"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Edille-i şer’iyye

Şemseddin ÇAKIR
04 Ekim 2019, Cuma
Bu tabir; İslâm İtikadı, hukuku, medeniyet ve kültürünün temel unsurlarındandır.

Asırlarca sıbyan mekteplerinden itibaren ezberletilen esaslardandır. Bizim zamanımızda ilkokul çağındaki çocuklar bile bunun manasını bilirdi. Fakat şimdi üniversitelerde dahi çoğunun bu tabirlerden haberinin olmadığı da, bir vakıadır.

Sebeplerine girersek uzun süreceğinden hemen şerh ve izahlarla meseleyi güncellemeye çalışalım. Ancak icap ederse ilerde sebepleri de işleyebiliriz.

Edille-i şer’iyye, Şeriat-in dört temel delili demektir. Bu deliller; Kitap, Sünnet, İcma-i Ümmet ve Kıyas-ı Fukahadır. Fakat bu asırda ahirzamanın özelliğinden bu temel esaslar 1950’ye kadar keenlemyekûn (yok farzedilmeye) sayılmıştır.

Elliden sonra ise ikiye, yani kitap ve sünnete indirgenerek devam edilmektedir. Yani; sadece Kitap ve Sünnet kalmış. İcmâi Ümmet ve Kıyas-ı fukaha icra edilmemektedir. 

Sebebi ise; bunlar şartlara mütealliktir. 

Meselâ: Günümüzün eğitim öğretim sistemi bir müctehidi yetiştirecek liyakatte değildir. Zira “bataklıkta balina yetişmez”. Müctehid yetişmezse kıyas-ı fukaha olmadığı gibi, İcmâi Ümmet de olmaz, zira âlem-i İslâm paramparça edilip, asır ulemasının icma-ı imkânsız hale getirilmiştir. Yani İcma-i Ümmet de, tahakkuk edemez hale gelmiştir. İşte bugün böyle bir çıkmaz içindeyiz. Fakat madem Hz. İsa’nın (as) “Her derdin bir devası vardır, fakat ahmaklık müstesna” dediği gibi, mutlaka bununda bir çaresi bulunacaktır, bulunmalıdır. 

O halde bu çare ne olabilir?

Çareyi doğru ifade etmek için önce doğru bir teşhis lâzımdır, zira doğru teşhis yarı yarıya tedavi sayılır.

Yani şartlar elvermediği için o liyakatte müctehid yetiştirilemediği gibi, âlem-i İslâm dağıtıldığı için haliyle İcma-i Ümmet de olamıyor. Zira birinin şartları ağır, öbürü içinde İslâm birliği kalmamış. O halde bugün itibariyle edille-i şer’iyye ikiye indiyse bunun yeniden üçe dörde çıkarılması lâzım gelirken, tam aksine son zamanlarda hortlayan ulema-i su, işi daha da sarpa sardırıp bire indirmeye çalışmaz mı? Tekrar sünneti (hadis-i şerifleri) devre dışı bırakma -gayretleri kesafet peyda etti. Yani zahiren hoş gibi görünen, batınen tam bir tuzak ve ihanet olan “Kur’ân Müslümanlığı” sloganıyle, Kur’ân’ın asıl tefsiri olan hadis-i şerifleri devre dışı bırakarak; “Kur’ân Müslümanlığı” sloganıyla altın kupa içinde tam bir zehir sunulmaktadır.

Bunların kimi Vatikancı, kimi Kitab-ı Mukaddesci ve hatta kimisi de, kiralık cellâtlardır. Haşa, milyarlarca defa haşa! ve kella! bunlar kendilerini, Efendimiz’in (asm) yerine koyarak, Kur’ân’ı tekellerine alarak ahkâm kesmektedirler. Bu vahşet ve vehamete başta diyanet ve dindar bilinen iktidarın âcilen mani olmaları şarttır. Yoksa bunun vebalinden ebedî hayatta da, kurtulamazlar.

Nasip olursa daha sonraki yazılarımda bu vahşet ve felâketin çarelerini inşallah yazacağım.

Zira Bediüzzaman “karıncayı emirsiz arıyı yasupsuz bırakmayan Allah beşeride Nebisiz bırakmayacaktır” sözüyle bu derdin devasına dikkat çektiğini de, biliyoruz. Nasip olursa siz muhterem okuyucularıma takdim etmeye çalışacağım. 

Devalarda buluşmak üzere...

Okunma Sayısı: 739
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı