"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ay Vayvay’ın feryadı..

Şükrü BULUT
26 Ekim 2020, Pazartesi
Evet yanlış okumadınız.

Çin’in asilzadesi ve entelektüeli Ai Weiwei’in röportajı geçen Eylül ayında Spiegel dergisinde yayınlandı. Meşhur Çinli bir babanın oğlu olarak dünyaya gelen Ay Vayvay, babasının rejim aleyhtarlığından dolayı çocukluğunu Sincan’da geçirmiş. Pekin Film Akademisi’ni bitirdikten sonra, mesleğini ilerletmek üzere sekiz seneye yakın Amerika’da devam etmiş. Heykeltıraşlıktan prodüksiyona, yönetmenlikten senaryoya bir çok yönde kendisini geliştiren sanatçı, bir filminden ve bazı düşüncelerini ifadeden dolayı 2011’den 2015’e kadar hapis cezası çekiyor, vatanında. Ve sonra da kaçış. Uzun bir süre Berlin’de yaşıyor, 2019’a kadar. Ve şimdi ise sanatı ve çalışmaları çerçevesinde Cambridge’de bulunuyor.

Bu Çinli vatanperverin feryadına geçmeden önce “Çin Komünist yönetimi ile Neocon-neoliberal İttifak’ının önemine tekrar değinmek istiyoruz. Zira bu ittifakın zehirli ve öldürücü neticeleri global dünyamızdaki bütün insanları alâkadar ettiğinden, hadiseye klâsik manada lokal veya milletler arası bakmak isteyenleri, şiddetle ikaz etmek istiyoruz.

Ya cehaletlerinden veya insanlığa ihanetlerinden küçük rüşvetlerle dünyamızı ateşe ve insanlığı ölüme götürenleri ikazın, yine insanî vazifemiz olduğu kanaatindeyiz. Avrupalı Bolşeviklerle Amerikalı neoliberallerin yetmiş seneyi aşkındır inşaa ettikleri Çin komünizminin tarihçesini, buradaki dehşetli zulüm ve vahşilikleri ve içinde bulunduğumuz şu hürriyet asrında, komünistlerin her sene yaklaşık 350 bin insanın ölümüne sebep olduklarını öğrenmek isteyenler, bilhassa Avrupa ve Amerika’da yayınlanan elektronik kaynaklara bakabilirler. Yalnızca bir-iki anekdot ile bu meselenin bir iddiadan ibaret olmadığını arz etmek istiyoruz. Başta Avrupa, Asya ve Güney Amerika’daki komünist hareketlerin kaynak olarak Bediüzzaman’ın “Şimal Cereyanı” olarak nitelediği Kuzey Avrupalılar olduğunu burada da görüyoruz.

İsrael Epstein’in ailesiyle birlikte 1920’lerde Çin’e yerleştiğini, Yahudi bir aileden gelen bu zeki insanın 15 yaşından itibaren Peking Teimes ile Tientsin Times’de çalışırken, Mao ve arkadaşlarıyla birlikte burada komünizm için çalıştığını okuyunca, birbirilerine benzeyen kaderleri (Rusya, Osmanlı ve Çin) hayretler içinde müşahede ettik. İşin ilginci, bir başka kafadar (borsa spekülatörü, yani sihirbazı) olan Edgar Snow da bu işlere Amerika’dan katılacaktır. Bunların aynı cereyana mensup; Viyanalı Ruth Weiss, Düsseldorf’lu Hans Müller, Richard Frey, Amerikalı Georg Hatem, Berlin’li Kathe Zhao, İsviçreli Olga Lee ve Eva Siao gibi yoldaşlarla Çin Demokrasisinin başına getirdikleri felâketleri okuyunca, Bediüzzaman’ın Şuâlar kitabındaki tesbitine bir daha hayran kaldım. Hele bilhassa Sidney Shapiro gibi meşhur bir Yahudinin bütün ömrünü buradaki Kızıl Devrim’e vermesi, demokrasi karşıtı hareketin karakterini tesbitte mutlaka bize yardımcı olacak bir unsurdur. Bu ansiklopedik bilgilerin ancak; şimal cereyanı, deccaliyet, komünizmin manası, hürriyet ve demokrasinin kıymeti ve günümüzde Çin’deki semavî din ve ahlâk karşıtı kapalı müstebit rejimin mahiyeti anlaşıldıktan sonra kıymete bineceğine inanıyoruz. Yahudi milletinin ahir zaman dinsizlik ve tahribat cereyanlarının yarısından fazlasını teşkil ettiğini bilmeyenlere, yukarıdaki isimler bir tedaide bulunamazlar.

Daha önceleri Çin bu kadar önem kazanmamıştı. Globalleşme henüz tamamlanmadığından, bize uzaktı. Sonra, dünün komünist ve enternasyonal sosyalistleri masonlarla ittifak kurup Amerika ve ABD’nin karşısına Çin’i koyup dünya demokrasilerine ve insanî temel haklarına oradan müdahaleye başlayınca, bazı kafalarda ışık yanmaya başladı. Ve nihayet kırk seneden fazladır Batı sermayesini Çin’e teknolojisiyle birlikte kaçıran bu dehşetli ‘ittifak’ın Vuhan’dan ortaya attığı korona ile gözlerimiz biraz daha açılmaya başladı. Meseleyi yine klâsik boyutlarda medyalarında sunan bu ‘ittifak’ın başları, kavgayı Amerika ile Çin’in dünya hâkimiyetleri güreşi seviyesine indirgediler. Bu mücadelenin özünde; tanıdığımız semavî din düşmanı sermayedarların Çin üzerinden dünya hürriyetleri ve demokrasilerine bir taarruzu olduğunu, bundan sonraki araştırmalar ve analizler ortaya koyacaktır. Masum ve mazlum milletler, yakın zamana kadar (2013) Amerika ve Avrupa emperyalistleri üzerinden kan döken ve savaş çıkaranların bu gün Çin’e geçerek bir başka formatta taarruz ettiklerini nereden bilecekler ki… Tıpkı Georg Soroz, Bill Gates, Rotschild ve Mckensey gibi dünya sermayesine göz koyanların, birileri tarafından “HAYIRSEVER…” olarak propaganda edildikleri gibi, aynı çevreler, Batı’nın perişan ettiği ülkelerin yardımına bu defa Çin’i çıkmış gösteriyorlar. İşte bunun için film yapımcısı Ay Vayvay’ın feryadına insanlığı sönmemiş olanlar, kulak vermek zorundadırlar… Bu olayı duyan herkesin kulak kesileceğine inanıyoruz.

Çin meselesinin diğer bir önemi de, bu ülkedeki “istibdada” demokratik Batılı ülkelerin yanlış yerden itirazları. Buradaki “insan haklarının iptali” meselesindeki protestoların zaman içinde sönükleşmesi ve zengin Komünist Çin ile girişilen ticarî münasebetler, Batı demokrasilerinde keşmekeşliğe yol açmıştır. Önce demokrasinin insanlık için doğru bir rejim olup-olmadığı tartışmasını başlatmıştır. Sonra, zengin ve müreffeh bir hayat için Çin’i örnek almaya başlayan “hayalperest” topluluklar türemeye başlamış, bu da demokrasinin zayıflamasına yol açmış.

Risale-i Nur Talebeleri Çin meselesine daha ziyade hürriyet ve istibdat çerçevesinde bakarlar. Tıpkı Rusya, Osmanlı, İran ve Almanya gibi otokrasiden meşrûti demokrasiye rahat ve kansızca geçme şansı olan Çin için Bediüzzaman; “…: “... İşte bu seddin (İstibdat Seddi’nin) tahribiyle, Fikr-i Hürriyet Çin´e kadar yayıldı ve yayılacaktır. Fakat Çin ifrat edip (aşırıya kaçıp) komünist oldu.“ (Münâzarât, s. 63) ifadeleriyle mazlum Çin halkının yakalandığı acı istibdattan bahsedecekti. İkinci milenyuma on kala demokrasiye mağlûp olan Avrupa sosyalizmine rağmen Çin komünizminin yıkılmayışının sebeplerini, Ay Vayvay’ın feryadını ve Yeni Çin Komünistlerinin mahiyetini inşallah bir başka yazıya bırakalım.

Okunma Sayısı: 1719
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Osman

    26.10.2020 20:06:23

    Tebrik ederim. Bütün dünya nın Ne olduğunu anlamadığı Çin meselesi ve tehlikesine dikkat çektiğiniz için. ABD. Ve AB de umduğunu bulamayan ifsad şebekeleri çini güçlendirdiler. Amaçları demokrasi leri yok edip bütün insanlığı köleleştirmek uyanma zamanı yoksa çok geç olacak.

  • Erhan

    26.10.2020 18:03:58

    Çin meselesine böyle bir pencereden hiç bakmamıştım. İlginç olduğu kadar önemli.

  • Eddai

    26.10.2020 17:07:17

    Auvrupayi cin ekonomisine bagimli yapan ikinci avrupa mi? Gecenlerde cin'e gönderilen mektupta, almanyanin öncülügünde ve fransanin da imzasi olmasi, akabinde ayni ülkeler icinde müslümanlara yönelik tutum akla su soruyu getiriyor; Avrupaya nifak elbisesimi giydiriliyor?

  • Hüseyin

    26.10.2020 14:03:15

    Toplumlar iki şekilde yönetilir. ya bilgiyle hukukla, hürriyet ve demokratik birliktelikle  ya da cehaletle fakr-ü zaruretle despotik metotlarla ve keyfi pratiklerle.. demokrasi, hukuk ve hürriyetler neoliberallerin pek umurunda olmadı . Tek düşündükleri şey çıkarları..ülkelerin insanlık ve din dışı uygulamalarını  gördükleri halde itiraz etmezler ses çıkarmazlar. gözüne kestirdikleri ülkelerin ucuz emek ve hammaddelerini emmek ve  sömürmekten başka bir şey bilmezler.. Çin, iktisatta devlet destekli kapitalizmi ve neoliberalizmi uygularken, yönetimde ise hürriyet ve demokrasi düşmanı  komünist sistemi uyguluyor..Çinin ihracat sıralamasında sürekli dünyanın 1 numarası olması, küreselleşmiş dünyanın ve neoliberallerin eseridir.Küresel sistem bir araya gelmez denilen kim varsa onları menfaat ekseninde bir araya getirdi. komünistler ile neoliberallerin bir araya gelmesi, işbirliği yapması ingiliz-yahudi medeniyetinin eseridir.

  • Ahmet Danışmaz

    26.10.2020 12:46:55

    Zavallı çin halkı bugün neocon ve neoliberallerin zulmü altında inliyor. Komünist partisi bunların sadece bir maşası. Çinlileri Müslümanların üzerine salan da bunlar. Elinize sağlık Tebrik ediyorum

  • Aykan

    26.10.2020 12:13:50

    "Devletler milletler muharebesi, tabakat-ı beşer muharebesine terk-i mevki ediyor".

  • Selim

    26.10.2020 10:30:43

    Çin meselesine beşinci şua ve ahirzaman fitnesi adesesinden bakılarak yapılmış bu tahlillerin devamını bekliyoruz.

  • Fatma

    26.10.2020 08:37:10

    Perde arkasinda gormedin neler neler var cok aydinlatici bir yazi olmus devamini bekliyoruzz

  • Niyazi N.

    26.10.2020 08:07:06

    Çin’i yakın geçmişinden günümüze iyi bir tahlille daha net ve basit şekilde tarif ve ifade etme, takip ve anlamaya daha rahat bir zemin sunacaktır.

  • Hasibe

    26.10.2020 07:23:05

    Çini devleştirenlerin yine Batılı emperyalistler olduğunu anlamak kolay değilmiş. Ellerinize sağlık

  • Oğuz Yiğiter

    26.10.2020 07:06:56

    Harici cereyanların oyunlarını deşifre etmekten daha önemli mesele ; en iç dairedeki hastalıkların tedavisinden işe başlayarak, bünyeyi bu hastalıklara karşı dirençli tutmak , bağışıklık sistemimizi güçlendirmek birinci derecede önemli. Ekmek partisindenim diyen şark kurnazı avâmı ve viran olası hanede evlâďü i'yâl var diyen, hakikatleri bildiği halde ketm'eden nâsihlere ; hürriyetin imanın bir hassası olduğunu anlatmaya devam edeceğiz...

  • Hayati

    26.10.2020 06:34:12

    Klasik düşüncede büyük bir inkılaba yol açacak bilgiler için teşekkür ederim.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı