"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dostluk: İki bedende bir gönül - Eskişehir Esmâ-yı Hüsnâ okumaları -1

Remzi ASILSOY
19 Ekim 2026, Pazartesi
Aziz, fedakâr, sebatkar, sıddık, iman ve ahiret kardeşim, canım dostum...

Dost. 

Bu kelime, insanın dilinde ne kadar kısa; gönlünde ise ne kadar uzun bir hikâyedir. Dost, iki ayrı bedenin tek bir yürekte buluşmasıdır. İki ayrı insanın, iki ayrı hayatın, iki ayrı bedenin ve iki ayrı sesin, görünüşte ayrı fakat hakikatte aynı gönül ikliminde birleşmesidir. 

Dost, yalnızca yanında bulunan insan değildir; seni kendinde bulduğun, kendini onda gördüğün, sevincini onun sevincinden, hüznünü onun hüznünden ayıramadığın insandır. İki ayrı ruhun birbirine açılması, iki ayrı aklın aynı hakikatin peşinde birlikte yürümesi, iki ayrı iradenin birbirinin iyiliğini kendi iyiliği bilmesidir.

Dostluk birbirinde fânî olmaktır.  “Ben”in karşısına “sen”i koymak değil, “ben” ile “sen” arasındaki duvarı kaldırıp “biz” diyebilmektir. Kalplerin birlikte atması, aynı havanın birlikte solunması, gözlerin birlikte açılıp kapanması, adımların aynı istikamette atılmasıdır. Birinin kalbinden geçenin diğerinin gönlünde yankılanmasıdır.

Bu sebeple dost, “Hadi gidiyoruz.” dediğinde “Nereye gidiyoruz?” diye sormadığın insandır. Çünkü dostlukta hiçbir şeyin hesabı tutulmaz. Dostun “Bana para ver.” dediğinde ilk sorunun “Ne kadar?” veya  “Niçin?” olmamasıdır. Çünkü gerçek dostlukta güven, hesabın önüne geçer. Dost, senin iyiliğini gözetir; sen de onun iyiliğini kendi iyiliğin gibi görürsün. Elbette dostluk aklı ortadan kaldırmak değildir; fakat dostluğun en yüksek hâlinde güven, şüpheden; sadakat, hesaptan; fedakârlık, menfaatten önce gelir.

Dost, seni günün her saatinde arayabildiğin insandır. Sabahın erken saatinde de, gecenin en geç vaktinde de... “Rahatsız eder miyim?” diye düşünmeden sesini duyurabildiğin; sevincini anlatırken de derdini anlatırken de kendini yabancı hissetmediğin insandır. Çünkü dostluk, yalnızca uygun zamanlarda birbirinin yanında olmak değil, gerektiğinde zamanın kendisini dost için feda edebilmektir.

İnsan dünyada milyonlarca insanla karşılaşabilir. Fakat insanı gerçekten anlayan bir kişi bile bazen bir ömre bedeldir. Hatta insanın bu dünyada yalnızca bir tane gerçek dostu olsa, dünya onun için adeta cennete dönüşebilir. Çünkü insanı kalabalıklar değil, anlaşılmak kurtarır yalnızlıktan. Seni olduğun hâlinle bilen, seni seven, gerektiğinde koruyan, gerektiğinde uyaran, gerektiğinde susup yalnızca yanında duran ve ihtiyaç olduğunda kendi hayatından fedakârlık edebilecek bir ebedî arkadaşın varsa, dünyanın bütün kalabalıkları içinde yalnız değilsindir.

Aristoteles’in dostluk üzerine düşüncelerinde ulaştığı yüksek nokta da burada anlam kazanır. Ona göre dostluğun en yüce biçiminde insan, dostunun iyiliğini onun kendisi için ister. Dost artık bir menfaat vasıtası değildir. Dost, bizatihi değerdir. Böyle bir dostlukta insan “Dostum benim için ne yapacak?” diye sormaktan ziyade “Ben dostum için ne yapabilirim?” diye düşünür. İşte gerçek dostluk budur.

İslâmî düşüncede kardeşlik, uhuvvet, îsâr ve muhabbet kavramlarının taşıdığı anlam da bu noktada dostluğun ufkunu genişletir. Îsâr, insanın kendi ihtiyacı varken bile kardeşini kendisine tercih edebilmesidir. Dostluğun en yüksek derecelerinden biri de budur: Kendinden eksiltip dostuna eklemek.

Okunma Sayısı: 182
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı