"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Sen olmasaydın ben âlemleri yaratmazdım”

Süleyman KÖSMENE
31 Ağustos 2026, Pazartesi
Zülfikar Balpetek: “Levlake hadisinin kaynağını bazı hocalar kabul etmiyorlarmış. Bu konuda ne diyeceğiz?”

Hadis Sahihtir  

Levlake hadisi bir hadis-i kudsîdir. Manası şudur: “Sen olmasaydın ben âlemleri yaratmazdım”    

Bu hadis-i kudsî Risâle-i Nur’da birçok yönleriyle izah ve tefsir edilmiştir.1 Bediüzzaman Hazretleri bu hadis-i kudsîden hareketle, (çekirdek-ağaç-meyve-meyve içinde yine çekirdek) misalinde olduğu gibi, Peygamber Efendimiz’in (asm) maddî ve manevî varlığının bu kâinat ağacının hem çekirdeği, hem meyvesi hükmünde olduğunu kaydetmiş2 ve kâinatın varlık sebebi olarak Hz. Muhammed’i (asm) göstermiştir.3 

Bediüzzaman Said Nursî gibi bir hadis hafızı tarafından sıhhati kabul gören ve âdetullaha uygun bir yaklaşımla işlenmiş, izah ve tefsir edilmiş bir hadis için, daha başka kaynak aramak aslında abesle iştigal olur. 

Bu hadis, hadis kaynaklarında da yer alıyor. Hadis, Keşfü’l-Hafâ’da kayıtlıdır.4 

Mana Kur’ân’a Uygundur

Peygamber Efendimiz (asm) bildirmiştir ki, Allah her şeyden evvel, Kendi nurundan, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’ın nurunu yaratmıştır. Bu nur yaratıldığında ne Levh u Kalem, ne Cennet, ne Cehennem, ne melekler, ne gök, ne yer, ne güneş, ne ay, ne cin ve ne insan vardı.5

Her şeyi bir çekirdekten yaratması Allah’ın kâinatta cari kıldığı kanunlarındandır. Allah, ağaçları, bitkileri, hayvanları, balıkları, kuşları, insanları hep birer çekirdekten, tohumdan, yumurtadan yaratıyor. Kâinatı bir büyük ağaç kabul ettiğimizde; bu büyük kâinat ağacının da bir çekirdeğinin, bir hamurunun, bir tohumunun olması ve bu tohum ve çekirdek üzerine koca kâinat ağacının bina edilmesi, başka bir ifadeyle bu koca kâinat ağacının her zerresinde ve her hareketinde bu çekirdekten bir nuranî boya bulunması Allah’ın hikmetinin ve âdetinin bir gereğidir. Ve bu mana Kur’ân’a uygundur.   

Nitekim tabiatta görüyoruz ki, çekirdekte ne plan varsa, ağaçta ortaya çıkan dal budak odur. Tohumda ne program varsa, bitkide bize gülümseyen meyve odur. Yumurtada ne tasarım varsa, tâvûs kuşunda meydana gelen rengârenk vücut o tasarımın gerçekleşmesinden başka bir şey değildir.  

O halde bu koca kâinatın da, Allah’ın âdetine ve hikmetine uygun program yüklü bir çekirdeğinin, tasarım yüklü bir tohumunun, plan yüklü bir yumurtasının, proje yüklü bir DNA’sının varlığını akıldan uzak görmemek lâzım.  

Bu hadis-i kudsîde belirtilen hakikat, âlemlerin bir nur çekirdekten yaratılmış olduğu hakikati olsa gerektir. Bu nur çekirdeğin âlemler için, kâinat için ehemmiyet derecesi böyle bildirilmiştir. Yani, önce kutlu ve nurlu bir çekirdeğin yaratıldığı, ardından bu çekirdeğin üzerine âlemin bina edildiği ifade edilmiştir. 

O halde kâinatın hamurunda bulunan Hz. Muhammed’in (asm) nuru, bu kâinatın çekirdeği hükmündedir. Nitekim Üstad Bediüzzaman’a göre, bu büyük âleme büyük bir kitap nazarıyla baktığımızda, Hz. Muhammed’in (asm) nuru o kitabın kâtibinin kaleminin mürekkebi olur. Bu mürekkep bütün kâinatı kendi rengiyle boyamıştır. Eğer kâinatı bir büyük ağaç farz edersek, Hz. Muhammed’in (asm) nuru bu büyük ağacın hem çekirdeği hem meyvesi olur!6 

Kıyamet Ne Zaman Kopar?

Nihâyet Hz. Muhammed (asm) İslâmiyet meyvesini, Kur’ân şuurunu ve Sünnet-i Seniyye aklını kâinatın başına geçirmiştir. Böylece kâinat ağacı en kâmil meyvesini vermiştir. 

Demek İslâmiyet ile kâinat, ruh ile beden gibidir. Kur’ân ile kâinat şuur ile vücut gibidir. Sünnet-i Seniyye ile kâinat, akıl ile insan gibidir. Nitekim Üstad Bediüzzaman’a göre, Hz. Muhammed’in (asm) maddî ve manevî hayatı, kâinatın ruhundan süzülmüş bir öz hükmündedir.  

Nihayet bu ön bilgilerden sonra Üstad Bediüzzaman Hazretleri der ki: 

“Eğer kâinattan risalet-i Muhammediyenin (asm) nuru çıksa, gitse, kâinat vefat edecek. Eğer Kur’ân gitse, kâinat divane olacak ve küre-i arz kafasını, aklını kaybedecek, belki şuursuz kalmış olan başını bir seyyareye çarpacak, bir kıyameti koparacak.”7

Dipnotlar:

1- Sözler, s. 72; Sözler, s. 215; Mesnevî-i Nuriye, s. 38; Şualar, s. 537

2- Mesnevî-i Nuriye, s. 99

3- Sözler, s. 113; Lem’alar, s. 329

4- Keşfü’l-Hafâ, 2/164, H. No: 2123

5- Kastalânî, Mevâhibü’l-Ledünniye, 1/7

6- Mesnevî-i Nuriye, s. 99, 100

7 Lem’alar, s. 329

Okunma Sayısı: 225
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı