Ressam-yazar Hayreddin Ekmen, bilhassa çocuklara hitap eden iki önemli eserin çizeri ve yazarı. Yeni Asya Neşriyat arasında yerlerini almış olan “Peygamberimizin (asm) Hayatı”ı ve “Bediüzzaman Said Nursî” çizgi romanları, sahasında ilk olmalarıyla da dikkat çekiyor. Arkadaşımız ressam-yazar Ekmen, çizgi romanlara ihtiyaç olduğunu ifade ederek “Neşriyatımıza sahip çıkalım” diyor.
RÖPORTAJ: FARUK ÇAKIR
[email protected]
Dinî hizmetler için gazeteye de, çizgi romanlara da ihtiyaç var
Takdim
Ressam-yazar Hayreddin Ekmen, uzun yıllardan beri Yeni Asya Medya Grubu bünyesinde yer alan; başta gazetemiz, Can Kardeş ve Bizim Aile dergileri olmak üzere çalışmaları yayınlanan bir arkadaşımız. Kendisiyle sahasında bir ilk olan Peygamberimizin Hayatı ve Bediüzzaman Said Nursî çizgi romanları üzerine verimli bir sohbet gerçekleştirdik. Yeni Asya Neşriyat mührüyle yayınlanan bu iki eser de okuyucularımızın ve geniş çevrelerin büyük ilgisine mazhar oldu. Fuarların aranan eserleri arasında yer aldı. Teşekkür ederek sohbetimizi ilginize sunuyoruz.

Her ne kadar okuyucularımız sizi tanıyorsa da, tanımayanların olma ihtimaline binaen önce kendinizi tanıtır mısınız? Yeni Asya ve Risale-i Nur’u ne zaman ve nasıl tanıdınız?
Batman’ın Gercüş ilçesinde doğmuşum. Allah’a çok şükür dindar bir ailede dünyaya geldim. İlk, orta ve lise tahsilimi Gercüş’te tamamladım. Mektebin yanı sıra Kur’ân eğitimini de ilçedeki hocalardan aldım. En nihayet lise birinci sınıftayken açılan resmî Kur’ân kursunda tecvidle beraber siyer ve ilmihal derslerini aldım. Bu vesileyle bütün hocalarımı rahmetle yâd ediyorum. Bizim evde bazı küçük risaleler vardı. İlk olarak bu risaleleri okumaya çalıştım. Rahmetli babam epey dinî bilgiye sahipti. Biz ona soru sorardık, o da güzelce cevaplar verirdi. Bediüzzaman ismini ilk babamdan öğrendim. O da dedemden duymuş. Babamın bize anlattığı bilgilerden en çok tekrarla anlattığı mevzu Mehdî ve Deccal bahsiydi. Babam bu mevzuyu anlatırken, “Oğlum, Bediüzzaman bu hadisleri Beşinci Şua’da tek tek açıklamış” derdi. Sonra babam, teyzemin kocası rahmetli İbrahim Ekmen vasıtasıyla Şualar’ı temin etti. Evimize giren ilk ciltli risale Şualar oldu.
Fakat hakikî manada Risale-i Nurlar’ı üniversite tahsili için gittiğim Ankara’da tanıdım. Risale-i Nur’u ve Bediüzzaman Said Nursî’yi hakikî mahiyetiyle tanıyınca babamın bize defalarca Mehdî ve Deccalden bahsetmesinin hikmetini anladım. Allah’a binlerce şükür olsun ki, Deccalın habis ruhunun kol gezdiği bir şehir ve zamanda kendimi Mehdî’nin şahs-ı manevîsinin dairesinde buldum.
Kaldığım medresede aynı zamanda Yeni Asya Gazetesi okunduğu için Risale-i Nurlar’la beraber Yeni Asya’yı da tanımış oldum. Gerçi Ankara’ya geldiğim 1983 senesinde Yeni Asya darbeciler tarafından kapatıldığı için Tasvir olarak çıkıyordu. Sonra Yeni Nesil, ardından Yeni Asya olarak neşrine şahid olduk.

YENİ ASYA ÇİZGİLERİMİN ŞEKİLLENMESİNDE GÜZEL BİR ZEMİN OLDU
Sahasında ilk olan iki önemli eser hazırladınız. Peygamberimizin (asm) hayatını ve Bediüzzaman’ı çizgi roman olarak ve öncelikle çocuklara hitap eder şekilde ortaya koydunuz. Bu çalışmalar nasıl ortaya çıktı? Hedefinizde benzer çalışmalar yapmak var mı?
Yeni Asya Gazetesi, Can Kardeş ve Yeni Asya Neşriyat, çizgi hayatımda çalışmalarımın şekillenmesinde ve neşrinde çok güzel bir zemin oldu. Gelişmemize vesile oldu. Allah emeği geçen bütün ağabeylerden razı olsun. 2000’in başlarında Can Kardeş tekrar müstakil olarak çıkmaya başladığında hem Peygamberimizin (asm) hem de Bediüzzaman Hazretlerinin hayatını çizmeye başladım. Peygamberimizin (asm) hayatını çizmeye beni ilk teşvik eden rahmetli yazar ağabeyimiz Şaban Döğen idi.
Çizgi roman dili çocuklara hitab ettiği gibi büyüklere de kendini okutturur. Peygamberimizin Hayatı ilk önce Can Kardeş’in ortasında fasiküller hâlinde yayınlanmaya başladı. Üstad Hazretlerinin hayatına da bazı kıssaları çizmek suretiyle işe başlamıştık. Zaman içinde çizimler biriktikçe hayatının tamamını baştan sona çizme fikri ortaya çıktı. Gazetedeki ağabeyler bu işe sıcak bakınca gazetede günlük çizgi bantlar hâlinde renkli olarak yayınlanmaya başladı. Ardından kitap sayfası olarak hazırladım. Yüz, bilemedin yüz elli sayfada bitiririm dediğim çalışma bin sayfaya yakın bir hacme ulaştı.
MESLEK HAYATIMIN EN BÜYÜK MİSYONUYDU
Bu iki eseri hazırlamak meslek hayatımın en büyük ideali ve misyonuydu. Elhamdülillâh, Allah’ın inayetiyle tamamlamaya muvaffak oldum. Bu çalışmalarımın yanısıra Sahabelerin hayatından, İslâm tarihinden, evliyaların hayatından birçok kıssa hazırladım. O çalışmalarım da kitaplaşmayı bekliyor. İhtiyaç hâsıl olunca Cenab-ı Allah sebebini halkeder.

FUARLARIN ARANAN ESERİ OLDULAR
Bu iki eserin yayınının üzerinden epey zaman geçti. Nasıl geri dönüşler, tepkiler ve teşvikler aldınız? Eserler en çok hangi yönüyle ilgi gördü?
Her iki çalışma için de okuyucularımızın tebrik ve takdirlerini çok gördüm. Çocuklara kalın kitapları okutmak, hele bu zamanda çok zordur. Fakat fuarlarda Peygamberimizin Hayatı’nı gören çocukların anne ve babalarına ısrarla kitabı aldırmalarına şahid oldum. Eserlerin resimli olması ve sade çizgi roman dilliyle anlatılması ilgiyi arttırdı. İzmit temsilcimiz rahmetli Salih Oral ağabey, “Bu kitabı torunumla beraber okuyoruz” demişti. Benim torunum İbrahim, kitabı iki defa okudu. Üstad’ın hayatı çıkınca onu da okumaya başladı. Fakat ikinci cilde geldiğinde okumayı gevşetmiş. Annesi, niçin okumaya devam etmediğini sorunca şöyle cevap vermiş: “Anne orada üzücü şeyler var!”
Bildiğiniz gibi ikinci ciltte Üstat Hazretlerine yapılan zulümler, eziyetler, zehirlemeler yer alıyor. Bu yüzden torunumun bu kısımları okumaya içi el vermemiş.

HAKKIYLA TERCÜME EDİLMESİ FAYDALI OLUR
Bu eserlerin dünya dillerine çevrilmesini arzu eder misiniz? Bu yönde teklifler alıyor musunuz?
Bu iki eserde de dinî terim olan ıstılahî tabirler, kelimeler var. Hiçbir dil bu kelimeleri tam mânâsıyla karşılayabilen kelimelere sahip değil. Bu sebepten tercümeler çok nâkıs olur. Yine de faydadan hâli değil. Ancak bir hakikat var ki; âhirzamanın dehşetli dinsizlik taununa karşı ehl-i imanın imanını takviye, hayrette kalıp kurtuluş arayan bîçarelere hidayet ve saadet rehberi ve mütecaviz dinsizleri ilzam eden Kur’ân’ın bir mu’cize-i manevîsi olan Risale-i Nur Külliyatı Türkçe olarak telif edildi. Öyle inanıyorum ki, Kur’ân dili Arapçadan sonra dünyada en yaygın dil Türkçe olacak. Kur’ân’dan süzülen iman hakikatlerini orijinalinden okumak için insanlar hararetle Arapça ile beraber Türkçe öğrenecek. Gerçi bütün diller Allah’ın birer ayetidir. Fakat bu, Cenab-ı Allah’ın bir lütfudur ki, bin sene İslâm’ın bayraktarlığını yapmış bir milletin diline bu şerefi vermiş ve âhirzamanın irşad rehberi Risale-i Nur’u Türkçe olarak ilham etmiş.
DİJİTALLEŞME BAZI KOLAYLIKLAR SAĞLADI, AMA...
Can Kardeş ve Yeni Asya için çok sayıda bulmaca ve benzeri çalışmalar hazırladınız. Digitalleşme sizi nasıl etkiledi?
Dijitalleşme bizimle beraber bütün basın yayın dünyasını etkiledi. Basılı eserlere rağbet azaldı. Gazete ve dergi tirajları maalesef düştü. Fakat meslekî açıdan bazı kolaylıkları da beraberinde getirdi. Çalışmalarımı hazırlarken aradığım bir resim veya fotoğrafa çok daha kolay ulaşabildim. Ayrıca daha önce saatlerce, hatta bazılarını günlerce fırçayla çizdiğim çalışmaları dijital zeminde daha kolay hazırlayabiliyorum. “Her zorluğun yanında muhakkak bir kolaylık vardır.” (İnşirah Suresi: 6.)

Türkiye’ye yayıncılığın geleceğini nasıl görüyorsunuz? Çizgi roman çalışmaları ve çizgi romanın geleceği hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
Maalesef gazete ve dergilere teveccüh eskisi gibi değil. Oturduğum semtte bir tane bile gazete bayisi yok. Bu durum içimi acıtıyor. Çünkü dünyada da, Türkiye’de de çizgi romanın ortaya çıkmasına vesile olan ve bu sanat dalını besleyen gazeteler olmuştur. Çocuk dergileri ve çizgi roman mecmuaları daha sonra ortaya çıktı. Gazeteler yayınladıkları çizgi romanların çokluğuyla övünürdü. Gazeteler, dergiler tiraj kaybedince maalesef çizgi roman sanatı da zayıfladı. Fakat müsbet dinî hizmetler için gazeteye de, dergilere de, çizgi romanlara da ihtiyaç var. Neşriyatımıza sahip çıkmaya devam etmeliyiz.