(Dünden devam)
...Mestur düşmanların hainâne faaliyetleriyle bu sefer de tahsisen Asâ-yı Mûsa kasdedilerek âdil ve yüksek mahkemeye gelmiş bulunuyoruz.
Risale-i Nur, iman-ı billâh ile tevhidi en yüksek derecede, aynelyakîn ve hakkalyakîn bir surette göze gösterip bütün letaifi a’zamî derecede doyurmasıyla imanı taklitten kurtarıp, derece-i tahkike yükseltir. Asâ-yı Mûsa’da ise, bu ulvî ve kudsî iman dersi en parlak bir surette, hem görülmemiş ihtişamla ispat edildiğinden, yüz otuz cilde yaklaşan Risale-i Nur tefsirinin âdeta hülâsası hükmündedir.
Bütün semavî kitapların ve bütün peygamberlerin en büyük davası, Hâlık-ı Kâinat’ın ulûhiyet ve vahdaniyetini ilândır. Kur’ân, baştan başa tevhidi gösterir. İşte Asâ-yı Mûsa da Müslümanlara ve umum beşeriyete Cenab-ı Hakkın birliğini ve delâil-i vahdaniyetini güneş gibi göstermesinden, en büyük bir mütefekkir ile bir dinsizi ve bir feylesofu hakaik-ı imaniyeyi tasdike mecbur ettiği gibi, en âmî bir adamın da en yüksek hakikatleri, en büyük bir sühuletle anlamasını temin eden, tevhidi gösteren, âyât-ı Kur’âniyenin en kudsî bir tefsiridir. Aynen ismi gibidir. Nasıl ki Mûsa Aleyhisselâm, elindeki asâsıyla kara taşlardan, çorak vadilerden, ateş fışkıran çöllerden âb-ı hayatı fışkırttığı gibi, Asâ-yı Mûsa da vahdaniyet-i İlâhiyeyi ispat etmesiyle dünya ve ahiret âlemlerini ziyadar edecek tevhid nurlarını fışkırtıyor, taş gibi kalpleri, mum gibi eritiyor; şavkı ile gönülleri teshir ediyor.
Hem madem mahkemelerin beraeti mevcut ve vicdan hürriyeti var ve hiçbir memlekette ilim ile iştigal edenlere ilişilmiyor, şu halde ulûm-u evvelîn ve ahirîni câmi’ olan Risale-i Nur’a da ilişilmemek lâzımdır.
Risale-i Nur yurdun asayişine, sükûn ve selâmetine hizmet ettiğine delil, milyonlar talebelerinin hiçbirisinde bir vak’anın görülmemiş olmasıyla beraber, hepsinin de namuskârâne faaliyetleriyle müstakim görülmeleridir. Risale-i Nur Külliyatı, Asâ-yı Mûsa ile birlikte kütüphane-i mesaimin hariminden alınmasıyla, her türlü suç unsurunun mevcudiyetini bizzat ref’ eder. Zira, her münevver adam, kütüphanesinde her nevi kitabı bulundurur, okur tetkik eder. Mel’unâne fikirleri neşreden ve anarşistliği telkin eden kitaplar bile kütüphanelerde açıkça tetkike tâbidir.
İşaratü’l-İ’caz, s. 321
LUGATÇE:
LUGATÇE:
aynelyakîn: gözle görür derecede bilme.
delâil-i vahdaniyet: Cenab-ı Allah’ın umum eşyada birden görünen birlik tecellîsinin delilleri.
hakaik-ı imaniye: iman hakikatleri.
hakkalyakîn: hakikatiyle bilme, derûnî hikmet, ilim ve marifetini bilme.
Hâlık-ı Kâinat: kâinatın yaratıcısı, Allah.
iman-ı billâh: Allah’a iman.
letaif: latifeler, hisler, duygular.
mestur: örtülü, gizli, perdeli.
şavk: ışık.
tahsisen: özellikle, bilhassa.
ulûm-u evvelîn ve ahirîn: öncekilerin ve sonrakilerin ilimleri.