"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İran savaşının öncesi ve sonrası...

Şükrü BULUT
15 Nisan 2026, Çarşamba
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki “demokrasiler-istibdatlar savaşı”yla, devam edelim…

Demokrasinin olmadığı devletlerde istiklâliyet olamayacağına göre, ABD’nin 1945’ten itibaren açtığı aralıktan bağımsızlığa ve demokrasiye koşan İslâm ülkelerindeki savaşların, demokrasi karşıtı deccaliyetin saldırılarından kaynaklandığını iddia ediyoruz. Sovyetlerin işgal tehdidine karşı yardım istediğimiz ABD’nin, Türkiye’ye koştuğu demokrasi ön şartlarını bilenler, aynı Amerika’nın; Kuzey Afrika’da, Arabistan’da ve diğer yerlerde sömürge olmaya mahkûm İslâm ülkelerine de demokratik idareleri şart koştuğunu biliyoruz.

İslâm ülkelerinin ilk bağımsızlıkları zamanlarındaki idareciler, emir veya kral statüsündeydiler. Mısır, Libya veya Fas, Irak, İran, Suriye ve Ürdün gibi… Avrupa demokrasisinin pişdarı İngiltere’de kraliyet olduğuna göre, Müslümanların da meşrutiyetle demokrasiyi yapabileceklerini varsayanlar, yanlış düşünmemişlerdi.

Gel gör ki; insaniyet, adalet, semavî dinler ve demokrasi karşıtı olan müstebit deccaliyet; kısmen cehaletin de hâkim olduğu bu ülkelere sosyalizmle şerirlerini musallat etmişti… 1950-60’lardan Sovyetlerin dağılışına kadar… Kaddafî, Nasır, Humeynî, Salihî, Saddam ve Esad gibi diktatörlerin idareleri altında, mazlum coğrafyalar o günlere gelmişlerdi… Sovyetlerin dağılışıyla birlikte, dünyamız tekrar demokrasi mevsimine geçmek isteyince, Bolşevik ve Sovyet Komünistlerinin vazifelerini devam ettiren Kissenger ve yoldaşları; bu defa kendi elleriyle inşa ettikleri putlarını ihtilâlle ve iç savaşla yıkmaya başladılar. (Irak, Suriye, Yemen, Mısır, Libya, Tunus ve Afganistan gibi)

Hikâyemiz altmış-yetmiş senelik… Figürleri, coğrafyaları, şekilleri ve zamanları farklı görünse de; uğradıkları felâketin sistemi aynı: Âhirzaman’ın ihtilâlci dinsiz Marksist cereyanı, insanî ahlâk ve değerler düşmanı Neoliberallerin yardımıyla devrim ateşini tutuşturacaklardı… İhtilâller, iç savaşlar ve bahaneler istibdadı değiştiremiyor. Hatta bu hâkim cereyanlar; kendilerini eski Amerika ve İngiltere yerine koyup, İslâm ülkelerindeki bütün idare ve tasarrufların kendilerine ait olduklarını iddia ederek mevcut ihtilâlleri ve savaşları başlattılar. Bu hikâyemizin dibacesi epeyce uzundur. Komünizmin ihtilâlcilik kimliği ve sivil kıyafetleriyle  Amerika’ya geçiş serencamını ve oradaki faaliyetlerini efkâr-ı ammemiz bilemiyor. Troçki’nin öldürülmesiyle Leo Strauss’un yoldaşlarının Amerika’da yeniden dirilmelerini de taakip edemedik.  Deccaliyetin Yahudî asıllı ihtilâlci Kissinger’in (Troçki’nin şakirdi) siyasetle ABD üzerinden dünya demokrasilerine karşı işlediği cinayetlerin İslâm âlemindeki akislerini hesaba katmadığımız takdirde, elli seneye yakındır coğrafyamızda yakılan fitne ve çatışma ateşlerinin mahiyetlerini asla öğrenemeyiz.

Mevzumuz İran’dı. Düçar olduğu savaşta vesayetle çatıştığını hepimiz gördük. Neoconlara karşı millî devletler cephesini temsil etti. Neoliberallerin temsilcisi İngiltere, Starmer’in ifadesiyle “neticesi belli olan savaş”a istinkaf ettiler. Neoconların militan dessası Netanyahu’nun veya yoldaşlarının, Epstein tuzağına düşen Trump ile birlikte, MAGA’cılar da şaşkına uğradılar. Dünya efkâr-ı ammesinde kaybeden ABD idi, Küreselcilerin yüreklerini ağızlarına getirmiş MAGA ekibiydi; mülkiyetsizleştirme, global elitle idare, Allah’ın verdiği kimlikleri değiştirme veya o kimliklerin etkisini aza indirme iddiasındakiler zâhiren 1-0 önde göründüler.

Dünya siyasetindeki kartların İran savaşıyla yeniden karıldığından şüphemiz yok. Lâkin kimlerin kimlere karşı olacağını önümüzdeki zamanlar gösterecek. Amerika’ya karşı milliyetçi damarıyla öne çıkarılan Çin’in mahiyetini bundan sonraki zamanlar gösterecek. Zira Çin Komünist Partisi’nin kuruluşunu ve 1989 anlaşmalarını yakından takip edenler, İngiltere’nin İran savaşındaki istinkafını biliyorlardır. Çin komünistlerinden olan Epstein’i gündeme getirmeyen küresel medya, buradaki Yahudî sırrını uzun süre asla saklayamayacaktır.

Demokrasi ve insaniyet karşıtlarıyla Libya’daki, Tunus’taki, Mısır’daki, Irak’taki, Yemen’deki, Suriye’deki, İran’daki ve Afganistan’daki geçmiş kralları devre dışı bırakıp sosyalist iktidarlarla değiştirterek ödettikleri bedeller ortada iken; Çin Komünist Partisi’nin bedelsizce yola devam edeceğini zannedenler, tarihten ibret alacaklardır.

Okunma Sayısı: 868
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hikmet

    15.04.2026 14:08:49

    Hocam Allah razı olsun. Hadiseleri daima bütünlük içerisinde, mümkün olduğu kadar boyutlarıyla anlatmanız, bizde düşüncenin saydamlaşmasını sağlıyor. Unutturmadan yanılmalara mani oluyorsunuz. Bu metot çok hoşuma gidiyor. Tekrar Allah razı olsun diyorum.

  • Hüseyin

    15.04.2026 12:25:48

    Hocam, şu İran savaşını baştan sona bir özetini yazabilseydiniz. Bikgiler ve kafalar çok karıştı. Berraklık için diyorum. Şimdiden Allah razı olsun.

  • irfan göçmen

    15.04.2026 12:16:30

    Kalemize sağlık hocam güzel aydınlatıcı bir yazı.Allah razı olsun.

  • cemal

    15.04.2026 09:03:10

    Çin'in yıllık elektrik tüketimi 2025'te ilk kez 10 trilyon kilovatsaati geçti. ABD'nin iki katından fazla. Çin 2025'te enerji projelerine 500 milyar dolar yatırım yaptı. Tek bir yılda. Çin'in imalat sektörü 4.85 trilyon dolar. ABD'nin imalat sektörü 2.9 trilyon dolar. Çin %60 önde. Dünya üretiminin yaklaşık %28'i tek başına Çin'den çıkıyor. Dünyanın yapay zeka patentlerinin %60'ından fazlası Çin'de. ABD'nin payı %14'e geriledi. 6G patentlerinde Çin %40 ile dünya birincisi. ABD %35 ile ikinci. Dünyadaki elektrikli araçların %70'i Çin'de üretiliyor. Lityum bataryaların %94'ü. Güneş panellerinin %80'inden fazlası. Satın alma gücüne göre Çin'in GSYİH'si ABD'nin %124'üne ulaştı. Büyüme hızı ABD'nin iki katından fazla. bu tablo değişene kadar dünyanın hiçbir yerine rahat yok.

  • Bülent Bektaş

    15.04.2026 06:38:14

    Çok güzel bir yazı olmuş emeğinize sağlık Şükrü Bey

  • Hüseyin T

    15.04.2026 03:15:29

    Onlarca yıldır İslam coğrafyasında yaşanan savaşlar, darbeler ve kaosun arkasında tesadüf değil, sistematik bir yıkım iradesi olduğunu giderek daha net görüyoruz. Sovyet sosyalizminden Neocon müdahaleciliğine, oradan Neoliberal küreselciliğe uzanan bu çizgi, aktörleri ve kılıkları değişse de özünde aynı hedefe yöneliyor: bağımsız, kimlikli ve demokratik bir İslam dünyasının önünü kesmek. Kissinger'i Troçki geleneğinin devamı olarak okumak, Çin Komünist Partisi'nin kökenlerindeki gizli elleri sorgulamak ve Epstein ağını salt bir skandal olarak değil ideolojik bir silah olarak değerlendirmek, cesaret isteyen ama zorunlu olan bir zihinsel adım. Tarih boyunca kendi elleriyle inşa ettikleri diktatörleri ihtilalle yıkıp yerine yenisini diken bu güçlerin, bedelsiz yola devam edemeyeceğini artık dünya da görmeye başlıyor nihayet.

  • Cemal Özkaya

    15.04.2026 00:39:06

    Musa (a.s) tür dağından inene kadar bile imanlarını koruyamayan bu ifsadçılar sürekli şekil değiştirerek fitnelerine devam ediyorlar. Bunlara karşı tedbirli olmak çok zor.

  • Mustafa coban

    15.04.2026 00:37:32

    Iran savaṣi abd nin cöküṣ miladi olacak. Abd kagittan bir aslan imiṣ.45 senedir Ambargo uygulanan Iran bir Performans gösterdi abd ve israil afalladi.islam alemide afalladi.herkes 1 haftada molla gider diye düṣündü.

  • Hür Avrupa

    15.04.2026 00:20:16

    Ne yazıkki demokrasi ve insaniyet düşmanları ,bozdukları düzenleri ve katl ettikleri demokrasileri hep yerli işbirlikcileriyle yaptılar .bu asırda insandaki ene duygusunu ve zaafları kullanarak yerli işbirlikçileriyle birlikte istediklerine şimdilik ulaşmışlar gibi gözüküyor.lakin biz ümitvarız ümitsizlik bizlere yakışmaz .rabbim görelim neyler neylerse güzel eyler.

  • Hakan

    15.04.2026 00:19:12

    Kıymetli hocam, anlattıklarınızı tam anlamak için, kısaca bahsettiğiniz tarihi olayları bilmek gerekiyor. Arasıra sözkonusu vakıaların mahiyetlerini de izah ederseniz, daha hızlı anlamış oluruz. Saygılarımla.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı