Yıldız Teknik Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Teyfur Erdoğdu, Gezi Parkı vesilesiyle yaşanan olayları Yeni Asya’ya değerlendirdi.
Kapitalist sistem temelden değiştirilmeli
Gezi Olaylarını değerlendiren Doç. Dr. Teyfur Erdoğdu: “Müslümanların bu tür eylemlerden ziyade dünya sistemini değiştirmeye yönelik daha temelden çalışmalar yapması gerekir. İnsanın insana üstünlüğünü maddÎ temellere göre belirleyen sisteme karşı mücadele edilmesi gerekir.”
Gezi Olayları’nın üstünden günler geçtikçe daha serin kanlı tartışmaları yapmaya başlıyoruz. Oradaki samimî gençleri anlamaya yönelik çabalar artarken kapitalizme karşı gelmenin yolları da aranıyor. Biz de bu hafta Yıldız Teknik Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Teyfur Erdoğdu ile görüştük. Erdoğdu, Müslümanların gezi olaylarının içinde olmasının mümkün olmadığını söylüyor. Ayrıca Gezi Olaylarının kapitalizmin işine geldiğini söylüyor ve Müslümanların ne tür siyasetler izlemesi gerektiği de anlatıyor..
Gezi Olayları’nı siz nasıl tasnif ediyorsunuz?
Hareketin ilk günlerinde parka çevre duyarlılığı gelişmiş ve medyanın olayları tam yansıtmaması nedeniyle merak eden insanlar gelmişti. Canlı olarak gördükleri ağacın yerine AVM yapılmasını istemiyorlardı. Taşlara karşı canlıyı korumak meşrû bir hareket. Burada bir şeye daha dikkat çekmek istiyorum AVM’ler kadar parklar da insanın doğaya ihanetinin simgelerindendir. Şehirlerin kendisi doğayı ürkütmeye yönelik bir hareket. Parklar da insanın doğaya olan özentisini istismar ederek nefsi tatmin etmeye yönelik bir düzenleme. 19. yüzyılda ortaya çıkmış hayvanat bahçesi de bu ihanetin bir parçası. Bizim yapmamız gereken insanın doğaya dönüşünü mümkün kılacak şartların olabildiğince ele geçmesi olmalı. Bugün için de yaşadığımız dünya sistemi bizi iki kötü arasında seçim yapmaya zorluyor; Park mı AVM mi? İnsanları böyle bir tercihe zorlayan sistemin sorgulanması gerekir.
Şehirler bu kadar planlı ve ölçülü olmak zorunda mı? Kendi tabiîliği içinde de şekillenemez mi?
Osmanlı’da planlı şehirleşme yoktu. Merkezlerde camiler olmakla birlikte mahalleler kendi ihtiyaçlarına göre şekil alırdı. Ayrıca insanlar evlerini ihtiyaca göre oda ekleyerek büyütürlerdi. Günümüzde kritik bir meselede kullanılan malzeme yani taş ve beton. Geri dönüşümü olmayan bu malzemeler gelecek nesillerin hayatlarını da ipotek altına alıyor. Çünkü betonu bozup yeniden kullanamıyorsunuz. Osmanlı’da taş yapılar, mabetler ve hükümet konaklarında kullanılırdı. Bunun haricinde kalan yapılar değiştirilebilir, yıkılıp yerine başka şeyler yapılabilen özellikle gelecek nesillerin hayatlarını ipotek altına almayan ahşap daha yaygındı. Bizler iyiliği emretmek kötülükten alıkoymakla mükellefiz, tüm insanlar olarak...
“Hiçbir şekilde ağaç kesilmez” diyebilir misiniz?
“Asla ağaç kesilmez” demiyorum ancak kesilme amacının meşrû olması gerekir. Ağacı bir canlı olarak gördüğümüzde çok iz’anlı davranmamız gerektiği de ortaya çıkar. Fakat bir ağacı koruyacağım diye vahim neticeler doğuracak hareketlere girişmek de akılsızlıktır!
Hükümetin tavrını nasıl buluyorsunuz?
Hükümet Gezi Parkı’na eylemi herkesin uyuduğu sırada hafta içi yapabilirdi. Operasyonun insanların parka toplanabileceği zamanda yapılması olayları büyüttü. Ortaya çıkan gerilimle Ak Parti oylarını kemikleştirdi ve Başbakan vazgeçilmez oldu.
Türkiye’nin ötesinde hakim dünya sisteminin insanları iki kötü arasında seçim yaptırmaya zorladığını söylediniz. Oradan devam edebilir miyiz?
Ehven-i Şer değil, Ehven-i Şerreyn olan bu sistemin, kapitalizmin, tamamıyla reddedilmesi gerekir. Gezi Parkı’nın ilk halkasında aslında bu dünya sistemine itiraz vardı. Ancak İstanbul inanılmaz zenginleşiyor. Ticaret, turizm, sağlık, eğitim merkezi haline geliyor. Eğer bir merkez varsa oraya çevreden değerler aktarılır. İstanbul şu an AB’nin 17 ülkesinden daha büyük bir iktisadî değer üretiyor.
Gezi Parkı’nın ilk iki gününü ele alırsak bu tür çevreci hareketlerle kapitalizm terbiye edilebilir mi?
Tarih içinde sosyalistler, komünistler, ulusalcılar, hippiler yaptıkları eylemlerle kapitalizmi çökertmeye çalıştılar. Ancak kapitalizm sisteme yönelik bu tür toplu hareketleri al aşağı etme gücüne sahip. Bundan kurtulmanın imkânı ise dünya sisteminden birey olarak kaçırabilecekleriniz ve etrafınızda sizin gibi insanların toplanmasıdır. Aksi halde kapitalizm sizi içine çekip kendine eklemlendiriyor. Kapitalizm kuzu postuna bürünmüş kurttur.
Kapitalizmin insanlara sevimli gösterildiğini mi söylüyorsunuz?
Bill Gates, Soros kadar az gelişmiş ülkelere yardım eden başka isimler yoktur. Kapitalizme karşı olmak için de illa ki sosyalist, komünist olmak zorunda değiliz. Kapitalizme karşı olmak insanlık vazifesidir. Kim ki insandır; kapitalizme karşı çıkar. Gezi Parkı’ndaki bazı insanları antikapitalist oldukları için tebrik ediyorum, fakat tuttukları hareket kapitalizmin işine yarıyor. Bu tür hareketler zamana yayılıp, insanları bilinçlendirmeye yönelik olmadığı sürece toplumun gazını alma işlevinden başka birşey görmez.
Müslümanların tutumu nasıl olmalı?
Müslümanların kapitalist olması mümkün değil. Çünkü İslâmiyet’te üstünlük takvadadır. Bu ise ölçülür birşey değildir. İslâmiyette hegomonik bir üstünlükten ziyade hal ile yaşamak önemlidir. Bu dünya için yaşamak, dünyada olup bitenlerden dolayı büyük acılar yaşamak anlamına gelir. Ancak Dünyaya yönelik büyük sorumlulukları vardır. Ayrıca kâinatın teşekkürünü yaratıcıya sunar. Müslümanların Gezi Parkı’ndaki tutumlarının nasıl olması gerektiğine gelince; İslâmiyet Müslümanlara bozgunculardan olmayın diye öğüt verir.
“Haksızlık karşısında susan da dilsiz şeytandır” öğretisi de Gezi’ye destek vermeyenlere hatırlatıldı?
Eğer siz Gezi’de polise yapılan saldırılara, toplumun huzurunu kaçıran eylemlere, inancınıza aykırı hareketlere kefilseniz orda olabilirsiniz. Müslümanların olayların götürülmek istendiği noktayı tasvip edip etmedikleri burada önemli bir kriterdir. Bu eylemlerin içinde ulusalcı faşistler var, dinin gayrında hareketler ve hakaretler var. Müslümanların bunları tasvip etmesi mümkün değil. Eğer ki hükümetin haksız uygulamalarını görürsek bunlara karşı elimizden geleni yapmamız gerekir. Müslümanların bu tür eylemlerden ziyade dünya sistemini değiştirmeye yönelik daha temelden çalışmalar yapması gerekir. İnsanın insana üstünlüğünü maddî temellere göre belirleyen sisteme karşı mücadele edilmesi gerekir. Müslüman mutedil olmalı, paylaşımcı olmalı. Yeni Dünya Düzeni’ni değiştirme gayretinde olan insanlar olarak iktidarın diliyle konuşmamalı. Hakikati savunmalı.
Siz olayların arkasında ne olduğunu düşünüyorsunuz?
Tencere tava çalmak masum bir eylem değildir. Ortalıkta dolaşan, ihtilâl nasıl çıkarılacağına dair bilgilerle yaşadıklarımızın büyük kısmı örtüşüyor. Ancak eylemlerin merkezinde samimî gençler olabilir...
Samimî gençler anlaşılır bir dille mi konuşuyor?
Bu gençler on senedir çok ‘özgür’ yaşıyor, ‘hür’ demiyorum. Özgürlükte kendi menfaati için karşısındakini hiçe sayarak hareket etmek vardır. İçinde sufliliği de barındırır. Hür ise hem başkasının haklarına saygı gösterir hem de kendi güdülerine dur diyebilir. Brezilya’da fakir kesim ayaklanırken Gezi Parkı’nda zengin kesimin çocukları vardı. Bu, ana baba parasıyla ahkâm kesmektir. Bu nesil istikrarsızlık nedir bilmiyor, darbe nedir bilmiyor, Erdoğan’dan başka başbakan tanımıyor... Abileri onlara sosyalist ol, komünist ol, faşist ol diyor...
Gezi Eylemlerinin mahalle parklarına yayılmasını nasıl yorumluyorsunuz?
Mahalle parklarında toplanan bu insanlar toplumun diğer kesimleri tarafından huzursuzluk çıkaran insanlar olarak adlandırılacaklardır. Zamanla marjinalleşecekler ve küçüleceklerdir.
Şu an demokrasi açısından gelinen noktayı nasıl değerlendirirsiniz?
Türkiye demokrasi açısından iyi bir sınav verdi. Askerlerin darbe istemediklerini söyleyemeyiz, ancak iyi zaptu rapt altına alındıkları muhakkak. Bu da sevindirici. Toplumun büyük ezici çoğunluğunun da darbe istemediğini düşünüyorum.
Sizce yaşanan olaylar ülkemizdeki siyaset biçimini nasıl etkileyecek?
Sandıkta seçilen iktidarların artık bütün karar tekellerini ellerinde bulunduramayacakları ortaya çıkmıştır. Ak Parti’nin yapması gereken şeylerden biri de millî eğitim politikasını değiştirmektir, çünkü bu gençler militarist eğitimden geçiyorlar. Sonra da şunun askeriyiz diyorlar.
H. Hüseyin Kemal