"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Arefe’de ve bayramda getirilen tekbirler

Risale-i Nur'dan
10 Ağustos 2019, Cumartesi
Hacıların Arafat’ta ve ıydde beraber birden “Allahu ekber” demeleri, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın bin üç yüz sene evvel âl ve sahabeleriyle söylediği ve emrettiği “Allahu ekber” kelâmının bir nevi aks-i sadâsı...

Bu makam yazıldığı zaman Kurban Bayramı geldi. “Allahu ekber, Allahu ekber, Allahu ekber”lerle nev-i beşerin beşten birisine, üç yüz milyon insanlara birden “Allahu ekber” dedirmesi; koca küre-i arz, büyüklüğü nisbetinde o “Allahu ekber” kelime-i kudsiyesini semâvâttaki seyyarat arkadaşlarına işittiriyor gibi, yirmi binden ziyade hacıların Arafat’ta ve ıydde beraber birden “Allahu ekber” demeleri, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın bin üç yüz sene evvel Âl ve Sahabîleriyle söylediği ve emrettiği “Allahu ekber” kelâmının bir nevi aks-i sadâsı olarak, rububiyet-i İlâhiyenin Rabbü’l-Arz ve Rabbü’l-Âlemîn azamet-i ünvanıyla küllî tecellisine karşı geniş ve küllî bir ubûdiyetle bir mukabeledir diye tahayyül ve his ve kanaat ettim. 

Sonra “Acaba bu kelâm-ı kudsînin bizim meselemizle dahi münasebeti var mı?” diye tahattur ettim. Birden hatıra geldi ki başta bu kelâm olarak sâir bâkiyât-ı salihat ünvanını taşıyan “Sübhanallah” ve “Elhamdülillâh” ve “Lâ ilâhe illâllah” gibi şêairden çok kelâmlar cüz’î ve küllî, meselemizi ihtar ve tahakkukuna işaret ederler.

Meselâ “Allahu ekber”in bir vech-i mânâsı, Cenâb-ı Hakk’ın kudreti ve ilmi herşeyin fevkinde büyüktür; hiçbir şey daire-i ilminden çıkamaz, tasarruf-u kudretinden kaçamaz ve kurtulamaz. Ve korktuğumuz en büyük şeylerden daha büyüktür. Demek haşri getirmekten ve bizi ademden kurtarmaktan ve saadet-i ebediyeyi vermekten daha büyüktür. Her acip ve tavr-ı aklın haricindeki her şeyden daha büyüktür ki “Sizin yaratılmanız da, diriltilmeniz de, tek bir kişinin yaratılıp diriltilmesi gibidir” (Lokman Sûresi: 28.) âyetinin sarahat-i kat’iyesiyle, nev-i beşerin haşri ve neşri, birtek nefsin icadı kadar o kudrete kolay gelir. Bu mânâ itibarıyledir ki darb-ı mesel hükmünde büyük musîbetlere ve büyük maksatlara karşı herkes “Allah büyüktür, Allah büyüktür” der, kendine tesellî ve kuvvet ve nokta-i istinad yapar.

Evet, nasıl ki Dokuzuncu Söz’de, bu kelime iki arkadaşıyla bütün ibâdâtın fihristesi olan namazın çekirdekleri ve hülâsaları ve içinde ve tesbihatında tekrar ile namazın mânâsını takviye için “Sübhânallah, Elhamdülillâh, Allahu ekber” üç muazzam hakikatlere ve insanın kâinatta gördüğü medar-ı hayret, medar-ı şükran ve medar-ı azamet ve kibriyâ, acip ve güzel ve büyük, pek çok fevkalâde şeylerden aldığı hayret ve lezzet ve heybetten neş’et eden suâllerine pek kuvvetli cevap verdiği gibi, On Altıncı Söz’ün âhirinde izah edilen şu, nasıl bir nefer bayramda bir müşir ile beraber huzur-u padişaha girer, sair vakitte zabitinin makamıyla onu tanır; aynen öyle de her adam hacda bir derece velîler gibi Cenâb-ı Hakk’ı Rabbü’l-Arz ve Rabbü’l-Âlemîn ünvanı ile tanımaya başlar ve o kibriya mertebeleri kalbine açıldıkça, ruhunu istilâ eden mükerrer ve hararetli hayret suâllerine yine “Allahu ekber” tekrarıyla umumuna cevap verdiği…

Şuâlar, 11. Şuâ, 8. Mesele, s. 256-58

Lûgatçe:

adem: Yokluk.

aks-i sadâ: Ses yankılanması, sesin bir yere çarpıp geri gelmesi, yankı.

azamet-i ünvan: Ünvanının, şöhretinin büyüklüğü.

bâkiyat-ı salihat: Ebedî, daimî olarak yaşayan salih ameller.

darb-ı mesel: Atasözü, vecize.

haşir: Kıyametten sonra bütün insanların yeniden dirilip toplanması.

ıyd: Bayram.

ibadat: İbadetler.

küre-i arz: Yer küre, dünya.

nokta-i istinad: Dayanak noktası.

rububiyet-i İlâhiye: Allah’ın terbiye ediciliği.

sarahat-i kat’iye: Kat’i ve kesin bir açıklık.

seyyarat: Gezegenler.

şeair: İslâma sembol olmuş iş ve ibadetler.

tahattur: Hatırlama, hatıra getirme.

tahayyül: Hayale getirme, hayalinde canlandırma.

ubudiyet: Kulluk.

Okunma Sayısı: 2098
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı