"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İçkinin zararları ve vehmedilen faydaları

Süleyman KÖSMENE
01 Ekim 2021, Cuma
Osman Zengin: “Bakara Sûresi 219. Âyetinde? içkinin bir takım faydasından bahsedilir. Bundan kasıt nedir?”

Kötülüklerin Anası

Peygamber Efendimiz’in (asm), “bütün kötülüklerin anası” 1 buyurduğu içki; sinir sistemini, beyin damarlarını, omurilik ve çevre sinirlerini çok çabuk yıpratır. Beyin üzerinde öldürücü darbeleri vardır. Beyin sinirlerini zedeleyerek kısmî felçlere sebep olur. Göz sinirlerini tahrip ederek gözlerin bozulmasına sebep olur. Kalp hücrelerini yorar. Kalp hücrelerinde meydana gelen yorgunluk, “miyokard” denilen kalp adalesinin yıpranmasına yol açar. Böbrekte yara açar, kanın süzülmesini aksatır. Yaralı böbrek idrardaki zehirleri süzemez hale gelir. Bu zehirli maddeler kana karışır ve “üremi” denilen kan zehirlenmesine yol açar. Damarlarda kireçlenme meydana getirir. Bu ise erken bunamaya sebep olur. Hücreleri uyuşturur, vücudun hastalıklara karşı direncini kırar. Karaciğerin, kan yığılmasıyla önce büyümesine, sonra büzülmesine yol açar. 

İçkinin ruh üzerindeki zararları çok daha vahimdir: Zihin, dikkat, şuur ve irade üzerinde korkunç dağınıklıklara sebep olur. Şiddetli ümitsizlik ve karamsarlık doğurur. Dikkat, şuur ve iradenin zayıflamasıyla kavgalara, cinayetlere, aile geçimsizliklerine, dostlukların bozulmasına, acı trafik kazalarına ve asayişi ihlâl edici fiillere sebep olur. 

İçki, fertte ve toplumun bünyesinde, sosyal ve iktisadî hayatta kapanmaz yaralar açar, acı felâketler doğurur. Aile nafakasını içkiye verenler, faydasız ve boş yere harcama yaparak israf etmiş olmakla beraber, aile ve çocuklarının hakkını da yemiş olurlar.  

İçkinin uhrevî zararları fizikî ve sosyal bünyemiz üzerinde değil; -Allah affetmediği takdirde- benliğimiz, kişiliğimiz, karakterimiz, varlığımız, mâneviyâtımız, ebedî ümitlerimiz, saadetimiz ve sevincimiz üzerinde tam bir yıkım getirir.  

İçkinin Günah ve Af Boyutu    

İçki büyük günahlardandır. Ancak Allah’ın affı, merhameti ve mağfireti geniştir. Kim günahı terk eder ve Allah’a dönerse, Allah’ın af ve mağfiretinin –inşallah- onunla olacağına dâir kuvvetli müjdeler vardır. Allah bütün günahları bağışlar. 2 Yeter ki kul Rabb’ine bir adım atsın; Allah kulunu koşarak kucaklar. 

Yeter ki kul haramı helâl, helâlı haram saymasın ve hiçbir şeyi ortak koşmayarak O’na dönsün, tevbe etsin; yerle gök arası günahları da olsa, Allah affeder. 3 

İçkili iken veya sarhoşken namaz kılınmaz. Fakat sarhoş değilken, ne okuduğunu ve ne söylediğini bilmek şartıyla, namaz kılınır.

Sarhoşluk geçtikten sonra pişmanlık duyulabilir, bir daha içki kullanmayacağına dâir Allah’a içtenlikle söz verilebilir, tevbe ve istiğfar yapılabilir.  

İçkinin Faydaları Var mıdır?

Âyette içkinin bazı faydaları olduğu ifade edilmiştir. Bu faydaları gıda değeri açısından anlamamalıdır. İçkinin bir içecek olarak hiçbir gıda değerinin olmadığı malûmdur. 

Ancak alkol başka sektörlerde gayet faydalı olabilir. Meselâ alkol çok etkin şekilde temizlik sektöründe kullanılabilir. Kusursuz bir temizleyicidir. İyi bir dezenfektandır. Bu haram değildir. Bu çerçevede ticareti de yapılabilir. Bunlar faydalarından bazılarıdır. Ancak içilmesi külliyen zararlıdır ve haramdır.  

Öte yandan âyette söz konusu edilen “faydalar” gerçek faydalar olmayıp, içki kullanan insanlarca düşünülen ve var sayılan “sübjektif faydalar” da olabilir. Meselâ içkinin biraz neşe ve lezzet verdiği, yüksek ticarî kârlar getirdiği düşünülür ve korkak tabiatlı olanlara cesaret ve kuvvet verdiği ve efkârı dağıttığı zannedilir.       

Oysa âyette hemen ifade edilir ki, bu faydalar birer vehimdir, birer yanılgıdır, gerçek değildir, hakikati yoktur, “içkinin zararı -var sayılan- faydasından çoktur.” Menfaatleri hakikî ve sağlam menfaat değildir. Verdiği neşe sarhoşluğa dönüşür. Görünüşte verdiği cesaret felâket getirir. Efkârı dağıtmaz, daha büyük dert getirir. Getirdiği sanılan kâr ve kazanç bereketsizdir, hayırsızdır, haramdır. Verdiği sanılan kuvvet sıhhati bozar. Getirdiği sanılan dostluk ve muhabbet, geçicidir, menfaate dönüktür, çabuk bozulur. Müptelâ olanlar yakalarını zor kurtarırlar. Neşe ve lezzetleri ferdî olduğu halde, verdiği zarar hem ferdî, hem içtimaîdir. 

Dipnotlar:

1- Suyûtî, Câmi’üs-Sağîr, 2/12. 2- Zümer Sûresi, 39/53. 3- Riyâzu’s-Sâlihîn, 412.

Okunma Sayısı: 1548
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı