"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Batı demokrasilerini Müslümanlarla yıkmak...

Şükrü BULUT
24 Eylül 2021, Cuma
Bu başlık demokrasiyi, Müslümanlar başta olmak üzere, Batı’daki yabancı unsurları ve onları kullanarak demokrasileri yıkmaya çalışan global sivil Marksistleri ihtiva etmeye çalışacak.

Konuyu kendimce hazmedememiş olabilirim. Zira henüz farkına varmaya başladığımızı düşünüyorum. Avrupa’daki münafık Marksist “YEŞİL HAREKETİNİ” incelerken, uzaktan uzağa hissetmiştik. Daha sonra 2019 Amerikan seçimlerinde kullanılan zenciler, Müslümanlar ve göçmenler ittifakının, Neoliberal sermaye elinde, Amerikan Demokrasisine karşı nasıl kullanıldığını seyretmiştik. Ve şimdi Almanya’daki “siyasî partilerin” genel manzarasını tahlil ederken, global hegemonya peşindeki dinsiz demokrasi karşıtların çalışmalarının, dikkatli araştırmacılara görünecek seviyeye ulaştığını bildiğimizden, okuyucularımızın hoş görülerine dayanarak bu konuyu ele almaya çalışacağız.

Birilerinin bunu komplo kabul etmelerini, siz de normal karşılarsınız elbette. Çünkü olayların örgüsü olabildiğince komplikasyonlarla dolu. Yap-bozun parçalarından da girift ve karışık. Demokrasiye nefes aldırmak istemeyen belli bir kapital çevresi, küresel modern Bolşevizm ile iş birliğine gitmiş. Ve örgüsünde; her türlü entrikalı yaklaşımı, nifakı, millî renk-desenleri, zahiren dinî sembolleri ve ırkçılığı o denli iç içe kullanıyorlar ki; çoğu cephelerde hem iktidarı ve hem de muhalefeti idare ediyorlar. Almanya’da olduğu gibi… Merkel ve ekibiyle Hıristiyan Demokratları ve bazı komünist SPD’lilerle sosyal demokratları idare ettikleri gibi, karşılarına da aynı kaptan beslenen Yeşillerle AfD Partisi’ni çıkarıyorlar. Bu konularla alâkalı, arşivimizde bilgi-belgeye dayalı çok yazılarımız olduğundan, yukardaki ifadelerimize kuvvet verecek şeyler yazmayı, şimdilik gerekli görmüyoruz. “YEŞİL NİFAK” başlığı altındaki yazılarımız ile Soros-Merkel ortaklığında kurulan PEGİDA hareketinin hikâyelerini anlatan yazılarımıza kadar… Bu günkü köşemizde, Avrupa ve Amerika demokrasilerinde “KOÇBAŞI” olarak kullanılan “MÜSLÜMAN SEÇMENLERDEN” bahsetmek istiyoruz.

Kırk senedir, seyircisi olarak yoğunca yaşadığımız Almanya sosyal/siyasal hayatımızdaki müşahedelerimiz, araştırmalarımız ve tarihî mukayeselerimiz sayesinde, Birinci Dünya Savaşı öncesi/sonrasında Almanya üzerinden tüm Avrupa’yı işgal etmek isteyen Marksistlerin, 1970’lerden itibaren bu coğrafyada “DERİN BİR MÜNAFIKLIĞA” giriştiklerine şahit olduk. Alman sosyalizminin katili Willy Brand’tan sonra şirazesi bozulan Almanya Demokrasisi, Neoliberallerin tetikçisi Helmuth Kohl ile derin yaralar almaya başladı. Ve hepimizin bildiği üzere hem AB’nin ve hem de Alman milletinin taliini tersine çevirmeye uğraşan Angela Merkel ile bu bozulma doruğa erişmiş görünüyor. Bu düşüşü dünya şartlarıyla birlikte değerlendirmek zorundayız. Bu yılları bir bütün halinde tahlil etmeksizin söylenecek her şeyin yanlış ve eksik kalacağını düşünüyoruz.

Siyasette zemin ve şartlar çok önemlidir. Zemini bulamadıktan sonra, siyasî dehalar da başarısız kalırlar. Elbette, yukarda bahsettiğimiz “Yeşiller Hareketi” ile Pegida ve benzeri sosyal yapılanmalara, Hıristiyan Demokratlar ve Sosyal Demokratların yol açtıkları yanlışlar yol verecekti.  Müslümanlara, göçmenlere ve ırk olarak Avrupalı olmayanlara karşı yaptıkları hatalar, demokrasi karşıtı oldukları halde “SİYASÎ PARTİ KOSTÜMLERİYLE” sahneye çıkan “KURTARICI PARTİLERE” zemin hazırladığını, dikkatli araştırmacılar çalışmalarıyla ortaya koyuyorlar. 

Müslümanlarla diğer yabancı unsurların, global sivil Marksistlerce Amerika ve Avrupa demokrasilerine karşı kullanılmasında, kısmen Batı Demokrasisinin sağlıklı gelişmemesine de bağlayabiliriz. Temel insanî haklarındaki yavaş ilerlemeler, yabancılara karşı çifte standartlar, dinî hürriyetlerdeki kısıtlamalar (yine Marksistlerin teşvikiyle), ırkçılığın perdeli bir şekilde sivil Marksistlerce desteklenmesi, yine aynı merkezlerin malî desteğiyle harekete geçirilen örgütler (aşırı sağcı kimliğiyle) ve demokrasi karşıtı hâkim medyanın menfî propagandaları; söz konusu kitlenin büyük partilerden tuzak küçük partilere kaçışını gerçekleştirmiştir. Müslümanların Yeşiller Hareketi veya bir başka marjinal partiye (Die Linke veya AfD gibi) partilere rey vermesinin mantıkî bir izahını bulamazsınız. Yabancılarla birlikte, kimlik olarak kendilerini henüz Avrupalı hissedemeyenleri, entegrasyon karşıtı olarak şikâyet edenler de Marksistler değiller mi?

Yukarıda ifadeye çalıştığımız doğruların sağlamasını istiyorsanız, demokrasi ile mücadele eden partilerin seçim propagandasındaki malzeme, bilgi ve sloganlarla karşılaştırabilirsiniz. Donald Trump’a karşı vitrine çıkan Kamala Haris ve ekibinin içinde bulundukları çok renklilik ve kültürlülük, başörtülü hanımlar ve siyahîler size çok şey anlatacaktır. Aynı mukayeseyi Almanya Solu ile Yeşilleri için de yapabilirsiniz. Alman halkı Cem Özdemir’i ve onlarca yabancı kökenli siyasetçiyi, henüz taşıyacak olgunlukta olmadığını herkes biliyor. Buradaki maksadın; yabancılarla birlikte Müslümanları da ekseriyetin konumlandığı büyük partilerden uzak tutmak değil mi? Yani demokratikleşmeyi engelleyerek sivil Marksistlere alan açmak…

Sivil Marksizm’in demokrasi düşmanı, insanî değerler karşıtı, yaratılış kanunlarıyla mücadele halinde ve dünya hegemonyası peşinde olduğunu kabul ettiğimizde, yap-bozun tüm parçaları yerlerini bulmuş oluyor. Zira demokrasi kapitali 1832’lerde Amerika’da mağlûp ettiği gibi tekrar yenecek olursa, dünya milletleri, ekonomileri, fukara zümreler ve çevre derin bir “Ohhh!” çekecekler. 

Okunma Sayısı: 1555
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Keçeli

    25.9.2021 23:06:45

    Almanya’daki genel seçim öncesi yol gösterici bir yazı Özellikle müslümanların ne kadar sinsice siyasi yönde manipüle edilerek istismar edildiklerini açığa vuran bir yazı Teşekkürler

  • Tuncer

    25.9.2021 14:47:55

    Demokrasiye itiraz edenler, direk istibdadı seçtiklerinin farkındalar mı?

  • Bülent Derviş

    25.9.2021 13:15:45

    Almanya da yaşıyorum, Yeni Asya Gazetemiz'den bura'yı daha da iyi tanıma fırsatı buluyorum. Elhamdülillah Teşekkürler Şükrü Abimize

  • Mustafa coban

    24.9.2021 21:42:33

    Yeşil,kirmizi,siyah hepsi ülke menfaat olunca tunç asker.avrupa kamoyunu iradesiz emme basta tulumba Pampa gibi zannetmek,olaylari analizde hatali sonuca götürür insani.gizli mahfilleri avrupa kamoyu gayet iyibilirde susup bekler zamanini.

  • Osman

    24.9.2021 20:27:04

    Karmaşık konular Toplumsal gidişat İyi kötü çirkin anlamak bilmek R. N okur ona uyarsak Doğru yolda olabiliriz

  • İ. Seyda

    24.9.2021 18:02:59

    BATI DEMOKRASİLERİNİ HRİSTİYANLARKA KAZANMAK! Cumhurbaşkanı olarak 2010'da yaptığı bir konuşmasında "İslam da Almanya'ya aittir." ifadesini bilerek ve isteyerek kullandığını anlatan Almanya Eski Cumhurbaşkanı C. Wulff, "O an bunun büyük bir tartışmaya yol açacağını biliyordum. Bunu da istiyordum." Dediğini hatırlayalım. Sonrasında yaşadıkları ise ilgi çekici: "Arada kaldım. Kendimi yalnız hissettim. Ama pişman değilim. Birçok insana yardım ettim ve insanlar teşekkür etti." diyen Wulff, bugün de bir konuşma gerçekleştirse bunu aynı şekilde yapacağını ve tek kelimeyi değiştirmeyeceğini söylüyor. Bize düşen bu tür politikacılarla iletişimi sürdürmek olmalı.

  • Ömer Şevket Sipahi

    24.9.2021 11:23:35

    Değerli Şükrü Bulut hoca’mın özel ihtisas alanından yazılmış bir yazı... Fakat hocam’da bir Merkel karşıtlığı var, yazılarından öyle anlaşılıyor, ülkemizin %80 inin neredeyse açlık ve sefalet içinde can çekiştiği, ekonominin borç batağı içinde her gün uçuruma gömüldüğü, sadece dün merkez bankası tarafından alınan basiret ve ekonomi kurallarına aykırı karar sonucunda, dış borcumuza 1saatte 176 milyar TL daha borç ilave edildiği ve bunu yapan basiretsizlerin yanında, 2020 yılında ekonomisini 1 trilyon dolar fazla verdiren ve mütevazi bir şekilde siyaset sahnesinden tüm bir Alman halkının alkışlarıyla ayrılan Merkel’e takmasını hocamın anlamak ta zorlanıyorum.... Ayrıca Avrupa müslümanları üzerine müsbet veya menfi oyunlar kurulurken, bizim düşündüğümüz manada Avrupa da müslüman var mı ? buda tartışılır..... Şükrü hocam’IN biraz daha Almanya dan Türkiye ye doğru yazılarında gelmesini arzu eder, kalemine ve ellerine sağlık dualarımın kendisiyle beraber olduğunu belirtirim...

  • zeliha

    24.9.2021 10:01:24

    Allah razı olsun. İslam dünyası uyanmak zorunda. Bu kadar bariz istismarların önüne ancak müslümanların uyanması ve hakiki iseviler ile ittifaka tam geçmesi ile mümkün inşaallah. duamızda budur.

  • Nura

    24.9.2021 09:30:22

    Hakiki ve doğru demokrasiyi Avrupaya anlatma vazifesi nurcuların.

  • Ertan

    24.9.2021 08:09:55

    Siyasal İslamcıların demokrasiye zararları her yerde

  • Abdullah Benlice

    24.9.2021 07:36:19

    Kaleminize sağlık, yazıda bahsettiğiniz genel çerçevenin aynısının Türkiye'de de son 4-5 senedir milletin, özellikle dindar görünümlü, siyasal İslam mentalitesindeki bir partinin ne denli absürt uygulamalara, hatalara, sebep olduğunndan hareketle, diğer komünist, sosyalist, liberal, marksist tüzükleri olan küçük partilere yönlendirildiği, reklam yapıldığı...bu tarz yönlendirmelerin uygulamaya koyulduğu görünüyor.

  • Hüseyin

    24.9.2021 07:25:13

    Insanlık tarihinin binlerce yıllık acı deneyimlerinin neticesi olarak demokrasi, modern zamanlarda rüştünü bulup, kuralların/ kurumların/ şeffaflığın /hukukun/ insan haklarının/ kuvvetler ayrılığının, gelişmenin ve büyümenin adresi olmuştur. Demokrasinin düşmanları aynı zamanda açık toplumun, kuralların, kurumların ve kanunların da düşmanıdırlar. Yaşadığımız yüzyılda, demokrasinin neşvünema bulduğu, aynı zamanda insanlık düşmanı ideolojiler tarafından da sinsi saldırılara maruz kalmıştır. Dünyanın her yerinde demokrasi ile yönetilen ülkelere insanların ilgisi ve akışı boşuna değil. Refahın buralarda olması, sosyal güvence, insani yaşam diğer rejimlerin kat be kat fevkindedir. İslam dünyasının kurtuluşu, zulumattan çıkışı, adil bir yönetim ve eğitimle birlikte kurumlara, kurallara, liyakata önem veren, inançlara karışmayan saygılı davranan, demokratik bir anlayış ve zihniyetle mümkün olur ancak..

  • Demokrat Avrupa

    24.9.2021 07:22:41

    Münafıkane ve aldatmacalar ile iş gören Deccaliyet ve Süfyaniyet ellerinde bulundurdukları her türlü imkanlarla kamuoyunu yalanlarla aldatmacalarla yönlendirmeye çalışıyorlar; bir taraftan yangını çıkaranlar kendileri, diğer taraftan görünüşte veya sözde yangını söndürmek isteyen gine kendileri. Bunları yaparken de kendileri ortada görünmeksizin maşa olarak kullandıkları piyonlarını devreye sokarak her türlü düzeni ortadan kaldırarak kaos ortamını oluşturarak hedeflerine ulaşmak istiyorlar…

  • İsmail

    24.9.2021 07:22:28

    Mağdur edenlerle mağdurların mağduriyetini demokrasi aleyhinde kullananlar aynı olunca, milletin kalp gözü de doğruyu göremiyor. Gayretinizi alkışlıyoruz.

  • H.ibrahim Karahan

    24.9.2021 00:19:19

    Allah razı olsun

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı