"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Allah’ın dinini parçalayanlar - 1

Şemseddin ÇAKIR
27 Şubat 2026, Cuma
Bu tabir, aynen bir âyet-i kerîmeden alınmıştır. Âyetin tamamı şöyledir:

“Dinlerini parça parça edenler ve kendilerini grup grup ayıranlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra (Allah), yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir.”  (En‘âm Suresi: 159)

“Dinlerini parça parça edenler kimler olabilir?” şeklinde bir soru sorulacak olursa, buna verilecek cevap ne olabilir?

Meselâ benim cevabım şudur:

Tevrat’ı tahrif eden ve Kur’ân-ı Hakîm’e karşı çıkan hahamlar,

İncil’i bozup Kur’ân-ı Azîmüşşân’a da uymayan papazlar,

Bu muharref metinleri din kabul edip, onları Cennete koymaya çalışan; kelime-i tevhidi dahi bölüp parçalamaya yeltenen, hoşgörü adı altında ve hakkı bâtıla karıştırarak yeni bir dünya dini inşa etmeye çalışan proje hocaları.

Ayrıca Cenâb-ı Hak, Âl-i İmrân Suresi’nin 19. ayetinde:

“Allah katında din ancak İslâm’dır” buyurarak, İslâm’dan başkasına din diyenlerin de bu hükmün kapsamına gireceğini bildirmektedir.

Zira bizim meselemiz, “sana göre” değil; Allah’a (cc) göre dinin ne olduğudur. Yani mesele, nefsü’l-emre göre dini anlama meselesidir.

O hâlde tarihe göre değil, Allah’a (cc) göre değerlendirmeliyiz. İşte o din de İslâm’dır. Bunun ötesi olamaz.

Yine En‘âm Suresi’nde geçen

“Sonra (O), onlara yapmakta olduklarını haber verecektir” ifadesi, Kur’ân-ı Kerîm ile tahakkuk etmiş; hak ve bozulmamış bir kitapla hem onlara, hem de onlara uyanlara akıbetleri bildirilerek ikaz edilmişlerdir.

Zaten İslâm’ın tarifi de buna işaret eder. Şöyle ki:

İslâm; Hz. Âdem ile başlayan, zaman ve mekânın gelişmeleriyle ve peygamberlerin tebliğleriyle tekâmül eden; nihayet son kemalini Âhirzaman Peygamberi Hz. Muhammed (asm) ile bulan bir dindir.

Bu hakikat karşısında, bütün dinleri asılları itibarıyla değerlendirdiğimizde, İslâm dışı inanışlara hakikî manada —yani nefsü’l-emirde kelimenin tam anlamıyla— “din” demek mümkün değildir.

Dolayısıyla muharref dinleri “din” olarak ileri sürmek, en azından bir gaflet ve dalâlet; bazı durumlarda ise ihanettir. Ayet-i kerîmede bu tür sapmalar, “Allah’ın dinini parçalamak” şeklinde ifade edilmektedir.

Demek istediğim şudur ki: Muharref din anlayışını savunanların meseleye bir de bu açıdan bakmaları gerekir. Hele bir Müslüman; bilhassa din görevlileri ve hocalar, bu yanlışa asla düşmemelidir.

Zira hak dinin temel unsurlarının başında tevhid inancı gelir. “Küllü şey’in kadîr” hakikati bu inanışlarda mevcut değildir. Birinde —hâşâ— Hz. Yakub’un Allah ile güreşip galip geldiği anlatılır; diğerinde ise “Tanrı”nın kulları tarafından çarmıha gerildiği kabul edilir. Bu tür anlayışlara tevhid denilebilir mi?

Kitap meselesine gelince: Kur’ân-ı Kerîm’den başka bozulmamış İlâhî bir kitap kalmamıştır. Bu da açıktır.

Meseleye kemiyet (çokluk) açısından değil; keyfiyet (hakikat ve nitelik) açısından bakılmalıdır.

Okunma Sayısı: 2783
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ahmet Eren

    27.02.2026 18:07:56

    "Biz ahlâk-ı İslâmiyenin ve hakaik-i imaniyenin kemalâtını ef’âlimizle izhar etsek, sair dinlerin tâbileri elbette cemaatlerle İslâmiyete girecekler." Burada din kelimesi sair dinler diye geçiyor. Risalei Nurda başka yerlerde de din kelimesi İslam dışında kullanılıyor. Şimdi Risalelerde yanlış mı kullanılmış oluyor. Yani mesele nedir anlaşılmıyor.

  • Ahmet Zeki OKUR

    27.02.2026 17:17:40

    Allah Razı olsun. Selamlar.

  • Tarık

    27.02.2026 10:49:32

    Hakiki isevi ise zaten Hz. Muhammed'in (sav) peygamberliğini kabul ediyordur. Hz. Muhammed'i (sav) Peygamber olarak kabul eden de Müslümandır. Müslümanca yaşar. Namaz kılar oruç tutar. Yoksa hakiki isevi demek Hz. Muhammed'siz (sav) bir inanış demek değildir. Hakiki isevi derken aslında hristiyanları değil, Müslüman olmuş Hristiyanları kastediyor üstad Bediüzzaman. Dikkatinizi çekerim.

  • HASAN DOĞAN

    27.02.2026 10:29:43

    Peki üstad'ın bahsettiği hakiki dindar isevilere ne diyeceğiz sayın hocam hocam hocam.....

  • Enes

    27.02.2026 08:24:15

    Demokrasi konusunda da aynı durum yaşanıyor. Şeriatın eksikliğini ağza alan yok. Adeta dünyaya ittihadı islamı, barış ve huzuru demokrasi getirecekmiş gibi bir inanış zuhur etti. Bunlar tehlikeli boyuta varmadan sizin gibi mustakim abilerimiz ön almalıdır. Allah razı olsun.

  • Enes

    27.02.2026 08:22:34

    Ya hu hocam diliniz bal yesin şeker yesin. Ne güzel ifade etmişsiniz. Bu kulaklar neler duydu. Papa Hz. İsaydı diyenler mi ararsınız, avrupa birliği hz isa'dır diyenler mi ararsınız. Hz. İsa üstaddı diyenler bile var. Yani şu hristiyanlık mevzusu garip bir hal aldı. Adeta müslümanlardan çok hristiyanlardan ümit ediyorlar.

  • Semanur Tunoğlu

    27.02.2026 06:10:57

    Saniyen, Üstadımızın Hristiyanların vesair dinlerin mazlumlarının, İslamdan bihaber olanlarının, insanlara iyilik yaparak yaşayanların da necata müstahak olduğunu ifade eden sözleri olduğu ifade ediliyor. Kastamonu Lahikasındaki mektup malumunuz. Ancak ben oradan bu kadar geniş bir yorum çıkarılmasının sakıncalı olduğunu düşünüyorum. Üstadımızın Risale-i Nurların genelinde üzerinde durduğu tevhit ilkesi ve islami gelenekten günümüze kadar tevarüs eden tevhit anlayışı içinde bu ifadelerin doğru yorumu nasıl olmalıdır? Zira bu söylem, Bediüzzaman Hristiyanları da ehli necat kabul ediyor söylemine sebebiyet veriyor. Tevhit hakikatinin bu kadar üzerinde duran bir Bediüzzaman bunu söyler mi? Bu konudaki bilgi ve yorum eksiklerimi sizin izahlarınızla inşallah düzeltmek istiyorum hocam. Hayırlı ramazanlar.

  • Semanur Tunoğlu

    27.02.2026 06:03:12

    Nurcular Hristiyanlar ile Müslümanların ittifakından bahsediyorlar. Özellikle bizler Yeni Asya olarak AB'ye de taraf olmamızın da tesiriyle Hristiyanlar ve Müslümanların ittifakı ile küresel şer güçlerinin yenilgiye uğratılacağını söylüyoruz. Yapılacak ittifakı siyasi anlamdan çıkarıp dini bir ittifak şeklinde telakki ediyoruz. Hz. İsa'nın zuhuru, Hristiyanların başına geçmesi, el ele küfrin belinin kırılması....Ben bu noktayı tam anlamıyla zihnimde oturtup anlayamıyorum. Sizden izah istiyorum.

  • Semanur Tunoğlu

    27.02.2026 05:53:45

    Şemseddin hocam öncelikle Allah sizi hidayet üzere sabit kılsın ve ebeden razı olsun. Genelde tüm Müslümanları özelde Nurcuları bu vahim vartaya karşı uyarma gayretiniz beni ziyadesiyle mesrur ediyor. İman noktayı nazarından hayati bir konuyu ilmek ilmek dokuyorsunuz. Benim de zaman zaman kafamı karıştıran bir konuya ilk defa bu kadar net cevaplar bulabiliyorum. Nurcular Üstadımızın Hristiyanlığa bakış açısını bir miktar bulandırıyorlar diye düşünüyorum. Bu konuda beni rahatsız eden durumu yazmak istiyorum. Bu notlarımı okursanız konuyu ilerleyen süreçte bu veçhesiyle de ele almanız fayda sağlayacaktır.

  • Mehmet Türeli

    27.02.2026 02:05:56

    Dini parçalayanlar; Kur'ana yave diyenler, dinin içine hurafe sokup sapık mezhep türetenler, peygambere itiraz edenler, bozulmuş dinleri bozuk haliyle kabul edenler, islamiyeti 1400 öncesiyle günümüzde uygulayamayız diye güncellemek isteyenle vs.lerdir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı