"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Serviliğe giden yol

Ali Rıza AYDIN
04 Haziran 2026, Perşembe
Ulaşımı sağlamak maksadıyla karada, denizde ve havada bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklığa; belirli noktalar arasında, bu maksat için yapılıp düzenlenmiş patika veya şerit şeklindeki alana “yol” denir.

Yol, bir yerden başka bir yere giderken kat edilen mesafe olmasından başka seyahat, sefer; bir maksada ulaşmak için başvurulması gereken çare, usul, tarz; gerek ilim ve sanatta, gerek manevî hayatta, ibadet ve taatte bir büyük kimsenin koyduğu esas, prensip ve erkân manasına da gelir. Tarihin en eski devirlerinden beri, insanoğlunun uğraştığı en mühim meselelerden biri, yol meselesi olmuştur. Çünkü ulaşım için olduğu gibi, insana ulaşmak, insanın gönlüne ulaşmak, insanı halkedenin rızasına ulaşmak için de bir yol gerekir.

Demek ki yol, yolcusuyla, aynı yaşta gibidir.  

Kadın-erkek bir kimse yola gelince, düzelir, düzlenir, uslanır, baş eğer; başa gelene razı olur. Bununla birlikte, doğru yoldan ayrılana, yakışık almayan münasebetsiz iş yapana; azıp sapıtana, “yoldan çıkmış” denmez mi?

Yolcu, yola giden kişi; yolcu, yoluna hazırlanan kimse; yolcu, doğumu beklenen çocuk; yolcu, ölümü beklenen hasta ve saire…

“Abbas yolcu” deyimi ise, uzun yolun yolcusunu imadır.

Allah’ın (cc), emirlerinin dışına taşmayan, istikametten şaşmayan, kurallara mûtî kullar da, “doğru yolun yolcuları” olarak vasfedilir.   

Uzun hayat yolculuğunu başarıyla tamamlamak, bu imtihanı kazanmak, “Hâlık’ı bırakıp mahlûka tapma / Doğru git eğrilme, yolundan sapma”1 mısralarıyla tarifini bulmaktadır.

Yol ile yolcu, hayat boyu iç içe.

Eğer yol varsa, onu kullanan ya da kullanacak insan da var demektir. Zira insanın olmadığı yerde, kime ne yol gerektir?

Yola düşen insana her zaman, “yolcu” denir.

Gidene el sallanır, gelecekse gözlenir.                                                                       

Burada ana tema, “gelmek” ve “gitmek”. Gelmek nasıl murat ise, gitmek de mukadderdir insana. Herkesin yönü, yola, yolculuğa dönüktür. Başlanılan her yolun bir de sonu olacak. Şair:

“Fânî ömür biter bir sonbahar olur,

Günler hazinleşir, geceler uhrevîleşir.

Teşriklerin bu hüznü geçer tâ iliklere,

Anlar ki yolcu, yol görünür serviliklere.”2 şiiriyle anlatıyor, bir ömür macerasını.

Öyle ya!

Meskûn yerler yol boyunda bulunur, binalar da buralara kurulur. İç mekânda ise, insan, yüzü kapıya nazır; her hâl üzre, her nefer, yolculuğa muntazır.

Kâl ifade etmese de hâl, yola hazır bulunur. Farkında olsak da olmasak da hareketler bu yöne… Yani:

Hayat, olalı hayat; herkes bir yola revan,

Gece gündüz demeyip, böyle gidiyor kervan.

ARA

Dipnotlar:

1- M.Ö. Oğuz, Yozgatlı Hüznî, s. 164.

2- Y. K. Beyatlı, Kendi Gök Kubbelerimiz, s. 79.  

Okunma Sayısı: 158
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı