"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Meşveret ve Karar Ahlâkı-3: Karara uymak, kararı “kutsamak” değildir

M. Said BAYRAKLILAR
03 Eylül 2026, Perşembe
Bir toplulukta karar almak kolay değildir. Aynı meseleye farklı mizaçlar, tecrübeler ve hassasiyetler bakar. Kimi neticeyi, kimi usulü; kimi sürati, kimi ihtiyatı öne çıkarır. Nihayet bir karar alınır. Fakat karar alındığı anda imtihan bitmez; çoğu zaman asıl imtihan, o kararla nasıl yaşanacağı noktasında başlar.

Karara uymak, birlik hukukunu gözetmektir. İnsan kendi kanaati kabul edilmese de ortak düzen bozulmasın, hizmet dağılmasın, kardeşlik yara almasın diye karara riayet eder. Bu, nefsin “benim dediğim olmadı” inadını kıran kıymetli bir olgunluktur.

Fakat karara uymak, aklı ve vicdanı askıya almak değildir. Bir insan bir karara riayet ederken, onu bazı yönleriyle eksik bulabilir. Bu her zaman isyan sayılmaz. Bazen sadece düşünmenin, sorumluluk duymanın ve neticeleri takip etmenin tabii sonucudur. Sağlıklı bir meşveret zemini, fertlerinden yalan bir iç tasdik istemez. “Kanaatim farklıydı; fakat ortak hukuk için uyarım, neticelerini de birlikte takip ederiz” diyebilen insana yer açar.

Kararı “kutsamak” ise burada başlar: Kararın etrafına dokunulmaz bir alan örülür. “Meşveret böyle dedi” cümlesi izah olmaktan çıkar, soruları susturan bir mühür hâline gelir. O andan sonra kararın neticeleri değil, kararı sorgulayanların niyeti konuşulur. Hata ihtimali değil, itaat görüntüsü önem kazanır. Böylece karar, hakikate hizmet eden bir vasıta olmaktan çıkar; insanları ölçen bir cetvele dönüşür.

Oysa kararlar beşerîdir. Hürmete lâyıktır, fakat hakikatin yerine geçemez. Bir yol gibi uygulanır; fakat yolun yanlış bir yere çıktığı görülürse bunu söylemek kafileye ihanet değildir. Elbette ikazın da edebi vardır. Bağırarak, kırarak, taraf toplayarak yapılan itiraz muhasebe değil, yeni bir dağınıklık doğurur. Fakat edep içinde yapılan muhasebeyi baştan fitne saymak da topluluğun iç hayatını kurutur.

Karar sonrası dil bu yüzden çok mühimdir. Kararı savunanlar zafer kazanmış gibi davranmamalı, farklı düşünenler mağlup edilmiş gibi hissettirilmemelidir. Çünkü meşveretin sonunda kazanan bir taraf değil, hakikate biraz daha yaklaşan kalpler olmalıdır.

Karara uyarız; çünkü birlik kıymetlidir. Kararı muhasebe ederiz; çünkü hakikat daha büyüktür. Kardeşliği koruruz; çünkü hakikat, kardeşliği ezerek değil, onu terbiye ederek görünür olur.

Okunma Sayısı: 1184
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mehmet Said Bayraklılar

    3.09.2026 23:37:55

    Ahmet Said kardeşim, ilginiz ve hüsnüzannınız için teşekkür ederim. Benim söylediğim, “Meşveret iyidir ama ferdin düşüncesi daha iyidir” değildir. Ortak uygulamada meşveret kararı esas alınır; kişi kendi kanaati kabul edilmese de karara uyar. Fakat karara uymak, o kararı zihnen yanılmaz saymak veya samimi olmadığı bir tasdiki dile getirmek demek değildir. Farklı kanaat, edep içinde yeniden meşverete taşınabilir; ortaya çıkan neticeler de birlikte muhasebe edilebilir. Dolayısıyla meşveret feda edilmiyor; yalnızca beşerî bir karar yanılmazlaştırılmıyor. Seri boyunca aynı temel ölçüyü farklı yönleriyle ele aldığım için tekrar hissi doğmuş olabilir; bu eleştirinizi dikkate alıyorum. Tartışmaların bir sebebi de karara uymakla kararı bütünüyle doğru kabul etmek arasındaki ayrımın gözden kaçması olabilir. Selam ve muhabbetle.

  • Ahmet Said

    3.09.2026 20:31:14

    Aziz kardeşim, okuyorum bir daha okuyorum, anladığını ne diye sorarsan benim anladığım meşveret iyidir ama ferdin düşüncesi daha iyidir, meşveret feda edilir ama kişinin düşüncesi feda edilmez, niyetinin iyi olduğunu düşünüyorum ama seri yazıda hep birbirinin tekrarı olan konular. Dolayısıyla tartışmalar biraz da buradan çıkıyor.

  • Mehmet Said Bayraklılar

    3.09.2026 18:43:02

    Hasan Bey, “herkesin kendi hakikatini üretmesi” tehlikesine ben de katılıyorum. Ancak yazı bunu savunmuyor. Bilakis kanaati kabul edilmeyenin karara uymasını, taraf toplamamasını ve ikazını edep içinde yapmasını söylüyor. Buradaki hakikat, ferdin keyfî kanaati değil; dinin ve ahlâkın açık ölçüleri, adalet, hukuk ve kararın ortaya çıkan neticeleridir. “Karar gözden geçirilebilir” demek, “herkes dilediğini yapsın” demek değildir; hatanın yine meşveretle tashih edilebilmesini savunmaktır. Manevî mesuliyet hatırlatmanızı ciddiye alırım. Fakat mesuliyet yalnız konuşmakta değil; yanlış neticeler karşısında susmakta ve beşerî bir karara dinî dokunulmazlık kazandırmakta da vardır. Selam ve hürmetlerimle.

  • Mehmet Said Bayraklılar

    3.09.2026 18:41:57

    Mustafa Bey, güzel değerlendirmeniz için teşekkür ederim. Allah sizden de razı olsun. Abdullah Bey, yazının özeti şudur: Karara birlik için uyulur; fakat karar yanılmaz sayılmaz. Neticeleri takip edilir, gerektiğinde yine meşveret içinde ve edep dairesinde düzeltilir. Meşveret ile hakikati rakip görmüyorum. Kudsî olan, Allah’ın emrettiği meşveret prensibidir; belli şartlarda, belli insanlarca alınan her karar ise beşerîdir. Meşveretin kudsiyeti, kararlarına hatasızlık ve değişmezlik kazandırmaz.

  • Asaf

    3.09.2026 18:01:38

    Yazılarınızın tamamını okudum sürekli Yeni Asya'nın temelini oluşturan meşverete, meşveret hukukuna aldığı kararlara aleni bir şekilde dinamit döşediğiniz fitneyle sebep olduğunuz çok rahat gözlemleniyor. Yani şunu mu demek istiyorsunuz Yeni Asya 50 küsür senedir aslında meşveret etmiyor,meşveret hukuku uygulamıyor zorla bizi tahakkümü altında tutuyor. Peki sizin tahakküm olan bir cemaatte ne işiniz var? Son ayrılan gruptan söylemlerinizle aranızda pek fark göremedim.Onlarda aynı sizin düşüncelerinize sahipti, meşverete itibar etmeyip Umumi meşveretin itibarını düşürmeye çalışıyorlardı reislerine oy çıkmadı diye.Kendi fikirleriniz olursa alkış, olmazsa hadi hep beraber itibarsızlaştıralım doğru değil kararlar, bu nasıl mantık dışı bir durumdur? Buyrunuz meşveretsiz cemaat dolu. Sizi kucaklayarak karşılaycaklarına eminim bu muhteşem fikirlerinizle yabancılık çekmezsiniz hem!

  • Selim Acar

    3.09.2026 17:36:56

    Sevgili Said kardeşim, uzun zamandır yazılarınızı zevkle okumaktayım. Özellikle yapay zekâ üzerine yazdığınız serî yazılar, şimdide meşvereti işlediğiniz yazılar takdire şayan. Sizi tüm kalbimle tebrik eder yazılarınızın devamını dilerim. Allah muvaffak eylesin. Âmin 🤲

  • Mustafa Nazlıoğlu

    3.09.2026 14:46:46

    Çok güzel yazı teşekkürler sayın Bayraklılar Allah razı olsun.

  • Abdullah

    3.09.2026 11:08:53

    Bu yazının özetini çıkarın denilse,acaba özet çıarabilecek bir kimse çıkar mi,yapabilirler mi? Mesele o kadar girift hale getirilmiş k; istişarede nasıl hareket edilecek hususu adetâ yazı içinde kaybol muş.O kadar çok zıt fikirler içinde yer alıyor ki, doğrusunu bulmak imkânsızlaşıyor. Sanki bu istişare işi içinden çıkılmaz, çözülmesi,uygulanması imkân sız bir mesele gibi gösterilmiştir.Bu mesele bu kadar anlaşılmaz,karışık bir mesele değildir. Birde hakikat ile meş vertin mukayesesi de yanlıştır.İkisinin de kudsiyeti vardır.Meşveretin kudsiyeti ayetten geliyor.Allah'ın emret mesinden kaynaklanıyor.Hakikat ise esma-i ilahiyeye bakar.İkisi de kudsidir .Ve makbulumuzdur.

  • Hasan Koç

    3.09.2026 09:43:12

    Sayın yazar bu seri yazılarınız da ısrarla üzerinde beşeri tercih ve hakikat diyerek vurguladığınız bir husus var. Yine burada şöyle diyorsunuz; " Oysa kararlar beşerîdir. Hürmete lâyıktır, fakat hakikatin yerine geçemez." Bakın bu yaptığınız yanlıştır. Çok tehlikeli bir yolu açar. Haklı şuara haksız şuara işleri de buradan geliyor. Meşveret oldu ama hakikat olmadı denir. Meşveret kararları hakikatsız, hakikatli diye ikiye ayrılmaya başlar. Herkes kendince kendi hakikatini kafasında oluşturur. Sana göre başka başkasına göre daha başka bir hakikat söylemi ortaya çıkar. Soyut kavramların içini herkes kendi doldurur. Böyle bir ayrıma ısrarla girmeniz, ısrarla vurgulamanız, ısrarla devam ettirmeniz size manevi mesuliyet getirir. Niyetiniz iyi olabilir ama bu iyilik maalesef fenalığa sebep olur.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı