"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Rüyada veya uykuda iman gider mi?

Süleyman KÖSMENE
20 Ocak 2022, Perşembe
İstanbul’dan Ebru Özdemir: “‘Ahir zamanda kişi Müslüman yatar, kâfir kalkar’ hadisini nasıl anlamalıyız? Rüyada veya uykuda iman gider mi?”

Ahir Zaman Fitneleri

Rüyada ve uykuda iman gitmez. İman, imanımızı tahkikî bilgilerle takviye etmediğimizde, küfür dünyasının aklı ve kalbi çeldiren düşüncelerine kapılarak uyanık iken gider. Ahir zamanın en müzmin problemidir.

Peygamber Efendimiz (asm) buyurdu ki: “İlerde fitneler olacak. Öyle ki kişi mü’min sabahlayacak, kâfir akşamlayacak. Ancak Allah’ın ilimle kalbini dirilttiği kimseler hariç.” 1

Bir diğer rivayet de şöyledir: “Kıyametten hemen önce karanlık gecenin parçaları gibi fitneler var. Kişi o fitnelerde mü’min olarak sabaha erer, akşama kâfir olur; mü’min olarak akşama erer, sabaha kâfir çıkar. O fitnede oturan, ayakta durandan hayırlıdır. Yürüyen koşandan hayırlıdır. Öyleyse yaylarınızı kırın, kirişlerinizi parçalayın, kılıçlarınızı da taşa vurun. Sizden birinin evine girerlerse, Hz. Âdem’in iki oğlundan hayırlısı olsun (ölen olsun, öldüren değil).” 2

Bahtsızlığın En Dramatik Hali

Karanlık gecelerin parçalarının tam karanlığında bulunuyoruz. Hadisten anladığımız, imanımıza öyle hücumlar olacak ki, mü’min kimliğimizi korumamız zorlaşacak! İmanımız yara alacak. İmanımızın altın değerlerine karşı, nice değersiz ve silik cereyanlar imanımızı çalmaya yeltenecek! Dinî değerler ucuzdan ucuza inecek!

Yüz sene önce Isparta’lı Topal Şükrü Efendi’nin şiirlerinde terennüm ettiği facianın tam ortasındayız: “Sûk-ı asr içre, bütün dad ü sitâd küfr-ü dalal; Müşteri kalmadı, din indi ucuzdan ucuza.” 3

Bu gün din ucuza indi! Asrımızın çarşısında dinsizlik düsturları hüküm sürüyor. Oysa ahirete yolculuk kesilmedi, hız kazandı. İnsanların ebedî hayatı kazanmak için geldikleri ve az bir müddet yaşadıkları dünyada, dinsiz felsefenin ve sefih medeniyetin cazibesine kapılıp imanını kaybetmek ve ebedî şekâvete düşmek bahtsızlığın en dramatik hali olsa gerektir. 

Zamanımızda imanı korumak ancak iman-ı tahkikiyi kazanmakla mümkün! Taklidî imanlar zayıf kalıyor ve medeniyetin fanteziyelerine yenik düşüyor. Bu da iman açısından büyük tehlike arz ediyor. 

Karşımda Müthiş Bir Yangın Var!

İşte Üstad Bedüzzaman Hazretleri’nin, yüz yıl önce imansızlığı bir yangın görmesi ve bu yangını söndürmek için hayatını ortaya koyması bundandır. Şu sözler kolay söylenir mi?

“Dünya, büyük bir mânevî buhran geçiriyor. Mânevî temelleri sarsılan Garb cemiyeti içinde doğan bir hastalık, bir veba, bir taûn felâketi gittikçe yeryüzüne dağılıyor. Bu müthiş sârî illete karşı İslâm cemiyeti ne gibi çarelerle karşı koyacak? Garbın çürümüş, kokmuş, tefessüh etmiş, bâtıl formülleriyle mi? Yoksa İslâm cemiyetinin ter ü taze îman esaslariyle mi? Büyük kafaları gaflet içinde görüyorum. İman kalesini, küfrün çürük direkleri tutamaz. Onun için, ben yalnız îman üzerine mesaimi teksif etmiş bulunuyorum.” 4

“Bana, “Sen şuna buna niçin sataştın?” diyorlar. Farkında değilim. Karşımda müthiş bir yangın var. Alevleri göklere yükseliyor. İçinde evlâdım yanıyor, îmanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeğe, imanımı kurtarmağa koşuyorum. Yolda biri beni kösteklemek istemiş de ayağım ona çarpmış. Ne ehemmiyeti var? O müthiş yangın karşısında bu küçük hâdise bir kıymet ifade eder mi? Dar düşünceler! Dar görüşler!” 5 

“Ben cemiyetin îman selâmeti yolunda âhiretimi de feda ettim. Gözümde ne Cennet sevdası var, ne Cehennem korkusu. Cemiyetin, yirmi beş milyon Türk cemiyetinin imanı namına bir Said değil, bin Said feda olsun. Kur’ânımız yeryüzünde cemaatsiz kalırsa Cenneti de istemem; orası da bana zindan olur. Milletimizin îmanını selâmette görürsem, Cehennemin alevleri içinde yanmağa razıyım. Çünkü vücudum yanarken, gönlüm gül-gülistan olur.” 6

Asrımızda imanımızı korumanın ve inkâr fırtınalarından uzak kalmanın en kolay yolu, kalplerde bir iman inkılâbı meydana getiren Risale-i Nurlar’ı çok okumaktan geçiyor. 

Dipnotlar:

1- Ramûzu’l-Ehadis s. 299/7. 2- Ebu Davud, Fiten 2, (4259, 4262); Tirmizî, Fiten 33, (2205). 3- Sikke-i Tasdik-i Gaybî, s. 36. 4- Tarihçe-i Hayat, s. 644. 5- Tarihçe-i Hayat, s. 644. 6- Tarihçe-i Hayat, s. 645.

Okunma Sayısı: 1989
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • mustafa

    20.1.2022 10:13:17

    Güzel bir yazı olmuş, kaleminize sağlık ağabey. Kanaatimce bu hadisleri anlamaya çalışırken 1400 yıldır her asırda o asra yol gösterici tevillerinin olduğunu ve bundan sonra da doğru tevilllerinin olabileceğini göz önünde bulundurmalıyız. Dolayısıyla son zamanlarda gündemde olan metaverse konusunun bu konuyla yakından alakası olabileceğini göz ardı etmemeliyiz. Selamlar.

  • MURAT HALİL BÜLBÜLOĞLU

    20.1.2022 09:16:43

    Allah c.c. razı olsun

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı