Fikret Çalışkan: “İsra 55’te, ‘Andolsun, peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık” buyuruluyor. Halbuki, Bakara sûresinde ‘Biz peygamberleri ayırt etmeyiz’ buyurulmuyor mu? Bu âyetler nasıl anlaşılacak?”
Peygamberler Dört Sınıftır
Peygamberler arasında üstünlük caizdir ve vakidir. Bakara suresinde geçen, “Allah elçileri arasında ayırım yapmayız.”1 Cümlesi bu üstünlüğe mani değildir. Çünkü bunu söyleyen mü’minlerdir ve kast ettikleri, mü’minlerin iman açısından peygamberler arasında ayırım yapmadıklarıdır. Hiçbir peygamberin hak olduğundan şüphe etmedikleridir.
Peygamberlerin hepsinin günah işlemekten masum oluşları da derece farkına mani değildir. Öyle ki, nebilerle resuller bir olmadığı gibi, belirli kavimlere gönderilenlerle, bütün cihana gönderilenler de bir değildir. Aralarında derece farkı vardır.
Nitekim, bahsettiğiniz, “Peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık.”2 ayetleri de bunu bildiriyor.
Üstünlük sırasına göre peygamberler dört sınıftır: 1-Hatemü’l-Enbiya olan Hazret-i Muhammed (asm). 2-Ulü’l-Azm Peygamberler. Bunların sayısı altıdır: Hz. Âdem, Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed (asm) 3-Resuller. Yani, kendisine kitap gelmiş olanlar. 4-Nebiler. Yani, kendisine kitap gelmemiş olanlar.
Salli Barik Duasındaki Teşbih
Namazda teşehhütten sonra okuduğumuz Salli Barik duasında bir teşbih vardır ki, ilk bakışta teşbih kuralına uygun düşmüyor. Duanın manası şöyledir:
“Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e ve O’nun al ve ashabına, salât eyle. Tıpkı Hazret-i İbrahim’e ve O’nun âline salât eylediğin gibi... Allah’ım! Efendimiz Muhammed’i ve O’nun al ve ashabını kutlu kıl! Tıpkı Hazret-i İbrahim ve O’nun âlini kutlu kıldığın gibi.”
Bu İlahî metinden anladığımız, Cenab-ı Allah’ın Hazret-i İbrahim’e (as) ve O’nun âline rahmet etmesi ve O nurlu soy ağacını mübarek kılmasıdır. Hazret-i Muhammed (asm) ile O’nun âli dediğimiz nurlu soy ağacı için de Cenab-ı Allah’tan tıpkı Hazret-i İbrahim’e (as) lütfedilen rahmet ve kutluluk gibi rahmet ve kutluluk istiyoruz.
Oysa zaten “Muhammed (asm), İbrahim’den (as) daha ziyade rahmete mazhardır ve daha büyüktür.”3 Mesela Hazret-i Muhammed’e (asm) Makam-ı Mahmud verilmiştir ki, rahmetin zirvesidir. O halde bu teşbihin sırrı nedir?
Altıncı Şuâ’da Anlatılanlar
Üstad hazretleri Altıncı Şuâ’da konuyla ilgili üç vecihli bir soruya cevap veriyor:
1-Bu teşbihin hikmeti nedir? 2-Bu teşbih neden teşehhüde tahsis edilmiştir? 3-Dua bir defa kabule mazhar olsa yeterli iken ve bu dua kabule mazhar olmuş iken, neden namazda sürekli şekilde bu duanın yapılması vazedilmiştir?
1-Hazret-i Muhammed’in (asm) âli evliyadır. Hazret-i İbrahim’in (as) âli enbiyadır. Evliya enbiyaya yetişemiyor. Bu duanın kabule mazhar olduğu, “Ümmetimin âlimleri beni İsrail peygamberleri gibidir.”14 Hadisinden anlaşılıyor.
2-Bu kabul olmuş duanın namazda okunmasının hikmeti, ümmeti iman yönüyle böyle bir muhteşem kafile-i kübra ile güçlendirmektir. Farkındalık oluşturmak suretiyle, ümmetin ne kadar muhkem ve sağlam bir yolda gittiklerini fark ettirmektir. Bu sağlam yola devamlarını sağlamaktır. Öyle ki, Fatiha suresinde geçen, Allah’ın nimet verdiği nuranî kafilenin yolu bu kutlu yoldur.
3-Ümmetin milyonlarca evliyası ve salih kimseleri ile birlikte bu yüksek duaya namazda devam etmelerinin hikmeti ise, Hazret-i Muhammed (asm)’e Makam-ı Mahmud verilmesine ve netice itibariyle ümmetin bu yüksek makam üzerinden şefaat-ı kübraya ulaşmasına işarettir.15
Dipnotlar:
1- Bakara Suresi: 285
2- Bakara Suresi: 253; İsra Suresi: 55
3- Şuâlar, s. 116
4- Keşfu’l-Hafa, 2/64
5- Şuâlar, s. 118