"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Meşveret kararları içtihat sevabı kazandırır mı? - Meşveret, şûrâ ve şahs-ı manevî -11

Abdülbakî ÇİMİÇ
31 Ağustos 2026, Pazartesi
Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur: “Hâkim içtihad eder de isabet ederse iki ecir; içtihad eder de hata ederse bir ecir alır.”1

Bu hadis, doğrudan doğruya şer’î hüküm çıkarma ehliyetine sahip müçtehitlerin içtihadı hakkında söylenmiştir. Bu sebeple Risale-i Nur hizmetleri için yapılan meşveretleri  teknik manada bu hadisin şümûlündeki “içtihad” ile aynı görmek doğru değildir. Ancak mesele yalnızca fıkhî meseleler açısından değerlendirilmemelidir.

İhlâsla yapılan meşveretin manevî mükâfatı

İslâm dinine göre Allah rızası için yapılan her meşru hizmet ibadettir. Meşverete katılmak, fikir beyan etmek, hakikati aramak, en faydalı yolu bulmaya çalışmak da bu hizmetin mühim bir parçasıdır. Şayet meşverete iştirak edenler; ihlâsla hareket etmiş, şahsî menfaatlerini terk etmiş, nefsini değil hakkı esas almış, Kur’ân ve sünnet ölçülerine bağlı kalmış, samimiyetle en isabetli yolu bulmaya çalışmışlarsa, neticede karar isabet etmese bile yaptıkları samimî gayretin sevabını Allah’ın vereceği umulur. Çünkü Cenab-ı Hak kullarını sadece neticeye göre değil, niyetlerine ve gayretlerine göre de mükâfatlandırmaktadır.

Hata yapma endişesi meşvereti terk ettirmez

Elbette hiçbir meşveret masum değildir. Peygamberler dışında da hiçbir insan hata etmekten muhafaza edilmiş değildir. Şahs-ı manevînin kararları da vahiy değildir. Zaman içinde şartlar değişebilir, yeni gelişmeler ve bilgiler ortaya çıkabilir, önceki kararların değiştirilmesi gerekebilir. Bu vaziyet meşveretin kıymetini azaltmaz. Bilakis meşveretin hayattar ve canlı bir yapı olduğunu gösterir. Mühim olan hata etmemek değil; ihlâsı muhafaza ederek hakkı aramaktır. Nitekim Risale-i Nur’da meşveretin ruhu, şahısların galibiyeti değil hakikatin galibiyetidir. Çünkü “Hakkın hatırı âlîdir, hiçbir şeye feda olunmaz.”2 Hem  “Hak yücedir ve hiçbir şey ondan daha yüce değildir.”3 Öyleyse meşveretlerde hakkı aramak, hakkın hatırını âlî tutmak ve hakkı yüce kabul etmek evlâdır.

Meşveretin muvaffakiyeti ihlâsa bağlıdır

Bir meşveret şeklen yapılmış olabilir; fakat içinde tarafgirlik, fırkacılık, tefrika, tahazzüp, önceden fısıltı yapmak, şahsî hesaplar veya nefsanî rekâbet bulunuyorsa artık meşveretin hakikî ruhu zedelenmiş olur. Bediüzzaman’ın ifade ettiği ihlâs, uhuvvet ve tesanüd esasları korunmadan yapılan toplantılar, meşveretin ismini taşısa bile beklenen bereketi ve neticeyi vermez. Hakikî meşverette herkes kendi hür fikrini söyler; karar çıktıktan sonra ise şahsî fikrini değil, meşveretin kararını sahiplenir. Çünkü artık ortaya çıkan karar şahısların değil, şahs-ı manevînin kararıdır.

Risale-i Nur’a göre meşveret ve şûrâlarda alınan kararlar, fıkıh usûlündeki teknik anlamıyla bir “içtihad” değildir. Dolayısıyla müçtehidlerin içtihadına dâir “isabet ederse iki, hata ederse bir ecir” hadisini doğrudan meşveret kararlarına tatbik etmek isabetli olmaz.

Bununla birlikte, ihlâsla, adaletle, istişare usûlüne riayet ederek ve yalnız Allah rızasını hedefleyerek yapılan meşveretler büyük bir ibadet ve hizmettir. Böyle bir meşverette bulunan kimseler, karar isabet etmese bile samimî niyetleri, gayretleri ve hakkı arama gayretleri sebebiyle Allah’ın rahmetinden sevap umarlar.

Netice itibarıyla meşveretin kıymeti sadece doğru karar vermesinde değil; ihlâsı, tesanüdü ve şahs-ı manevîyi hâkim kılmasındadır. Bu sebeple Risale-i Nur hizmetinde meşveret, hüküm koyan bir içtihad kurumu değil; Kur’ân ve sünnet ölçüleri içinde en doğru ve isabetli hizmet yolunu arayan, şahs-ı manevînin istişare mekânizmasıdır.

Dipnotlar:

1- Buhârî, İ’tisâm 21; Müslim, Akdıye 15. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Akdıye 2; Tirmizî, Ahkâm 2; Nesâî, Âdâbü’l-kudât 3; İbni Mâce, Ahkâm 3

2- ESDE, Makalat, s. 62.

3- Buhârî, Cenâiz 79; ed-Dârakutnî, es-Sünen 3:525; el-Beyhakî, es-Sünenü’l-Kübrâ 6:205; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat 6:128

Okunma Sayısı: 1516
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • S.topuz

    31.08.2026 21:36:54

    [Risale-i Nur’a göre meşveret ve şûrâlarda alınan kararlar, fıkıh usûlündeki teknik anlamıyla bir “içtihad” değildir. Dolayısıyla müçtehidlerin içtihadına dâir “isabet ederse iki, hata ederse bir ecir” hadisini doğrudan meşveret kararlarına tatbik etmek isabetli olmaz.] Mı?! ..."Madem sırf lillah için ve İslâmiyet'in menafii için içtihad edilmiş ve içtihaddan muharebe tevellüd etmiş; elbette hem kàtil hem maktûl ikisi de ehl-i cennettir, ikisi de ehl-i sevaptır diyebiliriz. Her ne kadar Hazret-i Ali'nin içtihadı musîb(isâbetli) ve mukabilindekilerin hata ise de yine azaba müstahak değiller. Çünkü içtihad eden hakkı bulsa iki sevap var. Bulmazsa bir nevi ibadet olan içtihad sevabı olarak bir sevap alır. Hatasından mazurdur."..!!!.. Mektubat[Y] - 57 Bu "İCTİHAD'mı dır, değil midir?" konusunda kesin hüküm vermemek, her halde daha uygun olur, Vesselam! 🤔🥰🙌🌹🤲🌹☝️🌙🕋

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı