"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Amerika’da İslâm’a ve Müslümanlara ilgi artıyor

Prof. Dr. Mehmet TİKİCİ
20 Temmuz 2026, Pazartesi 00:12
Amerika'daki gözlemler, özellikle muhafazakâr ve dindar Hristiyan çevrelerde İslâm'a ve Müslümanlara yönelik merak ve sempatinin arttığını ortaya koyuyor.

GÖRÜŞ - ABD'DE “UNITARIAN” KİLİSELERDEN “MERYEM OĞLU İSA” CAMİLERİNE…

16 Haziran 2026'da Amerika'ya tekrar geldiğimizde ilk planda dikkatimizi çeken bazı konuları paylaşmak isteriz. Örneğin, "Amerika-İsrail-İran" savaşı ile toplumun hiçbir şekilde ilgilenmediğini hatta böyle bir vakanın varlığından neredeyse haberdar dahi olmadığını gözlemledik. Sadece "bu olay neticesinde yaşanan fiyat artışlarının bizzat kendisine" yönelik sessiz bir tepki var ama enflasyonun nedeni umurlarında bile değil. Yani tablo şu şekilde: "Bize ekonomik yansıması olmasın da isterse dünyanın altı üstüne gelsin!" 

Öyle ki, Ankara'nın Yüksel Caddesi'ndeki lokal gösterilerden Zonguldak'taki bir maden işçisi ne kadar haberdarsa Amerika'da belirli dönemlerde ve belirli merkezlerde gerçekleştirilen protesto eylemlerinden de toplumun ancak o kadar haberdar olduğu anlaşılıyor. Bu anlamda kişilerin sadece "hayatlarını idame ettirmenin derdinde oldukları" söylenebilir. Teknik ifadeyle Amerikan toplumunun tüm değerlendirmeleri tam bir "ekonomik determinizm" perspektifine dayalı. 

Sanıldığının aksine, Amerikan toplumunun; üçüncü sınıf Türk dizilerinde Amerikan aksanıyla konuşan ve “Hadi Müslümanları katledelim” diyen yüzü karartılmış masonik adamlarla hiçbir benzerliği ve de hiç bir ilgisi yok. Aksine Amerika’nın muhafazakar ve dindar kesiminde (Üstadın tabiriyle "dindar isevilerde") İslâm’a ve Müslümanlara daha bir merak ve sempatiyle yaklaşma eğilimi sözkonusu. 

Müslüman aday görünürlüğünü abartmamak gerek

Bu bağlamda Zohran Kwame Mamdani'nin New York'da belediye başkanlığına seçilmesinin ardından, Kongre önseçimlerini de evveliyatında Yahudî bir sosyalist iken sonrasında Müslüman olan feminist bir aktivist ve sendika üyesi bir komünist garson kadının1 kazanmış olması önemli bir örnek oluşturmaktadır. 

Ancak her ne kadar medyada ve akademik çevrelerde, bu gerçekliklerden bahisle, küresel zeminde yaşananların Amerika’nın muhafazakâr ve dindar kesiminde İslâm’a ve Müslümanlara daha bir merak ve sempatiyle yaklaşma eğilimini doğurduğu yönünde değerlendirmeler yapılsa da aynı çevreler önseçimlerde artan Müslüman aday görünürlüğünü çok da abartmamak gerektiğini de vurguluyorlar. 

Bu çevreler, New York gibi metropollerdeki trendlerin ülke genelinde aynı şekilde yankı bulmayacağının da altını çiziyorlar2. 

"Sivil unsurların" önemi 

İşte bu gerçeklik adeta İbnü’l-Arabî’nin; “Allah’a yakın olan kimse, sultana uzak olandır; çünkü iki yakınlık bir arada bulunmaz” sözlerinin pratikteki karşılığı gibi değerlendirilebilir. Dolaysıyla tam da bu noktada, ABD'de, toplumu siyasetçilerden daha fazla etkileyebilen ve Nursî’nin “manevî bağımsızlık” olarak tezahür eden duruşu ile de örtüşen "sivil unsurların" önemi gündeme gelmektedir. 

Bu minvalde iki tespitimizi paylaşmak isteriz: 

Birincisi, Amerika'daki Unitarianist cemaatlerin ve bu cemaatlere ait Kiliseler'in sayısıdır. 

Unitarian cemaatler, Teslis akidesini kabul etmeyip, Allah'ın tekliğini (tevhidi) savunmaktadırlar. Dolaysıyla Hz. İsa'yı Tanrı değil, peygamber olarak görme eğilimindedirler. İstatistiklere göre Amerika Birleşik Devletleri'nde bugün yaklaşık 1.100 civarında Unitarian cemaati bulunmaktadır. 

İkincisi, "Jesus, Son of Mary Mosque" yani "Meryem oğlu İsa" isimli camilerin varlığıdır. Bu adımın dahi büyük bir mesaj içerdiği açık. Amerikan toplumunun, bu ismi, susmak suretiyle de olsa kabul etmesi çok kıymetlidir. Bazen bir tabela çok sözden daha tesirli olabilir. Bir mezar taşındaki “el bâki hüvel bâki”nin binlerce kitaptan ve hocadan daha yüksek bir makamda ders vermesi gibi.

Sanki Üstadın Lem'alar'da vurguladığı; "hadis-i sahihle, âhirzamanda İsevîlerin hakikî dindarları ehl-i Kur’ân ile ittifak edip...." şeklindeki müjdesi tomurcuklanıyor gibi. 

Ancak ziyan olmaması ve meyveye durması için; sanki, cahil mutaassıpların, dinde hassas ve fakat muhakeme-i akliyede noksan olanların; "değil yalnız dindaşı, meslektaşı, kardeşi olanlarla samimî ittifak etmek, belki Hıristiyanların hakikî dindar ruhanîleriyle dahi ittifaka muhtaç oldukları" gerçeğinin bilincine varmaları gerekiyor. 

Kaynaklar:

1- Yunus Emre Erdölen, "Bir sabah gelecek New York’tan aydınlık", Serbestiyet, 27.06.2026 

2- Mücahit Bilici, "Amerikan siyasetindeki sarsıntılar", Serbestiyet, 26.06.2026

Okunma Sayısı: 850
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı