"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Risale-i Nur Hareketi bundan böyle; Kitap kaynaklı ve kitap merkezli gelişecek…

Şükrü BULUT
10 Mayıs 2021, Pazartesi
Bazı okurlarımızın “Yeni“ kelimesinden tedirgin olmalarının sebebini geçen yazılarımızda izah etmiştim. Fakat hakikatte “Yeninin” fıtrata ait olduğunu, İslâm’ın da fıtrat olduğunu ve bu fıtratı her gün yeniden terennüm eden Risale-i Nurlar’ın yeniliklerin kapılarını açmaya devam edeceğini de biliyoruz.

Risale-i Nur hareketi Kitap ve kitabın pratiği ve tercümesi olan Sünnet’ten kaynağını bulduğundan, hakikatlerine kendisinden önceki bin beş yüz seneyi şahit göstererek gelmiş ve kıyamete doğru gidiyor. Yazılanlar, çizilenlere ve söylenenler kitabî olunca, tahkik etmek her zaman mümkündür. Bazılarımız; önceleri bu böyle değil miydi, diye soracaklar. Bin senelik tasavvuf geleneğimizi, dinde ve idarede geçmişteki ferdiyetçiliğin zamanımıza yansımasını ve bu günden önceki sosyal, siyasal ve teknoloji farklarını nazara alan her insaflı kişi, kitabın dünün “efkâr-ı ammesine” tam hakim olamadığını görecektir.

Şayet kendinizi “tecdid” ekseninde görüyorsanız, her günün neler getirdiğini ve ertesi gün ile farkını düşünmek zorundasınız. Dünkü gençlere okuduğumuz dersi onlarla mütalâa ederken farklı bir atmosfer vardı ki, bu günün havasına tam uymuyor. Hakikat aynı, fakat mevsim değişiyor. Risale-i Nur’un her mevsime, yaşa, sınıfa, cinse, coğrafyaya ve kültüre Kur’an’dan vereceği dersi bilenler, bu yenilikten neyi kastettiğimizi daha iyi anlarlar.

Nurlar’dan bir bahsi okuyup anlamaya çalışmak evrad okumaktan ne kadar zor ise, bizzat Nurlar’dan istifade ile etrafını nurlandırmaya çalışmak da, bir başka kardeşin okuduğunu dinlemekten daha zor değil mi? Tarikatın teslim olmuş nefislerin hoşuna giden bir yönü de, kendi kuvve-i akliyesini fazla zorlamadan, zahmet ve meşakkate girmeden “bir bilen” Allah dostunun yamacına oturmak olmalı.

Tartışmaya girmeden şu hakikati ortaya koyalım ki, Efendimiz’in (a.sm) asrı ve Hulefa-yı Raşidin dönemlerinde eğitim, “her nefsin müteşebbisiyeti” üzerine bina edilmiş. Fertlerin kendilerini yetiştirmelerinde maddî manevî büyük teşvikler görüyoruz, icraatlarında. Kısa zamanda Kur’ân ve hadisi ezberleyip dünyanın ücra bir köşesine insaniyeti tebliğe gidecek bu kahramanlar, geceli gündüzlü kendilerini yetiştirmeye çalışmışlar. Bediüzzaman’ın Barla hayatıyla sistemleştirmeye başladığı “Risale-i Nur Hareketi” de; her bir talebenin gideceği yerde bir kutup muamelesi göreceğinden mutlaka gelecek sorulara Nur’dan cevap verecek şekilde kendisini yetiştirmeyi esas alıyor. İşte Hulusi Yahyagil, işte Mehmet Feyzi Pamukçu ve daha nice talebeleri Üstadlarından ayrıldıktan sonra bir daha rahle-i tedrisine dönemeyeceklerdi. Fakat bereketli ömürlerinin son dakikasına kadar Üstadlarından aldıkları tazeliğiyle hakikatleri çevrelerine dağıtacaklardı. Bu tarikat değildi, sahabe mesleğiydi.

Asr-ı Saadeti ahir zamanda tatbik etmenin zorluğunu konuşuyoruz. Bin üç yüz senelik mesafeler, Şeriat-ı Muhammediyenin (asm) süfyanca tahribi, muzaffer İslâm devletlerinin gurubu, Avrupa dinsiz felsefesinin dehşetli taarruzları ve nihayet İslâm içi ortaya çıkmış yüzlerce bidaya rağmen “kitap kaynaklı düşünmek ve kitap merkezli yaşamak” elbette kolay olmayacaktı. Çok yerlerdeki şartlar, Nurlar’ı tanıyan ekseriyeti kulak ve gözleriyle yetinmeye mahkûm etmişti. Kitabı tam manasıyla tetkik ve anlayarak yaşamak herkese nasip olmamıştı. Doğrudur, kolay olanı seçilmişti. Fakat alternatifinin de çok zor olduğu bir vakıa değil miydi? Üstadımızdan ders almış talebelerinin çevrelerine saçtıkları ışığın rengine bürünmüş kahramanların bitamamihalarının da ahirete irtihalleri, artık yeni bir dönemin kapılarını açıyor bize: Ağabey yok, ferdi gelenek yok, soracak bir mercii yok, örnek alınacak bir şahıs yok ve hiçbir otorite yok… İşte kitap ile baş başa kaldık.

Yeni dönemin bir özelliği de, şahs-ı maneviden başka hiç kimsenin öne çıkamayacağı bir ortamın oluşması olmalı. Temayüz edecek fertleri genellikle Nur’a düşman cereyanlar anında itibarsızlaştırıyorlar veya kaderin bir başka takdiri ile o fert gizli bir el ile “şahs-ı manevî” safına çektiriliveriyor. Bunu anlamış Nur Talebeleri, “şahs-ı manevinin” üstadlığı dışındaki hiçbir ferdiyete ehemmiyet vermiyorlar. Zira çok geçici ve tehlikeli bir pozisyon olduğuna, yakın geçmişteki yüzlerce şahitlerle inanıyorlar.

Bediüzzaman’ın vefatını takip eden zamanlarda, Zübeyir Gündüzalp’in bütün ağabeyleri “Kitap etrafında” toplama gayreti ve ŞÛRÂ ile şahs-ı maneviyi tesisteki büyük gayreti de buradan kaynaklanıyordu. Fert şahs-ı manevinin içinde kayboluyor ve ortada yalnızca kitap kalıyordu. Kur’ân-ı Azimüşşan’ın zamanımızın tefsiri olan bu kitap ve kitap ile mütenasipçe şahs-ı manevinin medreselerde gösterdiği “ŞAHS-I MANEVİYİ”, belki dünde anlayamadık. Fakat zaman bu gün, bizi anlamaya mecbur bırakıyor. Muhatabınız Risale-i Nur adına kitaba bağlanmıyorsa, kitap merkezli yaşamıyorsa ve geleceğe de kitabî bir dâvâ bırakmanın gayretinde değilse, artık Nurcular’ca kaale alınmayacağını yeni dönem haber veriyor.

Bu dönemin zorluğunu hissediyoruz. Her bir Nur Talebesinin, zamanın Kur’ân ve iman düşmanlarına karşı Risale-i Nurlar’la kendisini teçhiz etmesi ve oradaki manevî silâhlarla silâhlanması, çok büyük gayret gerektiriyor. Gerçi teknoloji, her ferde eski zamanlardaki bir âlim kolaylığını vermiş görünüyor.

Bu dönemin her Müslümanı heyecanlandıracak tarafı ise, elimizdeki imkânlarla yüz milyonlarca muhtaca ulaşabilme kolaylığımız ve ümidimiz. Cihanşümul dâvânın neşri istikametinde, tabiri caizse dünyayı ayaklarımıza getiren bir çağa giriyoruz. Nefsimizin hiçbir bahanesine fırsat vermeyecek kadar net ve şeffaf bir tebliğ süreci. Ferec için Rabbimizin, hayâl edemediğimiz sebepleri halk ettiği garip bir döneme girdiğimizin farkına varırsak, bundan böyle çalışmalarımızı ve hazırlıklarımızı ona göre yaparız, inşaallah.

Okunma Sayısı: 2267
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Eddai

    12.5.2021 02:01:07

    Icinde bulundugumuz zamana ve mekana dair, bu yazinizda ve bu konuya iliskin diger yazilarinizda bir cok kez istikamet niteliginde tahlillerde bulundunuz. Kah resim cizdiniz, kah seyreder olduk yazilarinizda olay ve hadisatlari Risale-i Nur acisindan. Evet Ferdiyet makami bu manada Risale-i Nur'a aittir ve dolayisiyla Risale-i Nur'un sahs-i manevisinde yansiyacaktir insaAllah. Nur dairesine iltihak- ve hizmet edenlerin nasil bir davada istihdam edildiklerinin suuruna varabilmeleri acisindan ve fiili duaya baslamalari icin, ihtiyaclarinin farkindaligina vardiracak bu gibi yazilara cok ihtiyacimiz var. saygi ve sevgilerimizle baki selamlarr.....

  • Demokrat Avrupa

    12.5.2021 01:21:37

    Deccaliyet ve süfyaniyet kendi içinde şahsı maneviye son derece önem verip şahsı maneviyi uyguladığı halde karşı tarafta şahsı manevinin oluşmasını ve tam manası ile işlemesini elinden geldiğince engellemeye çalışıyor; desise-i şeytaniye içimizde ki şahsi manevinin oluşumunda ki tehlikeleri bizlere gösterdiği gibi, uhuvvet ve ihlas risaleleri de şahsi manevinin tam manası ile işlemesinde nelere dikkat etmemiz gerektiğini bizlere izah ediyor. Bizlere kitabi olan ölçüleri okumak, anlamak ve yaşamak düşüyor...

  • Muhammed Said

    12.5.2021 00:50:52

    Artık Risale-i Nur Nurculuğu yapılacağını zamanın tefsir etmesiyle çok iyi idrak ettik. Kutlular ağabey, Zübeyir ağabeyin hayatlarını vakfettikleri şahs-ı manevinin tesisi inşAllah kısa zaman sonra tam manasıyla sürgün verecek! Ama hiç bir zaman onların gayretleri, hizmetleri geri plana itilmeyecek. İtilmemeli de! Adeta, -teşbihte hata olmaz- her birimiz o mübareklerin düşünce yapısıyla hareket edip; imansızlık çölünde kavrulan, suya hasret kalplere hizmet edeceğiz! Gerektiğinde -ki gerekecek de- rahatımızı o mübarekler gibi bozacağız bu uğurda. Herşeye rağmen, her türkü baskı ve sindirmelere rağmen dik duracağız. Böyle böyle herkes bize dikkatleri çevirecek. Çevirmek de zorunda kalacak. Anca böyle olur hizmet! Risale-i Nur’daki hakaikler ancak bu tarz hareketle etrafa ilanatı yapılır. Nurculuğun en esaslı melce ve merci olduğunu göstermek bizim en esaslı, olmazsa olmaz vazifemizdir.

  • Haşim Özkan

    11.5.2021 13:47:05

    İstikbal taht-ı emrinde dünya taht-ı hükmünde ve nefsimiz taht-ı idaresinde olan Rabbimizden niyazımız bizi nefsimizin şerrinden,belasından ve fitnesinden koruyarak rızası yolunda isdihdam etmesidir.Hayırlı bayramlar aziz dostum.

  • Sertaç Lüser

    11.5.2021 02:15:43

    Kardeşlerle gün içinde yaşadığımız bir hadise bu güne tevafuk etti,bir kardeş bir paylaşım sonrası bu kitabta var mı yoksa kabul etmem derken,olaya muhatap herkes hemen kitaba müracaat ederek farklı yerlerden ilgili yeri paylaştı.Her gün olan bu mevzu bizi düşünmeye sevk etmei.Bugün Anlamaya odaklı bir çalışma içine girmiş olsak,itiraza yönelik çalışmaların önü kesilecek.Meşveretlerde anlamaya yönelik dinlemeler ile ilerlense,itiraza önelik durumlar azalacak.Yeni dönem kapısı gerçekten aralandı ve ilerliyor.Fakat bu yeni dönem aslında katıksız Asr-ı saadet modeli.

  • İ.Seyda

    10.5.2021 20:40:37

    Her Asrın, her zamanım kendine ait bir hükmü var. Bu zamanın da kendi hükmü var. Artık kuşaklar, nesiller, 20 yılda bir değişiyor. Bu geleneğe bağlı olmayan, özgüveni çok yüksek olan yeni kuşaklara ne sunacağız, nasıl sunacağız? Elimizde neyimiz var? Var sandiklarimiz ne kadar yeterli olacak? Elimizi başımızın arasına alıp düşünmek zamanı 😔 Hakikat aynı, fakat mevsim değişiyor. Risale-i Nur’un her mevsime, yaşa, sınıfa, cinse, coğrafyaya ve kültüre Kur’an’dan vereceği dersi bilenler, bu yenilikten neyi kastettiğimizi daha iyi anlarlar.

  • Osman

    10.5.2021 18:59:23

    Yeni dönem hayırlı olsun Benimde bir reyim var düsturunu anlamak çok önemli Şura istişare Kitaplar okumak tefekkür Görevimiz budur

  • Nurendam

    10.5.2021 17:31:55

    Hem şahsımanevi, hem de ahir zaman fitnesiyle mücadele. Ancak bu şekilde netice elde edilir. Güzel özetlemişsiniz. Allah razı olsun..

  • Munir

    10.5.2021 17:11:35

    “Ağabey yok, ferdi gelenek yok, soracak bir mercii yok, örnek alınacak bir şahıs yok ve hiçbir otorite yok… İşte kitap ile baş başa kaldık.” Amerika’yı yeniden keşfeder gibi indî, zorlamalı, netameli, slogan kokan beyanlarla ruhlara kasavet vermeye lüzum yok. Nurların her paragrafındaki, satırındaki havâ-yı nesimi hissetmeye, tazelenmeye, öze dönmeye ihtiyacımız var. İçtimai hayatımızın beş temel esasına (merhamet, hürmet, emniyet, haram ve helalı bilip haramdan çekilmek, serseriliği bırakıp itaat etmek) hakkıyla riayet edilse şahs-ı manevi havuzu kendiliğinden teşekkül edecek.

  • SALİH

    10.5.2021 15:24:15

    "Yeni dönemin bir özelliği de, şahs-ı maneviden başka hiç kimsenin öne çıkamayacağı bir ortamın oluşması olmalı. Temayüz edecek fertleri genellikle Nur’a düşman cereyanlar anında itibarsızlaştırıyorlar veya kaderin bir başka takdiri ile o fert gizli bir el ile “şahs-ı manevî” safına çektiriliveriyor. Bunu anlamış Nur Talebeleri, “şahs-ı manevinin” üstadlığı dışındaki hiçbir ferdiyete ehemmiyet vermiyorlar. Zira çok geçici ve tehlikeli bir pozisyon olduğuna, yakın geçmişteki yüzlerce şahitlerle inanıyorlar." İşte bu gerçeği bütün nur talebeleri ve dini cemaatler kendilerine şiar edinmeliler.

  • Hüseyin

    10.5.2021 14:33:37

    Risale-i nurların kitap hedefli ve kitap odaklı olarak tahayyül edilmesi, nurlu mesajları ve kurani hakikatleri, vesayet ve güç odaklarının tasallutundan korur, mesajları olduğu gibi yansıtır, özgür kılar. İman dairesinin halkalarını genişletir, nurlu ufukların açısını, bakışını büyütür, iman hakikatlerinin derinliğini, zenginliğini ve kapsayıcılığını içten dışa, dıştan içe doğru çoğaltır. kitap odaklı düşünen nesiller ve kitaba bağlı yetişen iman yürekli ve hür beyinli bireylerin oluşumuna büyük katkılar sunar.. Küreselleşen dünyanın ve hızla dijitalleşen toplumun kodlarına, genlerine, derinliklerine nüfuz etmenin, etkilemenin  eski usullerle olmayacağı, devam etmeyeceği aşikardır.. Kitap merkezli faaliyetler, küresel neoliberalizmin ve dijital teknolojinin yalnızlaştırdığı, robotlaştırdığı, evlere tıktığı yarı ölü insanı, canlandırmanın, insan olduğunun bilincine  ulaştırmanın, reanimasyonun en kısa en kolay yoludur...

  • Halim

    10.5.2021 14:07:00

    Allah giden ağabeylerimize rahmet eylesin, bize de girdiğimiz yolda hayırlı muvaffakiyetler versin. Kaleminize sağlık.

  • Hıdır Yıldırım

    10.5.2021 12:17:45

    Asırlardır Kur'an şebabetini muhafaza ediyor.Her asra bakan bir Vecihi vardır.Her asrın fehmine bakan ciheti bir yeniliktir. Üstad Bediüzzaman Said Nursi hazretleri Risale-i Nur talebesi olduğunu ifade ederek şahsını görmek isteyenleri Risale-i Nura yönlendirmiştir.Bu yazınızda Bediüzzaman hazretlerinin sağlığında hizmetinde bulunan son talebelerinin de dar-ı bekaya irtihallerinden sonra Nur talebeleri Risale-i Nur'un esasları doğrultusunda şahsî manevinin emrinde olması gerektiğini yeni bir dönem olarak ifade etmişsiniz. Allah razı olsun. Binler selam.

  • Fatih

    10.5.2021 12:16:56

    Sn. Bulut siz teklif makamındasınız. Karar ve icra makamları bildiğiniz gibi büyük meşverettedir.

  • Emin

    10.5.2021 11:38:27

    Bediüzzaman Hazretlerini gören ve Onun vefatından sonra yaşayan talebelerinin dünyada kalma müddetleri altmış bir yıl imiş.

  • Aykan

    10.5.2021 10:56:16

    "Üstadımızdan ders almış talebelerinin çevrelerine saçtıkları ışığın rengine bürünmüş kahramanların bitamamihalarının da ahirete irtihalleri, artık yeni bir dönemin kapılarını açıyor bize: Ağabey yok, ferdi gelenek yok, soracak bir mercii yok, örnek alınacak bir şahıs yok ve hiçbir otorite yok… İşte kitap ile baş başa kaldık." Çok isabetlibir tespit. Teşekkürler.

  • Nura

    10.5.2021 09:47:57

    Ehlikitap, Müslüman ve Risaleinur talebeliği... Zaten böyle olmamız gerekmiyor muydu?

  • Abdullah Tunç

    10.5.2021 09:21:10

    Yeni dönem deniyor,yeni liklerden bahsediliyor.Yal nız net bir şey ortaya ko nulmuyor.Yeni dönem na sıl olacak,ne gibi yenilikle re sahne olacak belirtimi yor.Bu konuda hatırıma gelenleri yazayım.Risale-i Nur mütenevvi ilimlerim memzüç halidir.Risale-i Nur bir üniversitedir.içinde bütün ilimler var.İnsanla rın kabiliyetine göre bu ilimleri tedris etme döne mi olabilir.Yani burada branşlaşma olabilir. Ör. Risale-i Nur edbiyatın şa hikasındadır.Mantık ilminin zirvesindedir.İlmi bir heyet teşkil edilebilir. Bu heyet bir eğitim proğra mını hazırlar,bu proğrama göre insanların kabiliyet ve zekaları esas alına rak,ilgili ilimlere yönlen dirirlip,bir eğim verilebilir. Böyle bir eğitim ve öğre tim neticesinde dünya ça pında ilim adamlarımız ye tişebilir.Yenilikler olarak hatırıma bunlar geldi.

  • Abdullah Tunç

    10.5.2021 08:53:12

    Meşveret,şuralarbizim bizim ce maatta hep olageldi.İşleri mizi hep meşveretle yap tık.Bu yönü ile farklı bir cemaatız.Eksilerimiz ola bilir ve olmuştur.Zamanla kemale erer.Kemal nokta sına doğru ilerliyor.Bizde tek kişi hâkimiyeti olmadı ve bundan sonrada olma yacaktır.Meslek ve meşrep hassasiyetinde bazı fertlerin haklı olarak etkisi,rölu olmuştur. Bun dan sonra bu hassssiyet tabana yayılacak,herkes bu hassasiyeti göstere cektir ve göstermelidir.Yal nız bir tehlike daha var, bizleri bekliyor.O da şu: Cemaatın içinde çok deği şik kabiliyet ve zekade in san var.Zekâvetleriyle öne geçecek,kişi ve gruplar çı kabilir.Bunlar çaktırmadan cemaati yanlış yönlere gö türebilirler.Kişi hakimiye tinden kurtulur bu sefer grup hakimiyetine girilir. Bu da son derce tehlikeli dir.Bunun çaresi; "Mame hüren hırsızlarını tevbekâr eden sırdır"diye düşünü yorum.

  • A. Mumcu

    10.5.2021 08:43:25

    Bence tarihi öneme sahip bir yazı olmuş. Yorumlardan ağabeyim Sezai Mumcu'nun yorumlarına aynen katılıyorum.

  • Daniyal ates

    10.5.2021 05:18:07

    Şükrü hocam tebrik ediyorum kaleminize sağlık Rabb'im sıhhat afiyet versin

  • Rasim

    10.5.2021 04:35:15

    Anadilimizde bulduğumuz bu saf kaynağı yüz milyonlara ulaştırmak için de en az bir yabancı dil öğrenmek ihtiyaç gibi görünüyor.

  • Bedreddin

    10.5.2021 03:23:31

    Herbirimiz Risale-i Nurun sahsı manevisinde toprak olacaz.Kardeş kardeşe peder olamaz,mürşid vaziyetini takınamaz..

  • H.Hilal

    10.5.2021 02:21:29

    Ne kadar güzel bir noktadan yakalamışsınız.. farklı pencerelerden bakabilmek.. hayret edebilmek.. Allah razı olsun... naif kaleminize sağlık 😊

  • Zeliha

    10.5.2021 02:19:38

    Risale-i Nur her an kendini yeniliyor. O kadar canlı ki. Kur'an nasıl tazeliği korumuş ve her zamana ayrı bir yönü açılmışsa (ihtiyaca binaen) Risale-i Nur da Kur'an'ın manevi mucizevi bir tefsiri olduğu için hızla değişen ve yenilenen fitratlara ve ihtiyaçlarına cevap verecektir. Hız çağındayız. Her şey çok çabuk yenileniyor. Çocukların ve gençlerin karşı karşıya kaldığı her türlü probleme daha uzmanlar isim koyamazken Risale-i Nur hastalığı teşhis ediyor ilacı hazır elimize veriyor. Haza min fadli. Ama dediğiniz gibi şahıslar aradan çıkıpta kitapla başbaşa kalırsak. Ki dediğiniz gibi artık o döneme girdik. Şefik abinin saatlerce 10. Sözü okuduğu çocukların torunları şimdi kitabı eline almak ve ne anladığını bize anlatmak istiyor. Onları dinleyelim ve birlikte okuyalım inşaallah

  • Serap

    10.5.2021 01:25:19

    Bu günü geçmiş ile karşılaştıramayacağımız kadar farklı bir değişimin eşiğindeyiz. Çizgiyi güzel yakalamışsınız tebrik ederim.

  • Kerem

    10.5.2021 01:16:52

    Bir dönemin kapıları, sessizce kapanıyor. Zaman sayfasındaki olayları nurlardaki prensiplere uygun değerlendirenler, mutlaka kazanacaklardır.

  • Mehmet Demir

    10.5.2021 01:14:41

    👍kaleminize sağlık hocam güzel bir yazı.

  • Sezai MUMCU

    10.5.2021 00:59:28

    ÖNERIM Bir sonraki Umumî MESVERETe bir gündem maddesi: GENCLIK REHBERININ bundan sonraki YENI BASIMLARINA BU MAKALENIN BIR HARFINE DOKUNMADAN ILAVE EDILMESI Yazarimiz Sükrü Bulut Bey böyle bir tekliften habersiz belki Leyle i Kadir in manevî meyvesî olarak ihlasla kaleme aldi. Bu basimdan 1000 adet muhtelif cocuk Isahhanelerine hediye edilmek icin gönderilecek Genclik Rehberi masraflarini karsilamayi buradan taahüt ediyorum.

  • Sezai MUMCU

    10.5.2021 00:43:24

    İstinad-Noktamız Kur'an-i Azimüşşan'ın bir mu'cizesi olan Risale-i Nur Külliyati'nın her bir hakikatı! Kainatı Allah RIZASI doğrultusunda yerinden oynatabilecek Kur'anî KUVVET BURADA VAR. Allah'ın bir KÜN/OL emri ile Kainat oluverdiyse ALLAHIN MÜBAREK ve AZİZ KELAM KÜLLIYATI KUR'AN ve onun mu'cizelerinden sadece biri olan Risale-i NUR Külliyatı'ndaki KUVVETİN önü ENGEL TANIMAZ! Bu imkanı BİLEREK VE İSTEYEREK elinin tersiyle itmek kanımca AKLINI, RUHUNU, VICDANINI, IMANINI alıp ÇÖPE ATMAK DEMEKTİR. Merhum ve muazzez Üstadımız Bediüzzaman Said Nursî'nin tabiriyle 'Eşref-ül Mahlukat'lıktan sukut edip İNSANLIKTAN ÇIKMAKTIR!' Sadakte ve bil hakkı natakte ya eyyühel üstad!

  • Ömer Ergün

    10.5.2021 00:41:52

    Nasıl bir dönemdir. Nasıl hizmet edilecek bu soruların cevabı bu yazıda yok

  • Ozan Kaya

    10.5.2021 00:31:07

    “Ağabey yok, ferdi gelenek yok, soracak bir mercii yok, örnek alınacak bir şahıs yok ve hiçbir otorite yok… İşte kitap ile baş başa kaldık. Yeni dönemin bir özelliği de, şahs-ı maneviden başka hiç kimsenin öne çıkamayacağı bir ortamın oluşması olmalı.” En elzem düstur. MaşaAllah.

  • Halil İbrahim Karahan

    10.5.2021 00:14:28

    Allah razı olsun abi. GAYET GÜZEL. TEBRİK EDERİM.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı