Bazı günler vardır, takvimdeki bir yaprak olmanın ötesine geçer; bir bayram, bir nefes alma durağı olur.
26 Nisan Pazar günü Ankara’da yaşadığımız tam olarak buydu. Bu yıl 19. kez kapılarını açan Risale-i Nur Kongresi, bizler için kuru bir salon toplantısından çok daha fazlasını, adeta bir “Nur’un Bayramı”nı ifade ediyordu.
Biz gençler olarak bu manevî atmosferi yerinde solumak için Ankara yollarına birkaç gün öncesinden düştük. Şehre vardığımızda bizi karşılayan o muazzam misafirperverlik, bu hizmetin neden bu kadar köklü olduğunu bir kez daha hatırlattı. Ankaralı ağabeylerimizin kapılarını ve gönüllerini bizlere sonuna kadar açması, cemaatimizin o sarsılmaz dayanışmasını derinden hissettirdi. Henüz kongre başlamadan, kurulan o muhabbet sofralarında kardeşliğin ne demek olduğunu yaşayarak görmeye başladık.
Fikirlerin Harmanlandığı Masa Çalışmaları
Tabiî Pazar günkü o görkemli tablonun arkasında ciddî bir fikir işçiliği vardı. Kongreden bir önceki gün gerçekleştirilen masa çalışmaları, aslında o büyük buluşmanın fikrî zeminini oluşturuyordu. Akademisyenlerden üniversiteli gençlere kadar her kesimin büyük bir ciddiyetle yürüttüğü bu çalışmalar, ufkumuzu açan kararlarla sonuçlandı. Bu kararların kamuoyuyla paylaşılmasıyla birlikte, Pazar günkü şölen için her şey artık hazırdı.
Pazar sabahı salona girdiğimizde karşılaştığımız o canlı enerji, tüm yorgunlukları bir anda sildi. Özellikle üniversiteli ağabeylerimizin ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen gençlerin kongreye olan iştiyakı görülmeye değerdi. Bizler için bu muazzam organizasyonda ağabeylerimizle ve kardeşlerimizle omuz omuza bulunmak, bu büyük hizmetin bir köşesinden tutmak tarif edilemez bir şerefti.
Orada gece gündüz demeden, büyük bir ihlâsla koşturan tüm abilerimizden ve kardeşlerimizden Allah ebeden razı olsun. Onların gayretine şahitlik etmek, biz gençler için en büyük ders ve motivasyon kaynağı oldu. Her köşede bir hizmet, her yüzde bir tebessümle böylesine güzel bir hayra imza attıkları için ne kadar şükretsek azdır. Bir ideal uğruna, sessiz sedasız koşturan o isimsiz kahramanların arasında bulunmak, bizlere bu davanın bir şahs-ı manevî ile nasıl dimdik ayakta durduğunu bir kez daha gösterdi.
Ve Bir Başlangıç
Gün nihayete erdiğinde, salondan ayrılan herkesin yüzünde huzurlu bir tebessüm ve manevî bir dolgunluk vardı. Bu organizasyonun kusursuz işlemesi için ter döken, en küçük detayından en büyük koordinasyonuna kadar emeği geçen tüm büyüklerimize ve kardeşlerimize kalbî şükranlarımızı sunuyoruz.
Ankara’dan cebimizde güzel hatıralar, kalbimizde yeni bir şevkle ayrıldık. Bu kongre bize bir kez daha gösterdi ki; omuz omuza verdiğimizde ve kardeşlik bağlarımızı tazelediğimizde, o “Nur Bayramı” her daim kalplerimizde yaşamaya devam edecek. Bir dahaki buluşmada aynı ihlâs ve muhabbetle kucaklaşmak duasıyla.