2007 yılında müracaat ettiğimiz hac ibadeti, aradan geçen 19 yılın ardından nasip oldu. Bu mübarek yolculukta Kâbe’ye kavuşmanın sevincini, Arafat’ın heyecanını ve İslâm kardeşliğini en güzel haliyle yaşadık.
MEKKE-HAC HATIRALARI -1
2007 yılında hac için müracaat ettim. 2014 senesinde de Hac kurası çıkınca çok sevinmiştim. Hemen gerekli işlemleri başlatmış ve ilk taksitimi yatırmıştım. Ancak esnaf olduğumuz için o tarihte ödenmesi gereken bir senet çıkınca haccımızı iptal ederek senedimizi ödemiştik. Tabiî yıllar geçti. Bu arada eşimin de Hac müracaatını yaptık.
2026 kuraları çekilince 19 sene sonra müjdeli haber gelmişti. Artık ne olursa olsun hac yolculuğumuz için bütün engelleri aşmak gerekiyordu. Öyle de oldu. Cenab-ı Hakk’ın yardım ve inayetiyle çok özlediğimiz Kâbe’ye kavuştuk Allah’a şükür.
Kâbe’ye kavuştuk
Sabahleyin uçağımıza gitmek için güneş doğmadan evden çıkmıştık. Bir taksi ile yakın metro durağına kadar gidip oradan metro-izban yoluyla havaalanına varmak niyetinde idik. Çağırdığımız taksinin şoförü “benim durağım zaten havaalanı, sizi uygun bir fiyata direkt havaalanına götürebilirim” deyince bir hoş olmuştuk. İnsan Allah için yollara düşünce Cenab-ı Hak da kullarının yolunu kolaylaştırıyordu. İstanbul aktarmalı olarak uçuşumuz gerçekleşti. Mukaddes şehir Mekke’deyiz. Direkt olarak Mekke’ye gideceğimiz için Umreye niyet ederek ihramlarımızı havaalanında giymiştik. Kâbe’yi tavaf ederek say’imizi yapıp umremizi tamamladık. Ondan sonraki akşamlarda da hep Kâbe’yi tavaf ederek sabahlamaya çalıştık.

Pasaportlarımız uçakta kalmış
Cidde Uluslararası havalimanına inince metro ile şehir içine geçtik. Tabiî kontrollere gelince bizim pasaportların içinde olduğu çantanın uçakta kaldığını fark ettik. Bizi bir telaş aldı. Ancak Allah razı olsun grubumuzda bulunan mühendis bir kardeşimiz (Bülent Yazıcı) çok güzel yabancı dili ile bize tercümanlık yaptı. Birkaç prosedürü aşarak çantamıza kavuştuk. Mukaddes şehir Mekke’ye girişimiz böylece heyecanlı bir şekilde başlamış oldu.
Zemzem Towers’da ikindi namazı
Kâbe her geçen gün daha da kalabalıklaşıyor. Arefe günü yaklaştıkça daha önce Medine’ye gitmiş olan hacı adayları yavaş yavaş Mekke’ye geliyorlar. İkindi namazını Kâbe’de kılmak için geldim. Ancak Mescid-i Haram’da yer bulamadım. Her yer hınca hınç dolu. Bu defa Kâbe’nin karşısındaki meşhur Zemzem Towers binasına girdim. Mescid 9. Katta imiş. Asansörler çok dolu. Nihayet mescide çıktık. Kâbe’nin minarelerini göre göre İkindi namazımızı eda ettik Allah’a şükür. Mescid’den yürüyen merdivenlerle aşağıya inerken bu muhteşem binanın ilk katlarının çeşitli dükkânlarla dolu olduğunu gördük. Her yer çok kalabalık. Adeta insan kaynıyor...

Kâbe’de buluşma
Bu arada İzmir Torbalı’dan hac için gelen muhterem lise müdürü Ahmet Aydın kardeşimizle Kâbe’de buluşmak üzere sözleştik. Fakat çok gayret etmeme rağmen bir türlü görüşme imkânımız olmadı. Ben Ahmet kardeşim ile görüşebilmek için gayret sarf ederken bu defa hanımın bulunduğu yeri kaybetmiştim. Telefonumun şarjı da bitmişti. Ümitsiz bir şekilde her tarafı ararken birden hanımın bulunduğu yer karşıma çıkınca dünyalar benim olmuştu. O akşam da böyle geçti. Bundan sonra da hiç birbirimizden ayrılmadık...
Mescid-i Haram’a giderken
Cuma Namazını Mescid-i Haram’da kılmak niyeti ile yollara düştüm. Normal şehir otobüsüne bindim. Ben şoföre “Haram.. Haram’ diye sorarken içerideki Mısırlılar duymuşlardı. Bana yer verdiler, “biz de Harama gidiyoruz” dediler. Onlar bana “Türki?” diye sorunca ben de “Sizde Camiü’l-Ezher var değil mi?” diye cevap verdim, tanıştık... Otobüs bizi Mescid-i Haram’a yakın bir köprü üzerinde bıraktı. Oradan birlikte yürüyerek Kâbe’nin bulunduğu yöne ilerledik. Ancak fazla yaklaşamadan görevliler “Memnu, memnu” diyerek bize izin vermediler. Namazı köprü altında kılabildik. Köprü altında bize seccadelerinde yer açan Malatyalıları burada anmak istiyorum. “Benim seccadem yok ne yapayım?” deyince; “Ağabey bizim yerimiz dar ama gönlümüz geniş dediler. Onlarla tanıştık. Güzel güzel sohbet ettik. Onların şahsında bütün Malatyalılara muhabbetlerimizi gönderiyoruz.

Mekke’nin masum hayvanları
Kaldığımız otelin çevresi kedi dolu. Fakat hepsi çok zayıf ve bakımsız. Otelin çevresindeki eski binaların bir kısmı yıkılmış, bir kısmı da boşaltılmış. Burada yaşayan kediler sıcakta yiyecek ve su bulmakta zorluk çekiyordu. Biz otel yemekhanesinden artan yemekleri alıp kedilere ulaştırmaya çalıştık. Tabiî hayvanlar çok sevindiler. Aklımıza susuz kalmış köpeğe su verdiği için bütün günahları bağışlanan adam geldi. Allah bu masumların yüzü suyu hürmetine bizleri de bağışlasın...
Terviye günü vefat
Arefeden bir önceki güne Arafat’a hazırlık günü manasında “Terviye günü” deniyor. Bizim otelimizde kalan Aydın’lı bir amcamız, bugün Hakk’ın rahmetine kavuştu. Otel mescidinde gıyabî cenaze namazı kılındı. Allah rahmet eylesin. Hocalarımızdan şu bilgi geldi: Mekke’de Allah’ın misafiri olarak bulunan bu amcamız için üzülmeyiniz. Çünkü Cenab-ı Hak, “Bu kulum benim misafirimdi. Ben Onu Cennetin istediği kapısından girebilmesi için serbest bırakacağım” diye buyuruyor, dediler.

Arafat yolculuğu
Arafat yolculuğu için kumanya çantaları dağıtıldı. İçine zarurî ihtiyaç olacak şeyler konulmuş. Değişik bir heyecan içindeyiz. Birazdan gusül abdesti alarak ihramlarımızı giyeceğiz ve Arafat yolculuğu başlayacak. Orada kalacağımız çadırlar kurulmuş hazırlanmış. Bu gece orada kalacağız. Ertesi gün Arefe gününde Arafat’ta toplanarak Peygamberimizin (asm) asırlar önce söylediği. “Hac Arafat’tır” sözünün gereğini yerine getireceğiz. 1.7 milyon insan burada. Adem babamız ile Havva annemizin buluştuğu yerde dünyanın dört bir yanından gelen renkleri farklı, dilleri farklı bu insanların buluşması gerçekleşecek. Arafat’tan inince de hacı adayları “hacı” olacaklar. Cenab-ı Allah, haccımızı mebrur, sa’yimizi meşkur, zenbimizi mağfur, amellerimizi makbul eylesin. Amin.
Arefe günü Arafat’tayız
Arafat yolculuğumuz yatsıdan sonra başladı. Gusül abdesti alarak giydiğimiz ihramlar için 2 rekât ihram namazı kıldık. Toplu olarak da hac için niyet ederek, “Allah’ım senin rızan için hac yapmak istiyorum. Bunu bana kolaylaştır ve benden kabul et.” diye dua ettik. Yol boyunca “Lebbeyk Allahümme lebbeyk “ sadaları ile telbiye getirerek Arafat’ta bizim için hazırlanan çadırımıza geldik. Abdestlerimizi yenileyerek şükür namazı kıldık.
—Devamı Yarın—