş, amca, hala, dayı, teyze, gelin, damat, evlat, torun, nine, dede, dost, vb. bütün bu zincirli ilişkileri, “ayağı sıkma” bahtsızlığına dönüştürülmemelidir vesselâm.