"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Rahman’ın yaratışında hiçbir kusur görmezsin

Süleyman KÖSMENE
11 Eylül 2019, Çarşamba
Muzaffer Bey: “Dokuzuncu Söz İkinci Nüktede geçen, “Kâinatın bütün kusuratından münezzeh ve muarra olduğunu” cümlesinde geçen kâinatın kusuratı nelerdir?”

YERİNCEDİR OL ÖYLE  

Kâinatta her şey ya doğrudan, ya da dolaylı olarak hayırdır, hayrı netice verir. Kur’ân’ın ifadesiyle: “Allah her şeyi en güzel şekilde yaratmıştır.” 1 

Bu âyetin tefsirinde Bediüzzaman diyor ki: “Her şeyde, hatta en çirkin görünen şeylerde, hakikî bir hüsün ciheti vardır. Evet, kâinattaki her şey, her hâdise, ya bizzat güzeldir, ona hüsn-ü bizzat denilir veya neticeleri cihetiyle güzeldir ki, ona hüsn-ü bilgayr denilir. Bir kısım hâdiseler var ki, zâhiri çirkin, müşevveştir. Fakat o zahirî perde altında gayet parlak güzellikler ve intizamlar var.” 2

Kâinatta kusur yoktur. Her şey mükemmeldir, her şey tam olması gereken yerdedir, her şey en güzel şekildedir. 

Aynen İmam-ı Gazalî’nin dediği gibi: “Kâinatta hiçbir şeyin, olduğundan daha güzel biçimi yoktur.” 

Ve aynen İbrahim Hakkı’nın dediği gibidir: “Deme şu niçün şöyle, bak sonuna sabreyle, yerincedir ol öyle! Mevlâ görelim neyler, Neylerse güzel eyler.”

Nitekim şu âyet de akıl sahiplerine çağrı yapıyor: “Rahmân’ın yaratışında hiçbir kusur göremezsin. Bir kere bak! Hiçbir çatlak görüyor musun? Sonra gözünü iki def’a daha çevir, bak: Göz sana yorgun ve zelil bir halde geri dönecektir.” 3

RUBUBİYETİN PAKLIĞI NE İSTER?  

Kâinatta kusur yoktur; eyvallah! Fakat bizim vehmimize gelince iş değişiyor. Biz hoşumuza gitmeyen tecellileri kusur görüp, bundan da Cenab-ı Allah’ı sorumlu tutabiliyoruz. Bu ise itikadımıza zarar veriyor.

İşte bunu önlemek için esbap vazedilmiştir. Bizim kusur gördüğümüz hoşumuza gitmeyen meselelerde esbaba vurmamızda itikaden bir sakınca yoktur.

Dokuzuncu Sözün İkinci Nüktesinde ibadetin hikmeti anlatılıyor. “Rubûbiyetin saltanatı, nasıl ki ubûdiyeti ve itaati ister; Rubûbiyetin kudsiyeti, pâklığı dahi ister ki, abd, kendi kusurunu görüp istiğfar ile ve Rabbini bütün nekàisten pâk ve müberrâ ve ehl-i dalâletin efkâr-ı bâtılasından münezzeh ve muallâ ve kâinatın bütün kusurâtından mukaddes ve muarrâ olduğunu tesbihle, “Sübhanallah” ile ilân etsin.” 4

NEDEN “SÜBHANALLAH” DERİZ? 

Anlaşılıyor ki kul namazda Sübhanalla h demekle:

1- Kendi kusurunu görerek istiğfar etmiş oluyor.

2- Rabbini bütün noksanlıklardan ve kusurlardan uzak görmüş oluyor.

3- Rabbini, dalâlet ehlinin batıl fikirlerinden, şirkinden, kizbinden, küfründen, inkârından, isyanından münezzeh görmüş oluyor.

Meselâ, kâfir ahirete inanmamakla aslında Allah’ı tekzip ediyor. Çünkü ahireti haber veren bizzat Cenab-ı Allah’tır. İşte mü’min “Sübhanallah” demekle kâfirin Allah’a yalancılık isnad etmesinden Allah’ın münezzeh olduğunu ikrar ve ifade etmiş olur.

VEHMÎ KUSURLAR  

4- Rabbini, kâinatın bütün kusurlarından mukaddes görmüş oluyor.

Burada ifade edilen şu ki: Cenab-ı Hak kusursuzdur. Kâinatın ise gerçekte kusuru olmamakla beraber, vehmimize, hiss-i zahirimize, zannımıza veya algımıza birçok kusurlar düşmektedir. Bu vehmî kusurlar itikat dünyamızı alt üst edebilir.

Meselâ, aslında neticesi itibariyle güzel olan ve gerçekte bir kusur da olmayan musîbetler, hastalıklar, belâlar, yıkımlar, bitişler, sönüşler, ölümler 5 bizim hiç hoşumuza gitmez. Bu açıdan sebepler devreye sokulmuştur. Hoşumuza gitmeyen şeylerde Cenab-ı Hak’tan şikâyet etmeyip şikâyetleri sebeplere yöneltmek 6, hem tedbir almamıza imkân verir, hem de itikat değerlerimizi muhafaza eder.

Bu meyanda ibadetlerimizin içine öyle güzel kelimeler konmuştur ki, bu kelimelerle Cenab-ı Allah’ı zikrettiğimizde hem böyle kusurları Cenab-ı Hakk’a vermekten kaynaklanan günahlarımız için tövbe etmiş oluruz, hem de Cenab-ı Hakk’ın kusursuzluğunu ikrar ve ilân etmiş oluruz. Sebeplerin kusurları da sebeplerden öteye geçmez.

İşte “Sübhanallah” böyle mübarek kelimelerdendir.

Dipnotlar:

1- Secde Suresi: 7. 2- Sözler, s. 210 . 3 -Mülk Suresi: 3-4 . 4- Sözler, s. 45. 5 -Şualar, s. 33. 6- Mesnevi-i Nuriye, s. 21, 22.

Okunma Sayısı: 1187
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı