"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Fikret Kadıkıran Ağabeyim

Osman ZENGİN
25 Mayıs 2026, Pazartesi
İnanın şaşırıyorum. Rahmet-i Rahman’a kavuşan zevata, fatiha ve dualara vesile olması için “taziye makalesi “ yazmaya yetişemiyoruz. Bunlar tabiî, âhir zaman âlametleri.

14 Mayıs 2026 sabahı, Batman’ın ilk Risâle-i Nur talebelerinden Hacı Mirza Demir Ağabeyin vefatından müteessir olmuştuk. Onun hüznü devam ederken, Ankara’dan  Ömer Tuncay Ağabeyin haber vermesiyle, Fikret Kadıkıran Ağabeyin vefat ettiğini öğrendik.

 Fikret Ağabey, Ankara’dan bizim çocukluğumuzun geçtiği Ankara kalesi altındaki mahallemizden komşumuzdu. Aslen Bayburtlu idi. Mahallemizin simit fırını, onun amcasıydı. Kendisi astsubaydı. Mahallemizde, o günlerde (1950-60’lı seneler) dindar genç bulmak zordu. Onun, dindar bir genç olmasından dolayı, kendisi de dindar olan babam, onu severdi. Aile dostumuzdu. Mütemadiyen görüşürdük. 1967-68 seneleriydi. Fikret Ağabey babama tavsiye ederek, o zaman dindar neşriyat olarak çıkan, M. Şevket Eygi’nin “Bugün” gazetesine abone olmamızı sağlamıştı. Bize, o zaman Bugün gazetesi aile olarak da, bayağı faydası olmuştu. Bugün gazetesini, taa 1970’te Nurları ve dolayısıyla, Yeni Asya gazetemizi tanıyana kadar almıştık. Bizim de, Nur cemaatine intisâbımızdan dolayı çok memnun olmuştu.

Ben Ankara’dan ayrıldıktan sonra, görüşmelerimiz seyrekleşmişti. Daha sonraları ben Balıkesir’e, tayinen gitmiştim. Bir gün orada rahmetli, üstadı gören Enver Tezer Ağabey, sohbet arasında, yaptığı hizmetlerden bahsederken; “ben askerî ana tamir fabrikasında çalışırken, Fikret Kadıkıran isimli bir genç astsubaya, Risâle-i Nurları tanıttım” deyince şaşırdım. Bizim Fikret Ağabeydi o. Ben de Enver Ağabeye, Fikret Ağabey ile münasebetimizi, hukukumuzu anlattım. Sonradan, bir ara gazetemiz ve dergilerimizde de yazan Fahreddin Bozdağ kardeşimiz Fikret Ağabeye damat olmuştu. Tekrar izini buldum ve tekrar irtibat yapmaya başladık. Ankara’ya gidip-geldikçe, cemaatî faaliyetlerimizde görüşmelerimiz oluyordu. Bir ara kendisiyle röportaj da yapmıştım. (https://www.yeniasya.com.tr/osman-zengin/yeni-asya-yi-ilk-ciktigi-gunden-beri-okuyorum_215709) orada Fikret Ağabey, Hasan Basri Çantay’ı ziyaretlerini ve onun Üstad hakkında söylediklerini anlatıyordu.

Ankara Demetevler’de 70’li senelerde, Özelif veya elif sitesi vardı. Bazı Nur talebeleri ile dindar bir kısım insanlar oturuyordu. Fikret Ağabey de, bir ara orada oturmuş. Bana anlatmıştı: “Bir gün ikindi namazı için siteye yakın camiide namaz kılmaya aşağı indim. Dış kapıda, aynı blokda oturduğumuz Said Özdemir Ağabeyle karşılaştım. Kapının dışına çıkınca, karşı sitenin kapısından da, Ahmed Vehbi Ünlü Ağabey çıktı. Said Ağabey onu görünce, bana döndü, “Fikret kardeş, bu Ahmed Vehbi var ya, iyi Yeni Asya’cıdır haaa” demişti. Demek benim Yeni Asya’cı olduğumu bilmiyordu.”

Bir müddettir rahatsızdı. Arkadaşlardan kendisine ziyarete gelmelerini istemişti. Ben de, Ankara’daki arkadaşlara bunu nakletmiştim. Bir Ankara ziyaretimde de, yanına gitmiştim. Çok sevinmişti. Onun vefatı ile Nur ağacından bir yaprak daha toprağa düşmüş oldu. Allah rahmet eylesin. Makamı Cennet olsun. Camiamızın ve akrabalarının başı sağolsun.

Okunma Sayısı: 176
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı