"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ekmeksiz hürriyet

10 Haziran 2020, Çarşamba
Son günlerde hürriyetin ne kadar büyük bir nimet olduğunu anladık.

Sokağa çıkma yasakları, kısıtlama tedbirleri, sosyal mesafe ve kucaklaşmalar…

Oysa, eski hayatlarımızda, bu haller aklımıza bile gelmezdi... Hürriyeti, Cenab-ı Hak insanlara sınırsız bir şekilde ihsan etti… Ve bizler, kendi istikametimizde onu kullanıyoruz. Yani, hidayetin yolları da açık, dalâletin yolları da…

Hürriyetin nasıl bir nimet olduğunu en fazla hisseden Bediüzzaman’dı.  “Ben ekmesiz yaşarım, hürriyetsiz yaşayamam” demişti. Ama, kaderin bir cilvesi olarak, otuz yaşından hayatının sonuna kadar hürriyeti sınırlanmak istendi. Esaret zindanları, memleket hapishaneleri, mecburî ikamete tabi tutulduğu köy, ilçe ve iller… Dört duvar arasında kalmasını istediler. Hava almak için kırlara bile gitmesine müsaade etmediler... Onun için, hürriyet çok önemliydi. Vefatından sonra bile onu rahat bırakmak istemediler.

Ancak vefatı ile tam hürriyetine kavuştu... Kabri, Cennet bahçelerinden bir bahçe oldu.

Kabrinde de rahat bırakılmadı... Hürriyetin en büyük bir nimet olduğunu en iyi anlayanlar hapis hayatı yaşayanlardır. Şimdi bu nimeti en fazla hisseden benim gibi ihtiyarlardır. İstediği zaman çarşıya çıkamayan, hareket halindeki 18 yaş altı gençler de aynı hasretin özlemini yaşıyorlar.

Daha düne kadar isteyen istediği ile ve bir başka ülkeye gidemiyordu. Ne kadar acı ve zor şeylerdi bunlar... Allah’ın verdiği bu hürriyeti bazı krallar ve idareciler hep yok saydılar...

Kimi dar ağaçlarında vefat ettiler, kimileri kurşuna dizildiler.

Hürriyet, Cenab-ı Hakk’ın Rahman isminden insanlara ihsan edildi. Kimi bunu doğru kullandı, kimi yanlış kullandı. Hürriyetin karşılığı istibdat idi. Adı, hürriyeti yok sayma ve baskı idi...

“İstibdat, hangi suret ile gelse sille vuracağım. Velev meşrûtiyet libası giyse de” demişti Bediüzzaman.

Adı Cumhuriyet olduğu halde, idaresi mutlak istibdat ve baskı olan nice ülkeler vardır.

İşte ülkemiz! Tek kişinin ağzından çıkan söz, daha metne geçmeden kanun gibi kabul ediliyor. Asık surat ve kin dolu insanlardan çocuklar bile kaçarlar. Fakat, muameleler insanın fıtratına uygun olmalıdır.

Sınırsız hürriyet, mahkûmiyetin adıdır. Yüz elli kilometre hızla giden vasıtanın akıbeti çok iyi değildir.

Zira, virajı var, tepesi var, inişi vardır. Onun gibi insan, hürriyetinin sınırlarını iyi bilmesi gerekir.

Okunma Sayısı: 1000
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Omer Arcok

    10.6.2020 06:09:14

    Cok Guzel bir yazi.sahsen bende hurriyetine duskun biri olarak bu guzel konuyu gundeme getirmenizden dolayi kutlarim yazilarinizin devamini dilerim

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı