"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Marksizm’in, Feminizm ve diğer sosyal maskeler arkasından Türkiye üniversitelerindeki ihtilâl çabaları…

Şükrü BULUT
01 Mart 2021, Pazartesi
Meşhur atasözümüzdür, ölenlerle ölünmüyor, diye.

Materyalist Batı Felsefesi’nin bin senelik bir kültür, tarih, inanç, gelenek, sanat, insanî değerler, estetik ve harsı nasıl yer ile yeksan ettiğinin tarihçesinin de bize faydası olmayacaktır, kanaatindeyiz. Burada önemli olan hususlar bu tahribatın tesbiti, tahribatı gerçekleştirenlerin kimlikleri ve bu tahripkâr cereyanlarının mahiyetlerinin gençlerimize anlatılması olduğunu artık hepimiz biliyoruz. İlk nüfus sayımında hanımının veya kızının ismini mahremdir diye vermeyen bir toplumdan, 1932 yılında “Belçika’daki kadın güzelliği yarışmasına” eleman gönderen bir ülkedeki dehşetli zıtların çatışmasını da çok işittik. Kadının fıtrî çizgisinden ifsad ile çıkarılmasının Çankaya’da nasıl bir program olarak hazırlandığını ve daha sonra anaokulundan üniversiteye bu ifsadın hangi modellerle eğitime aktarıldığını, detaylıca bilmese de milletimiz, genel olarak bilir. Bediüzzaman’ın müstebit idarenin o dönemdeki başşehir valisine, kadın hürriyetleri üzerinden attığı o meşhur sillenin sesi, bu gün yetmiş milletin dilinde yankı buluyor.

Globalleşmeyi fırsat bilen neoliberal veya Kültürel Marksistler, birlikte çalıştıkları belli bir sermayenin yardımıyla çalışmalarını dünya genelinde projelendirdiklerini önceki yazılarımızda belirtmiştik. Para derseniz para, dünyanın en donanımlı üniversitelerinden mezun iyi yetiştirilmiş elemanlar, uluslar arası kuruluşların imkânları, demokrasi karşıtı sermayenin tahakkümündeki devletlerin teknokrat kadro ve idarelerinde modern Marksizm’i sistemlere entegreye çalışan milyonlarca kişiyi düşünebiliyor musunuz? Hem de büyük sermayedarlarca finanse edilen dünya çapındaki bilimsel enstitülerde yapılan çalışmalarla insanlığın temel değerlerine ve fıtrata hücum ediyorlar. İnsanın hizmetinde olması gereken kurumların insanî değerlere karşı konumlandırılmış olmaları, burada en garip nokta olsa gerek. Batı’dan yurdumuza sokulan “tahrip projelerini sorgulamadan” içeriye almışlar. Avrupa ve Amerika’nın birinci derecede tesirindeki üniversitelerimizde, bilhassa “sosyal branşlarda” çocuklarımıza verilen imansızlık-ahlâksızlık muhtevalı müfredat ve dersleri yalın bir şekilde millete göstermeye veya anlatmaya kalkışırsanız, halkımızın tepkiyle üniversiteyi basabileceğini de düşünebilirsiniz. Fakat devletin tepesine yerleştirilen “Millî Eğitim Bakanı” ve güya onunla birlikte çalışan YÖK heyetiyle atanmış rektörlerin denetiminde, bu milletin temel değerlerini zir ü zeber edecek konuları kendi imkânlarımızla çocuklarımıza veriyoruz. Bu meselede mübalâğa ettiğimizi düşünen muterizlerle görüşmeye hazır olduğumuzu da belirtmiş olalım.

Neoliberal Marksistlerin Batı’da dinsizliği ve ahlâksızlığı esas alan program, müfredat, ders muhtevaları ile hoca profillerini bir yana bırakalım. Onlar kendilerince; “Hıristiyanlık ile birlikte birçok insanî değerleri” yirminci yüz yılın başlarından itibaren devletin birçok kuruluşundan kovdukları gibi, üniversitelerden de kovduklarına inanıyorlar. Peki Türkiye’mizde… ODTÜ, Boğaziçi, İzmir, Hacettepe ve daha birçok Anadolu’muzun büyük üniversitelerinin yanı sıra; İstanbul’daki özel üniversitelerimizde, bilhassa sosyal branşlarda ilim adına Türk toplumunun güzide gençlerine neler verdiklerinden haberiniz var mı? Bu milletin inançlarını, tarihini, töresini ve millî geleneklerini rencide ve zaman zaman inkâr eden müfredatlarından halkımızın haberdar olsaydı, yetkilileri sokağa çıkamayacakları hale getireceklerinden o kadar eminiz ki… Türk üniversitelerinde, elli senelik bir gecikme ile “cinsel devrimin” Neoliberallerin emrindeki kıt’alarca gerçekleştirildiğini elbette milletimiz bilemiyor. Heyecan ve zafer duyguları arasında ellerini ovuşturan komünistlerle masonları gördüğünüzde, gençliğin içine düşürüldüğü felâketi daha güzel görebiliyorsunuz. Aynı çalışmaları, Kemalizm musîbetine duçar olmamış Arap ülkeleri, Pakistan ve İran gibi ülkelerde de yapmaya gayret ediyorlar. Karşılarında din ile geleneği bulduklarından, düşmanlıklarıyla birlikte hücumları da artıyor, Marksist Neoliberallerin…

Türkiye’mizde tribünlere oynayan, propagandası için birçok değerimizi feda eden mevcut hükümetimizin bu hususta öyle dehşetli projeleri var ki, iktidar hâlâ o madalyonun bir tarafıyla meydanlarda rey toplamaya çalışıyor. Hakikati ise bin seneden beri bağımsızlığı, Kur’ân’ı ve dinî değerleri için şehid olan ecdadımızın kemiklerini sızlatacak kadar acı verici. Anadolu’nun en ücra köşesine “yüksek tahsili” götürmek esasında güzel bir ideal idi. Gel gör ki ne üniversitenin temel şartları, ne alt yapıları ve ne de diğer tamamlayıcı unsurların çoğu ortada yok iken, her vilâyete üniversite götürmekle övünen hükümetimiz, Kemalist-Marksist ittifakınca milletin namusunun, iffetinin ve töresinin ayaklar altında çiğnendiğinin görünmesini istemiyor. Yani bu millet; izzetiyle, iffetiyle, istiklâliyetiyle ve millî değerlerini koruyarak bu üniversitelere beş senede değil de, on senede sahip olsaydı, daha hayırlı olmaz mıydı?

Kadın üzerinden Türkiye’nin üniversiteleri aracılığıyla toplumun başına boca edilmiş yozlaşma, cinayetler, anarşizm, ahlâksızlık, tembellik ve neslin zayıflatılması musîbetlerinin çetelesini tutacak cesur araştırmacılara ihtiyacımızın âcil olduğunu düşünüyoruz. İçişleri bakanlığımız ile emniyetimiz bu hakikati açıklamasa da; günde üç-beş üniversiteli kız öğrencinin erkek arkadaşı kurbanları olduğunu, dolaylı olarak medyadan takip edebiliyoruz. Bizim gençliğimizde dindar Anadolu şehirlerinin ahlâki şikâyetleri daha çok bazı askerî konuşlanmalar üzerinden yapılırdı. Mevcut üniversiteler aracılığıyla başlatılan ahlâk yangını, dünkü yangınlara on defa rahmet okutturur düzeye çıktı, günümüzde. Bu felâketin pimi siyasal İslâmcı iktidarın fuhuş ve zinayı serbest bırakan uygulamasıyla çekildi, diyenler de haksız değiller. İktidar neoliberallerin baskı ve korkularına karşı kadın meselesinde hiç dik duramadı. 12 Eylül öncesindeki yurtları askerî ve çok disiplinli bulanlar, binlerce tek veya iki kişilik bekâr evleri (kız arkadaşıyla birlikte kalınan yerler) ve benzeri uygulamalara göz yumdular. Nispeten milletin namus ve iffetinin korunmasına çalışan dinî cemaatlerin AKP eliyle tu kaka edilmesiyle, maalesef Anadolu dindarlığının veya geleneksel muhafazakârlığın altına, ahlâk karşıtlarının dinamit yerleştirmelerine zemin hazırladılar. Bütün bunların Feminizm, Diversity, kadın hürriyetleri ve liberal Müslümanlık adına yapıldığını duyan yetkililerimiz, sessiz kalmayı tercih ediyorlar.

Okunma Sayısı: 1467
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Said Köse

    14.3.2021 16:23:22

    Güzel bir özet olmuş, Şükrü Abi ellerinize sağlık. Yorumlara bakınca açıkça herşeyi Milli Görüş asıllı hükümete yükleme çabası kendini belli ediyor. Ama asıl resmin, bir dalalet fırkasınin elinden çıkan, Marksizm, Deccaliyet fikir babası olduğu kaçırılıyor. Şükrü Abinin ısrarla üstünde durduğu ise hükümeti bu yanlışlıkdan döndürmeye çalışmak. Şu kısır siyaset döngüsü içinde siyasi muhalefet değil, yanlışa yanlış olduğu için yanlış deme erdemini göstermeye çalışıyor. İnşaallah duyan çıkacaktır

  • Sertaç Lüser

    2.3.2021 11:45:18

    Dert içinde derman aranırken derde girmek bu olsa gerek. Güzelim ülke ve milletimizin hangi derde sokulmak istendiğini anlamak şöyle dursun dert olduğu düşüncesini sadece Risale-i Nur talebeleri anlayabiliyor oda Lahikaları hakkıyla okuyanlar.Söylenecek gerçekten çok şey var ve yorumlar fevkalede yerinde,fakat bir noktanın da altını çizelim. Tahripkar zihniyet bunları yaparken heyecan duyuyor biz ise onların yaptıkları projeleri izlerken..Kendimize gelmemiz elzem.

  • Demokrat Avrupa

    1.3.2021 20:15:01

    Zina yasağını kaldırmakla toplumun altını nasıl oyduklarını, kutsal sayılan aileyi nasıl tahrip ettiklerini, fuhuşu dizilerle ve filimlerle nasıl teşvik ettiklerini, bu da yetmiyormuş gibi islam ülkelerine fuhuş içerikli dizileri dizi aktörlerini de yanlarına alarak giden neoliberallerin sayesinde sözde iktidar olan siyasal islam değil mi?

  • Akinci

    1.3.2021 18:42:18

    (2) Cünkü otoriterlik, baski zorba var, Allah'in isimleri istismar ediliyor, halki savasa razi etmek isteniliyor. O yüzden onlarin isi kolay geliyor, ve tahrip'de olusuyor. Anadolular gercek Islami ve insanin fitrati anlasaydi, Bogazici da okuyan kisilerin anne ve babalari Erbakan ve Atatürk döneminde simarmasaydilar, bu duruma gelmesi icin radikal süphecilik-felsefi temeli o kadar olmazdi.

  • Zeliha

    1.3.2021 18:41:53

    Basimizdakilerin nasıl bir projenin parçası olduklarını ve tahriplerinin dehşetini çok yerinde ifade etmişsiniz. Maalesef yazılanların eksiği var fazlası yok. Ahir zamanın dehşeti iyice gün yüzüne çıktı. Kendilerini ne kadar gizlediler. Tabi başarılarında şimdiki hükümetin payını tahmin bile edemiyoruz. Bizzat kasten tahrip adına neler yaptıklarını ömrümüz olursa ve yazılırsa daha çok göreceğiz. Dünya hırsları müslümanları nerelere getirdi. Eskiler kız çocuklarını okutmamislar . Görmüşler herşeyi. Karma eğitim, Latin harfler......işin nereye gideceğini bilmişler. Ama şuanda herşey o kadar perdeli perdeli gidiyor ki. Ecdadımızda olsaydı anlamakta belki zorlanacakti. Yine Risale-i Nur yine yeni asyamiz....perdeleri kaldıran safi zihinleri bulandirmadan herşeyi olduğu gibi anlatan ve anlatmaya devam eden. Binler tebrikler

  • Akinci

    1.3.2021 18:41:02

    (1) Evet, bunun hakkinda aslinda cok diyecegim yok. Cünkü yüzeysel olarak bu durum var: Türkiyede cahil muhafazakar avam tabakasi var (Bu incelenme degil, sosyolojik vakia olarak anlasilsin). Belli bir siyasal-islamci burjuva da gelisti. Simdi üniversite talebeler "Normalite" ne oldugunu yeni ögreniyorlar. Bu ahlak kurallar niye var? Kim kurallastirdi? Nasil standartlar gelisti? Annelerimiz ve Babalarimiz yanlis degerler mi illeti bize? Diye sorgulamalar oluyor. Süphe var ve materyalist bati felsefelerde elbette cevaplari buluyorlar. Ve bu cevaplar cok keskin. Insan bazen buna hayran kalabilir. "Su batil mezheplerde birer dane-i hakikat mevcud münderictir..." (Lemaat). Ondan sonra yeni kritiksel düsünceye farkina variyor ve muhabbet olusuyor. Biz nasilki hizmete ve Risale-i Nura, Kuran davasina muhabbet ediyoruz, tahkik olmaya calisiyoruz onlarda kendileri tahkik olarak hissediyorlar ve yükselis hissleri olusuyor. Ve sag siyasal-islamcilik tam onlarin ögrendikleri teorilere uyuyor.

  • Mustafa coban

    1.3.2021 17:57:59

    Bir ihvan hasan elbenna ya ingilizlerin misir i terk ettigi haberini getirir.hasan el benna sevinmemiştir.zira der ingilizi taniyorduk,kendimizden olani taniyamiyacagiz.idareciler kendimizden olunca fiziki gerilim yok oluyor.yozlaşmada yurt dişina ogrenci gonderme ve değişim programlarinida unutmamak lazimdir.küfrün ve şeytanın işi çok kolay

  • Aykan

    1.3.2021 17:45:58

    Kanayan bir yaraya neşter vurdunuz. İnşallah şifası da bulunacak ve tatbik edilecektir.

  • İ.Seyda

    1.3.2021 16:35:00

    Bütün bunlar doğru olabilir ama ekilen güzel çekirdekler de olmalı üniversitelerde. Topyekûn ademe mahkum etmeyelim. Toprağa bin çekirdek ekilir, onlardan biri açılsa kocaman bir ağaç olur. Dua edelim ki bu çekirdeklerin sayısı artsın.

  • Hüseyin

    1.3.2021 14:13:31

    İnsanlarının sadece  bugünlerini değil, yarınlarını da düşünen demokratik sistemler milletin ve devletin gelecek 100 yılına hükmedecek eğitim,ekonomi, istihdam planlaması yapar; Gerçeklerle uyumlu kaynaklarla, sınırlı, şuurlu ve organizeli politikalarla istikbale yatırım yaparlar. Sosyo kültürel değerleri,manevi ve ahlaki dokusu sağlam bir gençliğin yetişebilmesi için, yetişkinlerin ve yöneticilerin ahlaklı ve adil olmaları, fikirleri ve fiilleri birbiriyle örtüşen davranışlarla ve  icraatlarla gençliğe rol model olmaları gerekir. Devletin adalet, ehliyet, emanet, meşveret ve maslahat temelinde hareket eden bir yörüngeye oturtulmuş olması gerekir.

  • Haydar

    1.3.2021 13:57:56

    Allah razı olsun yerinde güzel tespitler. Bazı üniversitelerdeki eğitim içeriğinide belirtmişsiniz. Boğaziçi Üniversitesi, Robert koleji, Galatasaray üniversitesi, sen jozef Lisesi gibi birçok okul 1850-1900 yılları arasında açıldı. Amacı Türk toplumunun değerlerini zayıflatarak yok etmek. Dolayısı ile ülkemize saldırı.

  • Selim

    1.3.2021 10:20:59

    Avrupa dinsiz kafirleriyle Asya dinsiz münafıkları el birliğiyle iffetimizi yok ederken akp de seyredihor.

  • SALİH

    1.3.2021 10:14:10

    Çocuklarımız ve geleceğimiz üzerine plan yapan deccalların planlarını ifşa etmişsiniz. Gençliğin kaybolan imanları, ahlakı ve iffetleri güzel vurgulanmış. Türkiye üniversitelerinde hükümetin acilen tedbir alması gerekiyor.

  • İhsan

    1.3.2021 09:45:00

    Evet, gayet yerinde ve zamanında güzel tesbitler. Üstadımız marksistlerle kemalistlerin iş birliğini 22. Lemada güzelce izah etmiş. Bu önemli doğruların türk gençliğine aktarılması lazım.

  • Haşim Özkan

    1.3.2021 06:12:47

    Rabbim akıbetimizi hayreylesin.Rabbim çocuklarımızı Kur 'an ahlakıyla ahlaklanmayı nasip etsin.Rabbim bizleri ahir zamanın her türlü fitne ve belasından korusun.

  • Sezai MUMCU

    1.3.2021 05:52:13

    Daha önceleri de üstüne basa basa belirttigimiz gibi Osmanlinin etrafinda ve Cografyasinin icinde DESSASANE FAALIYETLERLE FIRILDAK OLAN INGILIZ kah Filistinde kah Canakkalede kah Istanbulu isgal ederek kah SÜREKALARIYLA Anadoluya musallat olarak kah Kürtleri taaa 200 yildir tipki ERMENILERI Fitne ve FESAT Kavmiyle el ele onlarin komitalariyla Osmanlinin sadik vatandasini kopardiklari gibi KÜRTLERI de koparmaya ARAPLARI isyana tesvik etmeye LOZANDA GLADSTONE PLANINI kabul ettirip MÜSLÜMANLARI HALLAC PAMUGU GIBI ATMOSFERE FIRLATMAK emelleri hâlâ dinmedi. Evet icimizde Kemalizmi icat eden Ingiliz hâlâ bizi siddetle vuruyor Ingiliz Muhibleri baska adres gösteriyorlar. Feminizm, Marxsizm, Frankfurt/Viyana okullari, NEO bilmemneler, TROCKISTLER bunlarin bir ekolu de PKK TROCKISTLERI DINSIZLERI, DEAS kefereleri. ABD, Yunan ve Suriye,Suudlar BEA bize karsi cephe almalari dessas Ingilizin GLADSTONE PLANINI siddetle uygulamasidir. Uyan Türkiye!

  • Eddai

    1.3.2021 02:13:40

    Akillarini kiraya verenlerin akibetlerini görmek isteyenler tarihe dönüp bakmasina gerek yok, neticesini hergün izliyoruz. Özellikle cok seviyesiz olan medya, olup bitenleri her firsat, dolayli da olsa, islamiyet ile iltibas etmeye calisiyor. Böyle bir ihaneti tarih kaydediyor. Acaba bu derinlerin icinde "Derin sol"'da varmi? Anket calismalari ile tahribatı gerçekleştirenlerin kimlikleri ve bu tahripkâr cereyanlarının mahiyetleri ifsa edilebilir diye düsünüyoruz. Cok güzel bir yazi olmus, tebrik ediyoruz.

  • Naim Kav.

    1.3.2021 00:25:10

    Yani bukadar basit üniversiteler açılipta , cemaatlerin etki sahası daraltilarak Sefahatin rezaletin normallestirilmesi çok dehşetli bir plan olduğu bu sarahatte anlatmanızi takdir ediyorum. Bu adamlar nelere alet olduklarının farkında değiller ise ne denir peki ? Bu ağır yakıcı vebal ile nasıl gidilecek ? Marksist neoliberal aymazlık Siyasal İslamcı zihniyet ile işte böyle hayat bulmaya ve o kadarki geri dönüşü de oldukça zor bir noktaya gelmiş halde . Bu vahşi dejenasyonun tamiri için ise çok yıllar ve külli değişimler ile ancak mümkün olabilir. Rabbim tahkimat yapılmış cemaati şuur ile yeni Asya yi mutlaka muzaffer kılması duası ile . Rabb'im evlatlarımızi ve nesli atiyi mahfuz buyursun ..

  • Eddai

    1.3.2021 00:21:25

    Yillardir yazilarinizda okuyorduk, forma deyistiriyorlar, arena deyistiriyorlar, aktörler deyisiyor, itiraf etmeliyimki, resim bu yazinizla daha net gözüküyor. Maddi, manevi suursuz tüketimin bu güruha kazandirdiklarini yazinizda fikren müsahade edebiliyoruz. Peki bu güruhun hedefi ne? Uhrevi gayeleri varmi acaba? Yoksa sadece dünya icin bukadar entrika, deyermi? Yoksa onlardami bir perde?

  • Ahmet Danışmaz

    1.3.2021 00:10:25

    Neye el attılarsa bozdular içini boşalttılar. Tabiii buna üniversiteler de dahil olacaktı.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı