"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bugün 10 Kasım

10 Kasım 2020, Salı
10 Kasım’da ne yazılır? “10 Kasım” yazılır değil mi? Haydi yazalım o zaman...

Saat dokuzu beş geçe.

Atam Dolmabahçe’de.

Doktor doktor kalksana.

Lâmbaları yaksana.

Atam elden gidiyor.

Çaresine baksana.

Çoğunuzun şaşırıp, “bu da ne yahu?” der gibi söylendiğinizi hissediyorum. Evet, bu ne? Bu, hepimizin kafalarına çakıla, çakıla, taaa ilkokulda ezberletilen bir saçmalık. Hattâ buraya bile ezberimden yazdım. Ama bunu yazışımızın ve bu nesneyi yazının içine koyuşumuzun esas sebebi, Engin Ardıç’ ın, seneler evvel, yine bir 10 Kasım’ da yazdığı  “külliyen yalan” başlıklı bir makalesi.

Orada, bu dokuzu beş geçeyi  yazarak, aklımda kaldığı kadarıyla şu ifadeleri kullanmıştı: “külliyen yalan yahu, Atatürk dokuzu beş geçe gündüz vakti değil, karanlıkta ölmüştü. Baksanıza, hem ‘doktor, doktor kalksana, lâmbaları yaksana’ diyorlar, hem de gündüz ortası dokuzu beş geçe, milleti zorla kıyama tutuyorlar. Külliyen yalan! o dokuzu beş geçe değil, ortalık karanlıkken öldü. Ama milleti o saatte ayağa kaldırıp saygı duruşunda tutmak zor olacağından, 30’ lu, 40’ lı senelerde memurlar saat 9 da mesaiye başladığı için öyle bir kurnazlık yapmışlar.”

Evet, aynen öyle. Çocukluğumuzdan, bu yaşımıza gelene kadar bunları gördük. Tabiî, çoğunuz da gördü. Minik birer çocukken, Ankara’nın o soğuk günlerinde, önlüklerimizin içinde, nasıl da titreyerek bizi beklettiklerini hiç unutmam.

Gençlik senelerimizde Ankara’da, fıkra gibi bir şey anlatılırdı.”Kızılay’da, orduevi, zafer çarşısı arasında, bir M. Kemal heykeli var. Bir 10 Kasım sabahı, adamın biri heykelin önüne gelmiş, ağlıyor, ‘atam, sen kalk da, ben yatam’ diyor. Heykelden boğuk bir ses,’ gel de yat ulan!’ deyince, adam cin çarpmış gibi, ‘aman atam benim çoluk çocuğum var’ diye, tabana kuvvet kaçmış. Meğer akşamcının biri, heykelin arkasına sızmış, sabahleyin kendine geliyormuş, o söylemiş.”  Artık, ciddî veya değil. Böyle komik vaziyetlere de düşüyor bu Kemalistler.

Yani, bu saçmalıklardan, millete zorla dayatmalardan vazgeçmek lâzım. 

Artık, neredeyse yüz senedir bu işler bir kabak tadı verdi. Kimse size karışmıyor, ama siz millete zorla dikte ettirmeye çalışıyorsunuz. Nasreddin Hoca’nın “bu ne biçim yer yahu, taşları bağlamışlar, köpekleri salmışlar” misali gibi, 5816’nın arkasına sığınarak, milletin rahatını, huzurunu bozmayın. Muasır Avrupa devletlerindeki gibi, bizde de; tam hür, insanı esas alan, demokrat bir zemin meydana gelir inşâaallah da, milletin cebine kadar sokulan, tek adam zihniyetinden, bu millet, hâlâs olur, kurtulur.

Okunma Sayısı: 2526
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Sezai MUMCU

    10.11.2020 23:56:22

    5816 mutlaka kaldirilmalidir. Bu Ayasofya'yi ibadete acmak serefini kemale erdirecek EKSIK KALAN TARAFTIR. Zira Ayasofya'da ibadeti yasaklayana laf söylemenin yasagidir 5816. Yoksa 86 milyona yeten Türk Ceza Kanunu niye Ayasofyayi yasaklayana YETMEMISTE SAHSA ÖZEL CEZAI KANUN YAPILIP BÜTÜN KANUNLARA SIRAYET EDEN BIR TE'SIR DE ÜSTÜNE BINA EDILMIS. Bunu bugün yapmaya muktedirken yapmayarak ahirete irtihal etmeyi, boynunda böyle bir vebal ile dirilmeyi bugün 86 milyona balig vatandasin kahir cogunlugunun vicdanina aklina, iz'anina, suuruna muhalefette direnmeyi istemeyecektir, simdi de istememeli.

  • Zübeyir

    10.11.2020 17:34:19

    Tebrikler, Yeni Asya misyonuna uygun bir yazı. Böyle bir yazı bile ne kadar bu misyona ihtiyaç olduğunu gösteriyor

  • Hüseyin

    10.11.2020 17:27:35

    Osman kardeşim Allah razı olsun. Çok güzel ve 12den vuran bir yazı. Hakaret etmeden hakiakti dile getiren şayani takdir.

  • Abdulkadir

    10.11.2020 17:20:01

    Yeni Asya'nın tavrı,çizgisi ve duruşu;hiçbir zaman değişmedi ki zaten.Kemalizm hadisesinde de,hep hakikati haykırdı,haykırmaya da devam ediyor."Onun mahiyetinin anlaşılması yönünde,binler baş gitse yine de azdır" buyurmuş Üstad.Bakalım bu cehalet kokan proje,daha ne kadar sürecek.

  • Hilal

    10.11.2020 11:21:18

    Osman abi, bu ne yaaa... Bugünkü gazetelerin başlıklarına bir baktım, bir tek Yeni Asyamin farkını gördüm. Bir de sizin yazıyı okuyunca, coştukça coştum. Ardından da Battal abiyi okudum. İşte Yeni Asya bu, yazarlarımız bu dedim.

  • Mehmet Türeli

    10.11.2020 06:04:00

    Dindar bilinen siyasetçiler de her şehirden otobüsler doldurup çarşaflı ve tesettürlü bayanları 10 kasım günü toplayıp haşa umreye götürür gibi anıtkabire ziyarete ve saygı duruşuna götürüyorsa bu bir akıl tutulması ve bir vehamettir.

  • Oğuz Yiğiter

    10.11.2020 03:23:48

    İşte Yeni Asya farkı budur sözünün test edildiği günün adıdır, bir yönüyle 10 kasımlar. Kimyacı diliyle, "indikatör bir gün"dür. Gerçek fikir pehlivanlarıyla, "somun pehlivanları"nın fark edildiği veya "karagöz-hacivat" tuluatıyla, anlaşmalı "horoz döğüşü" tyatrolarının gerçek yüzünün ortaya çıktığı gündür 10 kasımlar. Açın bakın diğer ulusal medyaya. Bu manzaranın çok tiraji komik örneklerini çarşaf çarşaf göreceksiniz. Onun için bu kadar ısrarla, evrensel hukuk ve demokrasi normları ile AB standartları diye çırpınıyoruz...

  • Eddai

    10.11.2020 01:17:00

    Osman Hocam tebrik ediyorum sizi. Ne hos ve latif bir üslubla bir hakikati anlattiniz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı