"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Aşkın rahmet rakamlara sığmaz

Süleyman KÖSMENE
04 Haziran 2020, Perşembe
Ahmed Cemil Çökren: “Şevval ayında kaza orucu tutan birisi Şevval ayı orucunu da tutmuş olur mu?”

FEYİZ ÜSTÜNE FEYİZ 

Peygamber Efendimiz’in (asm) Şevval ayına mahsus müjdeleri vardır. Bu müjdeler Ramazan ayı ile birleştiğinde bir yılı kapsayan bir ibadete dönüşüyor. Buyuruyor ki: “Her kim Ramazan ayında oruç tutar da sonra buna Şevval ayından altı gün ilâve ederse, bütün yılı oruçlu geçirmiş gibi olur.” 1

Bire on sevap verilerek, otuz altı günlük orucun, bir yıllık oruç gibi muamele görmesi Allah’ın büyük bir lütfudur. Kaza, adak veya benzeri oruçları bu ayda tutan bir kimse, Şevval ayı orucunun feyiz, bereket ve faziletinden de inşallah istifade eder.

Burada rakamlara boğulmaya gerek yoktur. Rahmeti, feyzi ve bereketi hesap rakamlarıyla ifade etmek imkânsızdır. Hatta feyzi kaçıran bir husustur.

Evet, hesapladığınız zaman, otuz gün Ramazandan, altı gün de Şevval’den olmak suretiyle toplamda otuz altı gün oruç tutan bir Müslüman’ın bire on sevap hesabıyla üç yüz altmış gün, yani bir yıllık oruç sevabı kazandığı müjdelenmiştir.

Fakat bu bir mirsad-ı tefekkürdür, bir tefekkür penceresidir, bir misal tablosudur. Rahmetin feyzinin çok olduğuna kinayedir. Otuz altı günlük oruçta, en az bire on sevabın nerelere ulaştığını gösteren nebevî bir misaldir.

RAKAMLAR KESRETTEN KİNAYEDİR   

Bu nebevî misalde rakamlar temsilîdir. Kesretten kinayedir.

Söz gelişi Ramazanın yirmi dokuz gün çektiği aylarda da aynı sevap vardır. Oysa otuz beş ediyor. Öte yandan Ramazan orucu farz bir oruçtur. Şevval orucu ise sünnettir. Farz ile sünneti toplayarak devasa bir rahmete ulaşıyorsunuz. Halbuki farz orucun sevabı ile sünnet orucun sevabı bir değildir.

Bir diğer husus, orucun sevabını tartma, rakamlarla ifade etme gücümüz yoktur. Bir “yıl orucu” Allah katında neye tekabül ediyor, bilmiyoruz. Çünkü Allah (cc), “Orucun sevabını Ben vereceğim.” buyurmuştur. Halbuki bütün sevapları Cenab-ı Allah veriyor. Ve biz hiçbir ibadetin sevabının tam olarak ne demek olduğunu bilmiyoruz. Bir vakit kıldığımız namazla baki âlemde nasıl bir kâr elde ettiğimizi bilmiyoruz. Bir haseneye en az on, bazen yüz, bazen yedi yüz, bazen bin, bazen otuz bin sevabın özgül ağırlığını bilmiyoruz.

Aynı ibadette ben ancak on sevap alabilirken belki siz bin sevap alıyorsunuz. Buradaki bereket ve kerem sırrını ihata edemiyoruz. 

Evet, ihlâs, huşu, takva gibi manevî değer ölçüleri önemli olsa da, ne ihlâsın sevap değerini, ne de diğerlerinin özgül ağırlığını bilme imkânına sahip değiliz.

Evet, Bediüzzaman Hazretleri bir mısır tanesinin tarlada iki bin mısır tanesi ürüne sebep olduğu misalini vererek, rahmetin aşkınlığını aklımıza yaklaştırıyor. 2 –bin barekallah- Fakat iki bin mısır tanesi ile ifade edilen rahmetin, Allah katında karşılığı nedir? Bunun bilgisi Allah’a aittir.

AŞKIN RAHMETİ RAKAMLARA SIĞMAZ

Ancak bildiğimiz bir şey var: Bu feyizler ve bereketler tamamen Allah’ın rahmetinin –tabir caizse- coşkunluğunu, taşkınlığını, kulun boyutunu aşacak biçimde bolluğunu, kulu yutacak derecede aşkınlığını ifade ediyor. Bu aşkın rahmeti rakamlara sığdıramayız.

Dolayısıyla bize düşen, misal-ı nebevî ölçüsünde kalmak ve ibadetimizi yapmaktır. Sevap vermek Cenab-ı Allah’a aittir.

Diyelim ki, Ramazan orucumu tutmuşum. Fakat on gün oruç borcum vardır. Şevval ayında da on günlük kaza orucumu tuttum.

Gönlüm istiyor ki yıl orucu sevabını da kazanayım. Ama Ramazan orucu, kaza orucu derken, takatim kalmadı. Nafile oruç tutamadım. Fakat Şevval ayı bereketini de umuyorum.

Allah’ın rahmeti geniştir. Artık rakamlarla uğraşmama ihtiyaç kalmamıştır. Allah’ın fazlından ve bereketinden Şevval orucu sevabını da, yıl orucu sevabını da ümid etmeme hiçbir engel yoktur. Çünkü, “Allah’ın rahmetinden ümit kesmemem” 3 de gerekiyor.

Rahmet beni çoktan yutmuştur. Bunu ne ben, ne başkası ölçemez!

DUÂ

Allah’ım! Amelimizi salih eyle! Rızanı yakın kıl! Gazabını uzak eyle! Rahmetini yar kıl! Sevabımızı nemalandır! Günahımızı mafüv kıl! İnayetini esirgeme! Âmin.

Dipnotlar:

1- Müslim, Sıyâm, 204; Tirmizî, Savm, 53; Ebû Dâvûd, Savm, 59. 2- Sözler, s. 38. 3- Zümer Sûresi: 53.

Okunma Sayısı: 2512
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Said Haktan

    4.6.2020 18:40:10

    Aiiah cc razı olsun yaptığınız dua kabul olsun.amin.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı