"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Şu Bizim “Ahrâr”larımız...

Orhan Ali YILMAZ
20 Şubat 2024, Salı
Kısaca Ahrâr Fırkası denilen Osmanlı Ahrâr Fırkası, Prens Sabahattin’in öncülük ettiği ve fikir babası olduğu siyasî hareket, ilk olarak 1902 yılında Prens Sabahattin tarafından “Teşebbüs-ü Şahsî ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti” ismiyle bir dernek olarak kuruldu.

Parti hüviyetini kazanması ise 14 Eylül 1908 tarihinde 2. Meşrûtiyet Dönemi’nde gerçekleşti ve şu 30 Ocak 1910 tarihine kadar da faaliyet gösterdi. Ahrâr hareketi, tam 35 yıl sonra, 7 Haziran 1945’te CHP’li Celâl Bayar, Refik Koraltan, Adnan Menderes ve Fuat Köprülü’nün, meclis grubunda, açık olarak görüşülmek üzere verdiği şu Dörtlü Takrir denilen önerge ile tekrar uyanışa geçti. Takrir’in amacı ise, Türkiye’nin tek parti yönetiminin terk edilip çok partili hayata geçilmesi, serbest, hür seçimlerin yapılması, üniversite özerkliğinin sağlanması, tek dereceli seçim sisteminin yürürlüğe girmesi, yürütme erkinin CHP’nin şu tüzel hâmîliğinden çıkarılması şeklinde özetlenebilir.

Büyük mücadeleler neticesinde, nihayet 14 Mayıs 1950 tarihinde “Yeter, söz artık milletindir!” sloganıyla ezici bir çoğunlukla şu iktidara geldiler.

Temel prensip olarak, Bireyselliği, Bireysel Özgürlüğü, Özel Teşebbüsü ve “Yerel Yönetimlerin Güçlendirilmesi ile Merkezî Otoritenin Sınırlandırılmasını” esas alan bu hareket hakkında Üstâd Hazretleri, aşağıda belirttiğim üzere, Emirdağ Lâhikası’nın müteaddit mektuplarında pek sitayişkâr, müjdeli, şu ümit verici ifadelere yer vermektedir.

“Bu defa, birkaç gün zarfında Ahrârlar’ın başına geçip milletin mukadderatına sahip çıkması sebebiyle Reis-i Cumhur’u ve Heyet-i Vekile’yi tebrik ile beraber…

Demokrat namında hamiyetli Ahrârlar, yani hürriyetperverler, Nur ve Nurcuları takdir etmelerine çok minnettarım. Onların muvaffakıyetine çok dua ediyorum. İnşâallah, o Ahrârlar, istibdad-ı mutlakı kaldırıp, tam bir hürriyet-i şer’iyeye vesile olacaklar…”

“Eskiden, nasıl Ahrârlar iki defa başa geçtiği halde, az bir zamanda onları devirdiler. Onların müttefiki olan İttihad-ı Muhammedî (A.S.M.) efradının çoklarını astılar… Ve Ahrâr denilen Demokratları, kendilerinden daha dinsiz göstermeye çalıştılar…”

“Ankara’da, dindar Ahrârlar’ın kongresinde beni Diyanet Riyaseti dairesinde bir vazife ile tavzif etmeyi hararetle istemelerine ve Medreset-üz Zehra’nın Nur talebelerini, bu meselede bana kabul ettirmekte vasıta yapmalarına karşı derim…”

Kaderin garip cilvesine bakınız ki, 10 yıl sonra, şu 27 Mayıs 1960 Askerî Darbesi ile iktidardan indirildiler. Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatîn Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan, şu Yassıada Mahkemelerinde yargılanıp, zulmen idama mahkûm edildiler. Pek çok parti üst yetkilisi hakkında da ya müebbet ya da şu ağır cezaya hükmedilerek insafsızca cezalandırıldılar.

Sonrasında ise şu Ahrârlarımız, Süleyman Demirel’in başkanlığı ve liderliğinde Adalet Partisi adı altında yeniden, tekrar toparlandı ve 1965 seçimlerinde -üstelik de Demirel, kendisi henüz milletvekili olmadığı hâlde- Adalet Partisi’ni birinci parti yaptı ve meclis oylarının %52,9’u olan şu 4.921.236 oyu alarak, toplamda 240 milletvekili çıkararak birinci parti olarak meclise girmiş oldular.

1983 yılında, 12 Eylül Darbesi’nde kapatılan Adalet Partisi’nin devamı olarak kurulan Doğru Yol Partisi (DYP) ise 27 Mayıs 2007 yılında şu isim değişikliğine giderek, “Demokrat Parti” adı altında yeniden yapılanmış oldu.

En son yapılan 14-28 Mayıs 2023 Genel Seçimlerinde, Millet İttifakı adı altında 6’lı Masa etrafında seçimlere giren şu Ahrârlarımız olan Demokrat Partimizden, Cemal Enginyurt/İstanbul, Haydar Altıntaş ve Mehmet Salih Uzun ise İzmir milletvekili seçilerek şu parlamentoya girmişlerdi.

31 Mart 2024 tarihinde yapılacak olan Mahalli/Yerel İdareler Seçimlerinde seçimlere şu “tek başına” girme kararı alan Demokrat Parti yönetimine, hem de şu başkanımıza, onları ta şu en baştan beri destekleyen, hem de Üstâdımız gibi, şu “muvaffakıyetlerine dua eden” Yeni Asya Camiası’na mensup bir yazar olarak aklımıza düşen, şu zihnimize tedai olunan, belki de bir “tavsiye” olarak, bildiğimiz şu oy oranıyla, şu Cumhur İttifakı’na karşı “tek başınıza” değil de, şu 6’lı Masa’dan “herhangi birisiyle” bir “ittifaka” gidip, şu “güçlerinizi” birleştirip, “daha etkili” sonuç almanın şu “imkân dâhilinde” olduğunu ve bunun için “geç de olmadığını” düşünüyor ve bunu sizlere “özellikle” hatırlatmak istiyoruz…

Okunma Sayısı: 1384
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ömer

    20.2.2024 14:05:18

    Aynen aklın yolu bir. Kaleminize sağlık.

  • İbrahim Ersoylu

    20.2.2024 11:58:52

    Güzel bir yazı olmuş. Tebrik ederiz.

  • Mustafa yaprak

    20.2.2024 01:32:49

    Tebrikler. güzel bir yazı, güzel tesbitler. Öncelikle tek adam yönetim sistemi defedilmeli! Zira, “İstibdat, zulüm ve tahakkümdür. Meşrutiyet, adalet ve Şeriattır.”

  • a. kadir Ceylan

    20.2.2024 00:28:59

    Demokrat Parti veya başka bir partiye Ahrarlar diyebilmemiz için, onların en azından altı ok'tan uzak durmaları gerekir. Bugün açıkça milliyetçiliği savunan bir parti Ahrar çizgisini reddediyor demektir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı