"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Kurbağayı haşlama” mecazı gerçek mi oluyor

Prof. Dr. Mehmet TİKİCİ
03 Eylül 2026, Perşembe
Müslüman adayların yükselişiyle birlikte ABD siyasetindeki güç dengeleri ve perde arkasındaki ittifaklar da yeniden tartışılıyor.

GÖRÜŞ

“Amerika'da İslâm'a ve Müslümanlığa ilgi artıyor" başlıklı yazımızda; "Zohran Kwame Mamdani'nin New York'ta belediye başkanlığına seçilmesinin ardından Kongre önseçimlerini de evveliyatında Yahudi bir sosyalist iken sonrasında Müslüman olan feminist bir aktivist ve sendika üyesi garson bir komünist kadının1 kazandığını" ifade etmiştik. O yazı yayınlandıktan sonra da Michigan Eyaletinde Demokratların Abdulrahman Muhammed El-Sayed isimli Müslüman ve sosyalist üyesi senatör adaylığı seçimini kazandı. Bu gelişme “Amerikanın muhafazakâr ve dindar kesiminde İslâm'a ve Müslümanlara daha bir merak ve sempatiyle yaklaşma eğilimi doğduğu" yönündeki değerlendirmelerin haklılığını gösteren yeni bir delil durumundadır. Ancak medyada ve akademik çevrelerde, "önseçimlerde artan Müslüman aday görünürlüğünü çok da abartmamak gerektiğini"2  vurgulayanların da olduğunu da yine önceki yazımızda belirtmiştik.

Müslüman adayların arkasında kim var?

Önseçimlerde artan Müslüman aday görünürlüğünde bazı önemli noktalar çok daha dikkat çekici bir önem arz etmektedir. Şöyle ki; Zohran Kwame Mamdani'nin, Darializa Avila Chevalier'in ve Abdulrahman Muhammed El-Sayed'in ortak özelliklerinden biri “Müslüman-sosyalist” olmaları ve arkalarında solcu big boy’ların3 yer alıyor olması. Aslında "Demokratların" adayı olmaları münasebetiyle bu beklenen bir durum.

Demokratların LGBT politikası

Müslüman-sosyalist adayların ortak özelliklerinden biri de “LGBT eşitliğini temel sosyal politika konularından birisi” olarak görmeleri ki, bu da “Demokratların” adayı olmalarının doğal sonuçlarından birisi. Çünkü demokratlar 2012'de eşcinsel evliliğe açıkça destek olmuş; 2015'te ABD Yüksek Mahkemesi Obergefell v. Hodges kararında “eşcinsel çiftlerin evlenme hakkını anayasal güvence altına" almış; parti, doğumdan gelen cinsiyet kimliğini değiştiren ve ‘transgender’ denilen kişilerin ayrımcılığa karşı korunmasını, sağlık hizmetlerine erişimini ve kamusal hayatta eşit muamele görmesini desteklemiştir.

Yahudilerden destek alıyorlar

Müslüman-sosyalist demokratların, çok daha önemli ortak özelliklerinden biri de “İsrail karşıtı Yahudiler”den açık ve güçlü bir şekilde destek alıyor olmaları. Resmî parti üyeliği itibarıyla “bağımsız” olan ancak her konuda Demokrat Parti ile birlikte caucus yapan (aynı grup içinde hareket eden) İsrail karşıtı Yahudi senatör Bernie Sanders'in “Müslüman-sosyalist demokratların” en önemli destekçilerinden birisi olması önemli bir örnek oluşturmaktadır. Nitekim dört sene önce Michigan'daki Kongre’de Sanders, ilk Filistinli vekil olan Rashida Tlaib ile omuz omuza vermiş; ABD Temsilciler Meclisinde Demokrat Parti üyesi olan “sosyalist” ve “Filistin destekçisi” Andy Levin için ortak miting düzenlemişti.

ABD siyasetinde para gücü

Bu noktada hem akademik literatürde hem gazetecilikte hem de Amerikan kamuoyunda “money in politics”, “donor influence”, “interest-group influence”, “elite influence” gibi kavramlar tarafından kuşatılan bir başka tartışma da önem kazanmaktadır. Çünkü “Amerikan siyasî sistemi, hukuken herkese açık olmakla birlikte kaynakların adaletsiz dağılımı siyasî rekabeti fiilen dengesiz hale getirmektedir” şeklinde bir iddia da söz konusudur. Bu sebeple “büyük sermaye çevrelerinin, güçlü çıkar gruplarının ve lobilerin desteği olmadan özellikle yüksek düzeyde bir Amerikan siyasî makamına ulaşmak çok zordur” şeklinde güçlü bir siyasal algı da vardır.

Görünmeyen güçler

Söz konusu çevrelerin mecazî ve sosyolojik anlamda bir “görünmez veto gücü”ne sahip olduğu varsayılırsa Amerikan siyasetinde bir “üst güç”ten söz etmek mümkündür. Üstelik Amerikan siyasetinde tek bir üst gücün olmadığı; Wall Street finans çevreleri, teknoloji şirketleri, savunma, enerji ve ilaç endüstrisi, büyük sendikalar; çevre, sağlık ve işveren örgütleri gibi İsrail yanlısı örgütler vb. diğer örgütlerden oluşan; birbirleriyle zaman zaman çatışan çok sayıda güç merkezinin bulunduğu bilinmektedir. Bir aday klasik anlamda bunların hiçbirinin “adayı” olmayabilir; buna rağmen bir veya birkaçından destek alabilir.

ABD'de taşlar yerinden oynuyor

Amerikan siyasî tarihinde büyük bir halk hareketinin, güçlü kişisel popülerliğin ve ideolojik dalganın geleneksel güç merkezlerinin direncini kırabildiğini gösteren örnekler bulunmakla birlikte eşit olmayan kaynaklara sahip çok sayıda güç merkezinin birbirleriyle rekabet ettiği bir "veto noktaları ağı” yabana atılamayacak bir gerçekliktir. Yukarıdaki bilgiler ile ön seçimleri kazanan Müslüman-sosyalist demokratların İsrail karşıtı Yahudilerle açık işbirliği yaptığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanki bu “puzzle”, bünyesinde bir "Kurbağayı haşlama (boiling frog)" mecazını barındırıyor gibi.

KAYNAKÇA:

1- Yunus Emre Erdölen, "Bir sabah gelecek New York’tan aydınlık", Serbestiyet, 27.06.2026 

2- Mücahit Bilici, "Amerikan siyasetindeki sarsıntılar", Serbestiyet, 26.06.2026 

3- Yunus Emre Erdöken, "Solcu big boy’lar, İsrail lobisini nasıl patakladı?", Serbestiyet, 08.08.2026

Okunma Sayısı: 90
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı