"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Çok gezen, görmüş geçirmiş insan oluyor

Sebahattin YAŞAR
06 Ekim 2020, Salı
Gezmek, eğitir insanı, gezmek öğretir. Yeni mekânlar, yeni insanlar tanırsın gezdikçe. Her kültür bir zenginlik olarak katılır insana. Ve böylece gezmiş görmüş, kültürlenmiş olursun

Gezmek, güzeldir. Gezmek, eğitir insanı, gezmek öğretir. Yeni mekânlar, yeni insanlar tanırsın gezdikçe. Yeni kültürler edinir insan. Her kültür bir zenginlik olarak katılır insana. Ve böylece gezmiş görmüş, kültürlenmiş olursun. Adına da çok gezmiş çok görmüş derler.

Hakikaten de çok gezen çok gören kültürlü olmuş oluyor. Bir çetrefilli mesele olunca ona danışılır, onun görüşü önemsenir. Nitekim öyledir de. Bir konu ile ilgili sadece bir açıdan bakmaz o. O olayın değişik boyutlarını değerlendirir ve çözümler bulur. Hele bir de birazcık okumuşsa demeyin hayatın keyfine.

Bu gezi serüvenimiz içinde, ara ara bu yaz programımızın esintileriyle karşılaşacaksınız. Ailece çıktığımız sıla-i rahm temelli gezi programımız kendi içinde nice güzellikler, renklilikler ihtiva etti.

Bizim kültürümüzdeki gezmenin bir tarafında sıla-i rahim vardır

Zaten bizim gibi Anadolu insanında şartları ne kadar değişse de, sadece keyfe dönük, nefis öncelikli çok özele inmiş bir gezi etkinliği görülmez. Yani bizim özel de dediğimiz gezi programımızın içinde, değişik şehirlerde mutlaka üç beş tane akrabalara uğramak, hal hatırlar sormak, dertleşmek, onların hayır duâlarını almak da vardır. Bizde gezi ancak böyle içimize siner. Yani içinde ana baba hatırı olmayan, eş dost, akraba rızası aranmayan gezi gezi midir Allah aşkına?

Şimdi de kısa kısa fotoğraf altı haber gibi, gezi hatıralarımızı duâ nazarlarınıza sunalım bakalım beğenecek misiniz?

Neresine gitseniz cennetten bir parça gibi ülkemiz

Yaz gezi yolculuğumuz, yaşadığımız mekân Şanlıurfa’dan başlıyor. Yeşili, suyu az bir mekândan gidince gezdiğimiz yerlerde nelerin daha çok dikkatimizi çekeceği aşikâr. 

Bir şeylerden ne kadar uzaksanız elbette o şeylerin özlemini daha çok çekiyorsunuz. Bu kültür olarak, gelenek olarak ve medeniyet unsurları olarak da geçerli. Buralarda olan bir takım şeyler oralarda yok, oralarda olanlardan bir kısmı da buralarda yok. Bu da normal zaten. Her yerde her şey olacak diye bir şey yok. Allah her yere ayrı ayrı cazibeler vermiş. O cazibe ile orası güzel oluyor. Tıpkı insan gibi. Her insanda ayrı bir esması galip Allah’ın. O isimle o kişi daha bir güzel. O diğer isim o kişide niye galip diyemezsiniz. O zaman o olmaz. Şehirler de öyle. O şehri kendi zenginliği, güzelliği ve kültürel farklılığı ile kabul etmek ve öylece sevmek gerekiyor.

Kurban Bayramı ile birlikte başlattık gezi programımızı. Kurbanımızı Şanlıurfa’da kestik, Allah kabul etsin. Dağıtımımızı da yapıp hemen eşim ve iki kızımla birlikte özel aracımızla düştük yollara.

Gezerek hatıra toplarız çocuklarımızla 

Doğrusu biz ailece gezmeyi seviyoruz. Her yıl bu ritüel zaten bizde olur. Doluşuruz arabamıza ve düşeriz yollara. Genel yapımız bahsettiğim gibi sıla-i rahim a- ğırlıktadır. Ama onun önüne sonuna da küçük küçük değişikliklerle gezimizi çeşitlendiririz. Bunun da çocuklarımızda ve bizim dünyamızda oldukça derin bir yeri var.

Bu yıl, Kurban’la birlikte ilk durağımız Hatay ilinin Belen yaylası oldu. Sebebi de çok önemli. Çünkü orada ablamda ağır misafirimiz annem vardı. Onun ve ablamın bayramını yapmadan gezi yapmak olmaz. Program, dolayısıyla anne eli öpmekle başladı. Tabiî yaz ritüellerinden biri olan ablada da birkaç gün kalarak program işlemiş oldu. 

Doğrusu insanın abi ve abla gibi yakın akrabasının yeri farklı. Onlarla şartlar ne olursa olsun bağı zayıflatmamak gerekiyor. Yaşanan –varsa- olumsuzlukları büyütmeden, güzellikleri ön plana çıkarıp yaşamaya, diyaloğa devam etmek gerekiyor. Tabi nefis ve şeytan da böyle durumlarda hep kusuru işlettiriyor. Onu büyütüyor ki muhabbet gelişmesin. İşte buna meydan vermemek gerekiyor. Ablanın, abinin yerine başka bir şey konulamıyor. Onun için onları değerli tutmak ve büyütmek bir gereklilik oluyor.

Özellikle ağabeyleri, ablaları ziyaret edince ister istemez onların evlâtları, eşleri, çocukları ve onların da aile büyükleri ile tanışıyor, görüşüyor insan.

Zaten geniş aile olunca ister istemez ilgi ve alâkalar daha çok kendi içinde özel ailelere yöneliyor. Ama bu dışa da kapanmayı gerekli kılmaz.  Amcalar, dayılar, halalar, teyzeler yeğenlerinin de evlerini, çocuklarını, akrabalarını görmeli ve görüşmeli. Görüşmeler artınca bağlar da artıyor. Yeğenlerinin evlâtları ile senin evlâtların veya senin evlâtlarının evlâtları görüşmüş, tanışmış olu- yorlar. Meselâ yeğenimin evlâdı Eymenle benim ve çocuklarımın görüşmesi ve bayramlaşmaları bu anlamda manidardı.

Doğrusu böyle bir zamanda bu tür görüşmelerin vesilelerini arttırmanın daha önemli olduğunu düşünüyorum. Ama bu adımlar da her zaman istediğin tarzda ve durumda olmayabilir. Ama bu durumda da, ‘bir şey tamamıyla elde edilmezse, tamamıyla da terk edilmemelidir’ kaidesi geçerlidir.

Musibetler tedbirli yaşamak getirir, ama kültürü engelleyemez

Anne evlât ve babaanne torun bayramlaşmaları haliyle korona gölgesinde ve tedbirlerinde gerçekleşiyordu. Ama doğrusu zaman zaman da duygular öyle dalgalanıyordu ki, fizikî mesafe falan kalmıyordu. 

Anne, abla ve çocuklarımla Belen Yaylası’nı, Gedik yaylası’nı turluyoruz. Doğrusu buralar yaz aylarında dahi sürekli eser, rüzgârı bol bir mekân. Bu haliyle gerçekten özel bir yayla. Onun için rüzgâr gülleri de oldukça bol.

İnsanın kardeşlerinin de kendi değer yargıları ve fikrî yaşayış olarak uyuşması oldukça güzel bir duygu. Ablalarımın, ağabeylerimin Risale-i Nurlar’la tanışıyor olması, namazlarını, niyazlarını yaşıyor olmaları, aynı hassasiyetlerimizin bulunması bizim için çok büyük bir nimetti. Binler şükür.

Ziyaretlerimizin içinde Nurlar varsa, her yer güzelleşiyor

Yolculuğumuzun ikinci aşamasında Konya güzergâhın-da Ereğli’ye uğruyoruz. Burada hanımın teyzeleri bulunuyor. Onların lâkapları muhacirler. Doğrusu muhacirler kardeşlerin birbirlerine karşı bağı çok güçlü. Teyzeler her zaman birbirlerini arar, sorar ve görüşürler. 

Biz de ne zaman o güzergâhtan geçerken uğramasak gönül koyarlar. Doğrusu kafa yapısı olarak bizimle de örtüştükleri için biz de uğruyoruz ve güzel zamanlarımız geçiyor.

Onların evlâtları bizim de aile dostlarımız oldular. Kuzenlerin görüşmeleri ve samimiyetleri çocuklarımızın da rahat görüşmelerini ve bağlarını güçlendirmeyi netice veriyor.

Bu her iki tarafında arzu ettiği bir durumdur. Tabiî buradaki güçlü faktör Risale-i Nur Talebesi olan ve Ali Uçar Ağabey ile hatıraları olan teyzenin eşi Mustafa İşeri’dir. Her birlik- teliğimizde mutlaka bir Risale-i Nur sohbeti yapıyoruz. Ve aileler bu birlikteliği çok önemsiyor. Özellikle teyzenin samimî ve içten tavır ve tutumu, bizi çok etkiliyor.

Ereğli ilçesi, Türkiye’de meyve ve sebze üretiminin iyi düzeyde yapıldığı bir ilçemiz. Sebze ve meyve komisyoncusu olan İşeri ve oğulları, güzel nimetlerin her türlüsünün içindeler. Burada doğrusu kiraz, elma, erik, armutla birlikte domates, salatalık, fasulye gibi pek çok meyve ve sebze zenginliğinin içinde buluyor insan kendini.

Bu yıl günü birlik uğradığımız Ereğli’de yine Mustafa İşeri’nin bahçe evinde bir Risale-i Nur dersi okumadan geçmedik. Dersler böyle programlarda bir güçlü dinamik olarak yer alıyor. Biz de gittiğimiz mekânlarda mümkün mertebe dersler yapmaya gayret ediyoruz. Dersler her farklı ortamda her farklı yaş gurubuna ve her farklı duygudaki insana farklı şekillerde etki ediyor.

Anne babanın rızası her şeyin üstünde

Bir sonraki durağımız Konya Seydişehir. Şimdi Kurban Bayramı’nın son günlerinde kayın valide ve kayın pederin rızaları peşindeyiz. Konya yolculuğunda yol boyu güzellikler hazırlanmış bizim için adeta. Yolculuk esnasında ay çiçek tarlaları kendine celbediyor bizi. Biz de inip o binlerce çiçeklerin arasında fotoğraf çektiriyoruz. Seydişehir yaz mev- siminde tam da bir yayla havasında bir yerleşim yeri.

Korona salgınının kısıtlayıcı şartları içerisinde, tedbirlerimize azamî dikkat ederek, akraba üç dört aile bir araya geliyoruz. Kayın biraderler ve baldızla birlikte onların evlâtları ve bizim evlâtlarımızın buluşması doğrusu tam bir bayram havasına dönüşüyor.

Büyüklerin ellerini öptükten sonra her günümüzü planladık. Piknikler, geziler, ziyaretler yine salgın şartlarını dikkate alarak yapıldı.

Özellikle Seydişehir ilçesinin Kuğulu park piknik alanı adeta gidilmeden olmaz bir yerdir. Güzel olan mekânın geniş olması, sağlık tedbirlerini gözetmeyi netice veriyordu.

Bir başka günümüzü ise, Seydişehir’in dağları eteklerinde piknik yapmakla değerlendiriyorduk. Taraşçı dağları olarak isimlendirilmiş dağlardaki programımız oldukça güzeldi. Fazla tercih edilmeyen mekânlar doğrusu daha az bozuluyordu. Çocuklarımızla yaptığımız dağ gezileri ve etkinliklerimiz çektiğimiz zahmete değdi.

Buradaki programlar etrafında evlatlar arasında bir kaynaşma sağlanıyordu. 

Farklı yaş guruplarındaki çocuklar birbirleriyle akraba olmanın tadını çıkarıyor ve yeni yeni hatıralar hayatlarına katıyorlardı.

Gittiğimiz mekânlarda zamanla oluşan dostları ve arkadaşları ziyaret ediyoruz. Her hatırın bir karşılığı var ve bunu gözetmek bir insanlık görevi gibidir. Mekân işte akraba, dost, arkadaşla daha bir güzel oluyordu.

—Devam edecek—

Okunma Sayısı: 1380
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali R. Yardimoglu

    6.10.2020 01:41:14

    “On yıl var ayrıyım Kınadağı’ndan Baba ocağından yar kucağından Bir çiçek dermeden sevgi bağından Huduttan hududa atılmışım ben. Gönlümü çekse de yârin hayali Aşmaya kudretim yetmez cibali Yolcuyum bir kuru yaprak misali Rüzgârın önüne katılmışım ben Garibim namıma Kerem diyorlar Aslı’mı el almış haram diyorlar Hastayım derdime verem diyorlar Maraşlı Şeyhoğlu Satılmış’ım ben” Han Duvarlari, Faruk Nafiz Camlibel

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı