"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Vefa zümrütle bezenmiş bir taçtır

Rüstem GARZANLI
16 Şubat 2019, Cumartesi
Zaman zaman “Eskiden söz vardı, güven ve vefa vardı, şimdi ne söz ne de vefa kalmadı” diye vefasızlıktan yakınanları görüyoruz.

Her halde eskiden bu kadar cerbeze ve kaypaklık yoktu, diye düşünüyorum. Çünkü insanların geneli avam idi, çevresinde ve ailesinde aldıkları İslâmî ve ailevî terbiyeyi sosyal ve içtimaî hayatlarında tatbik ederek insanlar arasında güven sağlanırdı. İnsanlar arasındaki sevgi, saygı, yardımlaşma ve dayanışma vefa ile tesis edilirdi. Demek ki, günümüzde vefa ihmal ediliyor ki bu kadar yakınmalar oluyor.

Bediüzzaman Hazretleri, “Vefa asr-ı hazırın ihmal ettiği duygulardan biridir.” Talebelerine yazdığı mektupların başında “Aziz, Sıddık kardeşlerim” yazdığı gibi “Vefakâr kardeşlerim” ibaresini de kullanmıştır. Vefakârlık Nur Talebelerinin özelliklerinden olduğunu önemle vurgulamak istiyorum.

Bediüzzaman’ın ilk sürgün yerlerinden ve Risale-i Nurlar’ın ilk yazıldığı Barla Beldesi’nde sekiz yıl kalır. Asrımızda Kur’ân ve iman hizmetinin meşalesi bu mübarek beldeden dünyaya yayılmıştır.

Bediüzzaman 1934 yılında Barla’dan ayrılır, on sekiz yıl sonra Barla’ya daha önce kaldığı ikametgâhına gelir, halk sevincinden sokaklara dökülür. Yanındakilere kendisini yalnız bırakmasını ister. Yaz aylarında ibadet ve tefekkür menzili olarak kullandığı evinin önündeki Ulu Çınar ağacına sarılır ve hüngür hüngür ağlar. On sekiz yıl önceki hasretini böyle bir vefa ile gösterir.

Aslında vefa her insanda özellikle Müslümanlarda bulunması gereken güzel bir haslet olmalıdır. Ne yazık ki herkes bu güzel meziyeti taşıyamıyor. Dolayısıyla şahsî menfaatler de öne geçince içtimaî ve sosyal hayatın temel prensipleri de bozuluyor, neticede ahde vefa yani sözünde durma güven ve itimat kalkıyor.

Bundan kırk sene önce Diyarbekir’den Kurtalan’a trenle bir seyahatimde oturduğumuz kompartımana 20-25 yaşlarında biri yanımıza oturdu. Şarkî Anadolu halkın özelliğinden olsa gerek. Merhabalaştıktan sonra, nereden geliyorsun? Dedim. O da, “Almanya’dan geliyorum, Hamduna Köyü’ne gideceğim” dedi.

Hamduna Köyü, köyümüze yakın Yezidi köyüdür. “Kimin oğlusun” dedim. “Hesın’ın oğluyum” dedi. Tanışma faslından sonra kravatını çıkardı ısrarla bana takdim etti.

İkramın sebebini sordum?

Dedi ki, “dedeniz geçmişte Yezidileri zulümden ve baskıdan himaye etmiştir. Bir vefa borcu olarak ben de kravatımı size takdim ediyorum.” 130 sene önce yapılan bir iyiliğin karşılığını 13 sene sonra küçük bir hediyeyle mukabele etmek vefanın güzel bir örneği olsa gerek.

Vefa, gerek Allah’ın (cc) yanında, gerekse içtimaî hayatta insanın itibarını ve şerefini arttırır. İnsana şeref veren, baş üstünde taşıyan zümrütle bezenmiş bir taçtır. İnsanların sevgisine ulaştıran güzel bir meziyettir.

Vefa sadece insanlara mahsus yapılan bir incelik ve özellik değildir; Belki vefanın en birincisi insanın daha dünyaya gelmeden Hâlık’ına verdiği ahde sadık kalmasıdır, O’nun emirlerine bağlı olması, verdiği nimetlere şükürle mukabele etmesidir.

Cenab-ı Allah (cc) meâlen şöyle buyurur: “Allah’a verdiğiniz ahdi tutun.” 1

Mü’minler günde beş farz namaz öncesi “estağfurullah” diyerek, yaptıkları günahlardan tövbe eder, bundan sonra kötülük etmeyeceğim diye vaatte bulunur, her yapılan bir tövbe Allah’la kesin bir akit, bir ahit ve bir sözleşmedir. “Allah’ım, bundan böyle emirlerine bağlı kalacağım” diyor.

Verilen sözü tutmak “ahde vefadır.” Bağlı kalınmadığı zaman vefasızlık, sadâkatsizlik ve yalancılıktır. Âyette de anlaşıldığı üzere; insan gerek Allah’a karşı gerekse başkasına karşı verdiği sözü en iyi şekilde yerine getirmelidir.

Dipnot:

1- En’am Sûresi, âyet 152.

Okunma Sayısı: 850
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Said Yüksekdağ

    16.2.2019 20:01:56

    Tebrik ederim.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı